Çıkmaz sokaklara girmemenin yolu Atatürk'tür!
Atatürk, yaşamı boyunca kendini insanüstü bir varlık görmedi ki onu biz olağanüstü görelim veya gösterelim. Cumhuriyetimizin onuncu yılında birtakım afişler hazırlanmaktadır. Atatürk için "Dünya lideri, Yüce insan, Büyük Kurtarıcı... değişik unvanlar vererek hem onu toplumda yüceltmek hem de yalakalık yapmak için bu tür sloganlar hazırlanmış ve Atatürk'ün beğenisine sunulmuş. Atatürk bu abartılı sloganların tümünün üstünü çizmiş ve kendisi bir slogan yazmış. "Atatürk de bizden biridir." Öyle ya o, ne gökten indi ne yerden çıktı. Her insan gibi bir anne- babanın çocuğu olarak dünyaya geldi. Kendisini de öyle değerlendirdi.
Militan çevrelerin etkisindeki gençlik onu,bir burjuva olarak değerlendirdi. Onlara göre taşradaki eşraf-ağa ikilisinin koruyucusuydu. Halbuki o, her gittiği yerde,"Türkiye halkını emperyalizmin ve kapitalizmin egemenliğinden ve zulmünden kurtararak irade ve egemenliğin öz sahibi halk olacaktır." diyerek taa 21 Kasım 1920 'de görüşünü Türkiye Halkı ile paylaşmaktaydı. "Ulusal Kurtuluş" , "Tam Bağımsızlık" felsefesini içeren bu görüşü gençliğimizin kaç da kaçı bilmektedir ki?
94 yıl önce düzenlenmiş olan "Halkçılık Programı" günümüzün özlemlerini taşıyordu. Atatürk, ortaya koyduğu ilkelerle, yalnız ulusal bağımsızlığın değil, en ileri ve devrimciliğin işaretini de veriyordu.
1921 Anayasası'nda ilk kez "Halk Hükümeti" ilkesini koydurmuştu. Bu Anayasa'nın 3. maddesinde, "Türkiye Halk Hükümeti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur." yazılıydı ki bunu bizzat Mustafa Kemal kaleme almıştı.
Atatürk'ün Kurtuluş Savaşının kökeninden doğan "Devrimcilik ve Halkçılık" fikri Türk gençliğine yeteri kadar öğretilmemiştir. Marksizim, Faşizm, Teokratik oluşumlar gençliğe öğretilirken Atatürkçülüğe yeteri kadar zaman ayrılmamıştır.
Acı gerçek şudur ki, Atatürk’ten sonraki dönemin bilim, sanat,düşünce ve politika adamları onun yalnız "söylev" yönü ile ilgilenmişler, herkes bu işin ticaretini ve politikasını yapmıştır.Hiçbir ülkenin kahramanı, Atatürk kadar, ülkesinin insanlarınca sömürülmemiştir ve yıpratılmamıştır. Bilirsiniz 1980 Darbesi ile başlayan göstermelik Atatürkçülük, olur olmaz yerlere onun büstlerini dikmekle gerçekleşeceğini sanmışlardır.
Gerçek Atatürk kimliğini tanıtmakta geç kaldık. Ama bu geç kalış, geçen zamanı kapatmak için Atatürk'e bağlı inançlı kadroları daha da dinamik olmaya yöneltmeliyiz. Yöneltmeliyiz, çünkü onun inançlı boşluğunu başka kişiler ve başka ideolijiler doldurur ki, şu an doldurma gayreti gözden kaçmıyor.
Türkiye halklarının birlik beraberliği için Atatürk'ün görüşünü öğretmek, benimsetmek ve sevdirmek başlıca görev olmalıdır. Ulusal birliğin ve toplumsal güvencenin buna gereksinimi vardır.
Düşün, bilim, sanat adamlarına düşen bu görev, hem ülkemizin , hem de dünyanın çağdaş ve toplumsal özlemlerini katarak bu sistemi evrensel bir dünya görüşü durumuna getirmek görev olmalıdır.
Özetin özeti:
Genç kuşaklarla bilinçli bir içtenlikli yaklaşım kurarak, onlara akılcı yorumlarla Atatürk'ü benimsetmek ve sevdirmek en tutarlı yol olacaktır. Aksi halde gerek sağ görüşlü, gerekse sol görüşlü gençlerin çıkmaz yola sapacağı ve ülkemize zarar vereceği bir gerçektir.
Sanıyorum ki görüşüme katılırsınız.