Trabzonspor’un Amedspor karşısında aldığı 2-1’lik yenilgiyi yalnızca son anda gelen gole bağlamak kolay. Ama bu karşılaşmayı bitişteki savunma hatası üzerinden okumak, asıl problemi gözden kaçırmak olur.
Trabzonspor maçı son dakikada kaybetmedi. Oyunun kontrolünü çok daha önce elinden kaçırdı. Aslında işler istendiği gibi başladı. Muçi’nin hazırladığı pozisyonda Salah, kalitesini gösterdi ve takımını öne geçirdi. Trabzonspor’un ihtiyacı olan senaryo buydu. Avrupa’da yaşanan ağır hayal kırıklığının ardından, deplasmanda erken golü bulmuşsunuz. Rakibin tribün baskısını azaltmışsınız. Oyunu istediğiniz tempoya çekebilmek için bütün şartlar oluşmuş. Ama nafile..
Top bordo-mavililerde kaldı, oyun Amedspor’a geçti. Trabzonspor yüzde 60 oranında topa sahip oldu, 500’ün üzerinde pas yaptı. Fakat bu pas üstünlüğü rakibi geriye götüren, savunmanın şeklini bozan ve oyunun hızını belirleyen üstünlüğe dönüşmedi.
Bunun en açık göstergesi Amedspor’un ürettiği pozisyonlardı. Ev sahibi ekip Trabzonspor kalesine 16 şut gönderdi, bunların 7’sinde kaleyi buldu. Onana’nın 6 kurtarış yapması, Trabzonspor’un savunma güvenliğinin hangi seviyede olduğunu anlatmaya yetiyor.
Bir büyük takım deplasmanda topa bu kadar sahipken kalecisini maçın en yoğun çalışan oyuncularından biri haline getiriyorsa, orada gerçek bir oyun kontrolünden söz edemezsiniz.
Fabinho ile Melih’in önceliği merkezi kapatmak ve savunmayı korumaktı. Ancak Trabzonspor yalnızca orta saha eksikliğinin değil, hatlar arasındaki kopukluğun da sıkıntısını yaşadı. Muçi ile Salah zaman zaman doğru bağlantıları kurdu. Nitekim gol de bu iş birliğinden geldi. Fakat Onuachu’nun çevresi yeterince doldurulamadı.
Trabzonspor topu rakip yarı alana taşıdığında hücumu genişletemedi, rakip savunmayı geriye koşturamadı ve ikinci topları sürekli hale getiremedi. Amedspor daha ilk dakikalardan itibaren Sor’un sürati, Diagne’nin fizik gücü ve Dia Saba’nın bağlantılarıyla Trabzonspor savunmasının rahat olmadığını gösterdi. Sor’un beraberlik golü, sadece kaçan penaltının devamı değil; bordo-mavili takımın ceza sahası içindeki dağınıklığının sonucuydu.
İkinci yarıda Trabzonspor’dan beklenen, oyunu yeniden kurması ve kalite farkını sahaya koymasıydı. Fakat Fatih Tekke’nin değişiklikleri takımı öne taşımadı. Fabinho’nun çıkışıyla merkezdeki fiziksel direnç azaldı. Muçi’nin oyundan alınmasının ardından Salah ile hücum arasındaki pas bağlantısı da zayıfladı.
Amedspor ise beraberliğe razı olmadı. Oyunun sonuna kadar Trabzonspor savunmasının arkasını ve ceza sahası çevresindeki boşlukları aradı. Gift Orban’ın 90. dakikadaki golü bu nedenle sürpriz değildi. Son dakikada geldi ama maçın gidişine aykırı değildi.
Şimdi mesele yalnızca kaybedilen üç puan değil. Ferencvaros yenilgisinden sonra Trabzonspor’dan bir reaksiyon bekleniyordu. Salah’ın golü bireysel reaksiyondu. Onana’nın kurtarışları kişisel dirençti. Fakat takım olarak verilen güçlü bir cevap göremedik.
Trabzonspor’un kadrosunda önemli isimler olabilir. Ancak yıldızların aynı formayı giymesi, takımın oyunu yönettiği anlamına gelmiyor. Bu kadronun bir an önce yıldızlar topluluğundan takıma dönüşmesi gerekiyor. Topa sahip olmak başka, maça sahip olmak başka işlerdir. Diyarbakır’da top Trabzonspor’daydı, maç Amedspor’un oldu...
Böylece işler daha da karıştı!...