CHP'DE ZİHİN KANSERİ!


Yani ne olacak bu CHP’nin hali..
Partide kurultay sesleri iyice yükselmeye devam ediyor..
Kılıçdaroğlu ile bu işin bundan sonra gitmeyeceği, yeni yenilgilerin kaçınılmaz olduğu anlatılıyor..
Yani 7 Haziran öncesi başlayan umut yolculuğu ilk randevuda hayal kırıklığı ile sonuçlandı. Ardından ‘Son bir umut’ denilerek dört kolla sarıldıkları 1 Kasım seçimlerinin akıbetinin de aynı olması o gizli tutulan ‘Umutsuz vaka’ CHP’yi devreye sokmuş durumda..
Yani hasta yeniden komada..
Kurultayların partisi CHP’de, yine kurultay ‘Değişim’ adı altında yeni bir umut olarak gösteriliyor.
Ve tabanda sessiz ve derinden esen dip dalgası fırtınaya dönüşüyor..
CHP için kurtuluş reçeteleri yapılmaya başlandı.
Çünkü ortada AK Parti karşısında ezeli ve ebedi bir CHP yönetimi anlayışı var!..
Trabzon’un yetiştirdiği önemli aydınlardan yazar Nihat Genç’in kaleme aldığı  ‘CHP’de Zihin Kanseri’ başlıklı yazı bu noktada çok şey anlattı..
Bugün Genç’in yazısını noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşmak istedim.
Bakın ne diyor Genç..

***

Sevgili CHP’liler, kimsenin teselli edemeyeceği acılar yaşıyorsunuz.
Birileri size ‘Sen oyuncaklarınla oyna’ demiş ve siz annenizi üzmemek annenizden kopmamak için ‘Oyuncaklarınızla uslu uslu oynamışsınız.’
Ve sizleri odanıza tıkıp oyuncaklarla uslu uslu oynamanızı isteyenler, demokrasi, hukuk, cumhuriyet gibi sağlıklı fikirleri olan CHP’yi baştan aşağı hastalıklı, endişeli hale getirdiler.
Şimdi doktorlara koşan CHP’lilerin hepsi ‘hastalığı’ ve ‘virüsü’ iyi tanıyor.
Sevgili CHP’liler bizler zor zamanlarda dosdoğru konuşacak bağımsız adamlardan olalım diye yazarlıkta karar kılıp o genel başkan yardımcılığı koltuklarını reddettik.
Tifo ve verem gibi iki büyük hastalığın I. ve II. Dünya Savaşı yıllarında kitlesel felakete dönüşmesi boşuna değildir, iki büyük savaşın ‘ağır hüsran yenilgisiyle’ bu mikropların bünyeyi kolayca sarması arasında ilişki çoktan bilimsel olarak ıspatlanmıştır.
Hani birisi gastrit ülser diye acı acı yakınınca ‘stres stres’ deriz ya, aynen öyle.
Bünyeyi saran bakteri ve strese karşı ‘dikkatli olamadık.’
Şimdi insanlık için hayati bir soruyla başlayayım, sizce robotların daha da gelişmesi için teknolojik icatlar yenilikler mi gerekli?
Yoksa geleceğin robotları demirden kablodan değil insan derisinin reflekslerinin ahlakının köleleşmesiyle mi olacak.
Bakın, hastalık çeşitleri artıyor, öfkelenmek dahi hastalık oldu, eleştirmek dahi hastalık, yalnızlığı tercih etmek dahi hastalık, sabırsız olmak zaten hastalık, tırnakları yeme gibi saç kopartma gibi her tedirginlik davranışımız çoktan ‘hastalık’ kategorisine girmeye başladı.
Tabii hasta olmamak için biz ne yapacağız, eleştirmeyeceğiz, öfkelenmeyeceğiz, yani, bedenimize duygularımıza ‘sınırlar’ koyacağız, işte böyle böyle ‘robotlaşıyoruz...’
Ve sonunda olmayan hastalıklar için doktora gidiyoruz, olmayan hastalığımıza doktor teşhisi arıyoruz.
Sevgili CHP’liler hukuk, demokrasi, cumhuriyet ve ülkenin bütünlüğünü korumak bir ‘hastalık’ değildir.
Sözde güya tüsiadlar, tesevler liberaller olmayan hastalık icad edip sonra olmayan teşhis reçeteleri yazarlar.
Olan elinizdeki ülkeye ve sağlığınıza ve kaybettiğiniz hayati ‘zaman’a oldu.
Ve işte Zihin Kanseri CHP’de böyle oldu.

GERÇEK HASTA ONLAR

Sevgili CHP’liler unutmayın, duygusal insanlar daha az hastalanır.
Evet, öfkelenen, duygulanan, ağlayan insanlar içini dışa vurduğu, içinden geleni dışa yansıttığı için daha az mikrop tutar, daha sağlıklı olurlar.
Hasta olmak istemiyorsak kederi ve ağlamayı tedavinin başlangıcı olarak görebilmeliyiz, keder ve gözyaşını ilaç gibi görüp keder ve gözyaşından utanmamalıyız.
Şu, her b..’a uyumlu görünen insanlar, şu sessiz kalanlar, şu beton gibi liderlerin yanında poz verenler, şu eğilmez bükülmez yıkılmaz gibi genel başkan yardımcılıklarını kapmış insanlar, gerçek hasta onlardır.
Unutmayın, yenilen orduların askerleri daha çok hasta olur.
Amerikalı doktorlar istatistiklere bakarlar, İsviçreli doktorlar ise ‘hastanın hikayesine.’
Hasta hikayesi dinlemek ve okumak zahmetlidir, zaman alır, oysa, istatistikleri okumak çok kolaydır.
Ayrıca Amerikalı doktorlar ellerinin altındaki bilgisayarlar yüzünden hastanın yüzüne bakma süreleri yirmi saniyenin dahi altındadır.
Artık genel başkanlarınız herkes ‘istatistiklere’ bakıyor, sizin hikayenize bakan yok. Biz bu sütunlarda nice hikaye yazdık bakan yok. Ortalık ve CHP istatistik ve anket ‘bilmişleriyle’ dolu.
Herkes istatistiklere bakıyor, hukuka demokrasiye, cumhuriyet ve ülke güvenliğine bakan yok.
Sevgili CHP’liler, üzüntünüzü anlıyor ve aynı üzüntüyü sabah akşam biz de yaşıyoruz, ancak, başkasının üzüntülerine ‘üzülmek’ gibi bir aptallığı kabullenmiyorum.
Yenilen tesevcilerdir yenilen tüsiadcılar ve medya patronlarının listesidir, yenilen delege ağalarıdır, yenilen Gürsel Tekinler, Sezgin Tanrıkulları yenilen Berberoğlu, Eren Erdem gibi tayinle gelenlerdir.
Üzülmesi gereken onlardır ama görüldüğü üzre ‘robot’ gibiler, bakın kaç gün geçti, hiç birinden ses yok.
Ama siz CHP’liler başka, çok duyarlısınız. Bakın bir insan sevgilisinden ayrıldıktan dört beş ay sonra sevgilisinin hastalığını kapar ‘migren’ hastası olur ve doktora koşar, neden? Bir yetişkin kız, babası öldükten birkaç yıl sonra, babasının hastalığını kapar. Soyunda sopunda (genetiğinde) olmadığı halde bir çok hasta, yakınlarının ölümü sorası yakınlarının hastalıklarını kaptıkları sıkça görülmüştür.

GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR

Niçin, yakınlarına olan sevgilerinin suçluluğu. Yakınlarının yaşadığı acının sanki vicdani bir karşılığı gibi.
Üzülmeyin, suçluluk hissetmeyin, bu ‘hastalık’ sizin değil, bu robotlar bu tayinle gelenler sizin ‘yakınlarınız’ hiç değil.
Üzülmeyin, hukuk demokrasi ve Cumhuriyet’ten başka kimseye vicdani bir borcunuz yok.
Sizler kararlı oylarınızla dik duruşunuzu sağlıklı bünyenizi dosta düşmana kaç seçimdir gösteriyorsunuz.
Sizin gibi şeffaf ve temiz, sizin gibi dürüst ve açık, sizin gibi kararlı ve yetişmiş, bilge ve genç iddialı insanlardan çok var, inanın bu bünyede ‘sağlıklı’ olanlar mikroplardan daha fazla daha güçlü.
Bu hastalık kapmış zihin kanseri kadroya bakıp bakıp kederlenmeyin.
Hukuk, demokrasi, cumhuriyet ve ülkemin bütünlüğü diyen nice çalışkan kendine güvenen lider adayın var.
Gastrit ülser olmamış, robot olmamış, başkasının hastalıklarını dışlanma pahasına dirayetle dik durup hastalanmamış.
Evelemeyen, sızlanmayan, gevelemeyen yarı yolda bırakmayan, başkasının teşhisiyle değil, doktorla ilaçla değil, kendi sağlıklı bünyesine güvenen, düzgün cümle kurabilen, hesap verebilen nice evladın var.
Şu tayinle vekil atananları şu tüsiadın şu tesevin şu öngörüsüz yatırımcı liberalleri, geçin, dün AKP’yi dün cemaati dün PKK severliğe soyunmuşlardan bugün Yeni CHP yaratıp umut besleyenleri, geçin anam geçin..
Ülkenin zinde sağlığı, hukuk, demokrasi ve Cumhuriyet’i dahi zihin karışıklığına kurban edip hukuk, demokrasi ve Cumhuriyet’in üzerine mantık bombası atıp insanların kafasını karıştırmakla görevli bu saçma sapan, her prize takılan ucuz siyasetçileri, geçin...
Sevgili CHP’liler, gün doğmadan neler doğar..
Anadolu’nun dağlarında nice çiçekler açar.

***

İşte Genç böyle sesleniyor..
Genç ‘geçin anam geçin’ diyor...
Mevzu açık..
Mevzu CHP’lilerin “CHP’nin ölüm fermanının yazılıp yazılmamasına izin verip vermeyecekleri” olmuştur artık!

***

Bu arada 1 Kasım seçimlerinin açık ara mağlubu MHP için de bir çift söz söylemeden geçmek mümkün değil..
MHP yönetimi hala hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ederse partinin içine düşürüldüğü bu hal ve şeriatta MHP tabanı her geçen gün AK Parti’lileşecektir.                    
1 Kasım’da olduğu gibi..
Çünkü MHP yönetiminin açtığı iktidar  yolundan AK Parti, MHP’nin elindeki bütün argümanları alarak geçiyor.
Mesela terör ile mücadele için söyleyecek lafları var mı?
Ne deniyordu..
Parti tabanları geçişli!
O geçiş görülüyor ki bu gidişle devam edecek!
Ve derim ki..
Muhalefet kendi içeresindeki bu ruh hali ile ‘Dönülmez Akşamın Ufkundayız’ şarkısını söylemeye, AK Parti ise ‘Tek başına iş başına..’ demeye devam edecek..