CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN NOKTAYI KOYDU!..



***

Tabii ki bu sözlerin bir numaralı muhatabı, isim de vererek HDP’liler ve Eş başkanı Selahattin Demirtaş oluyordu.. Erdoğan  cevabını açık ve net olarak  şöyle veriyordu.. “Böyle bir olayda parlamentoda grubu olanlar herkesi sokağa davet ediyor.  'Ben onları şiddete davet etmedim' diyor. Yav sizin demokratik hak anlayışınız bu. Molotof kokteyli var, taş var, silah var. Devletin araç gereçlerine, kamu binalarına saldıranlar, hepsinin bağlantısı sizinle. Sivil vatandaşların dükkanlarını yakıyorsunuz, bunlar da Kürt, yakmakla yetinmiyor, yağmalıyorsunuz.” *** Erdoğan, ABD ve Batı'nın istediği desteğe ise ‘Artık her denileni yapan Türkiye yok. Dediğimizi yaparsanız’ diyerek önerisini şöyle getiriyordu. “Dedik ki, biz 3 şeyi halletmediğiniz sürece bu işin içinde olmayız. 1- Uçuşa yasak bölge.. 2- Güvenli bölge ilan edilecek ki bu güvenli bölgeye biz ülkemizdeki 1.5 milyon  insanı yeniden yerleştirelim. 3- Eğit-donat yapacağız.. Bunların başarılması halinde yaparız ve önemli olan bir şey daha var. Bir defa Suriye'deki rejime yönelik adımları da kararlı şekilde atacağız. Bunlar hedeflerin içinde varsa biz olumlu bakabiliriz. Bunlar olmadığı sürece biz burada yer alamayız, rol alamayız.” Yani Erdoğan şartlarını ortaya koyuyordu Türkiye adına..

***

Türkiye'nin bölgesindeki gelişmelere kayıtsız kalmayacağını da söylüyor.. Yani bizim ne işimiz var Suriye ile şeklindeki görüşlere karşı da “Artık dünyadan kopuk bir Türkiye yok” diye  son noktayı koyarken şöyle devam ediyordu... “Artık dünyadan kopuk bir Türkiye yok. NATO üyesi olan bir  Türkiye var ve biz de adım adım her şeyi takip ediyoruz. Tarihi ve insani yakın ilişkilerimiz var. Bu ilişkiler sebebiyle oraların haklarının beklentileri var. Bizim coğrafyamızın yanı başında yaşanan herhangi bir gelişmeye kayıtsız kalmamız düşünülemez. Köklerimiz ne kadar derin olursa, Anadolu coğrafyasındaki bağımız o kadar daha güçlü olur.  Suriye'den, Mısır'dan, Kıbrıs'tan, Bosna'dan bize ne diyenle, İstanbul'dan Ankara'dan bize ne diyenler arasında hiçbir fark yoktur. Trabzon'da refah içinde oturabilmemiz, Batum'daki kardeşlerimizin de aynı imkanlara sahip olmasıyla mümkündür. Vücudun herhangi bir uzvunda yaşanan aksaklık nasıl ki diğer organları etkilerse, benzer şey ülkeler için de geçerlidir”

***

Trabzon özeline gelecek olursak.. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 61 vurgusunu yaparak kendisine verilen desteğe teşekkür etti. Trabzon'da girilen 8 seçim ve en son yapılan 9’uncu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisine büyük destek verildiğini söyleyen Erdoğan, “Buna kayıtsız kalmak mümkün değil. Her zaman olduğu gibi bundan sonra da Trabzon'un yanında olmaya devam edeceğiz. Bugün bakın çok anlamlı bir gün. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından tam 61 gün geçti. İlk gezimi 61 gün sonra Trabzon'a yapıyorum” dedi. Dün Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu'nun verdiği brifingde son günlerin tartışma konusu olan Avni Aker'in olduğu alanın ne olacağı ve şehir hastanesinin akıbeti için de yolu açık ve net olarak gösteriyordu.. Yani bu meseleye de noktayı koyuyordu.. “Avni Aker'in olduğu alan Büyükşehir Belediyesi, kültür merkezi ve yeşil alan olacak.” Bu demek oluyor ki, Yavuz Selim Sahası’nın o nostaljik özelliği korunacak. Şehir hastanesi için de; “Fatih Devlet Hastanesi’nin olduğu alan yeterli değil. Ayrıca orası böyle bir yoğunluğu kaldıramaz. Bana 300 dönümlük yer bulun hemen yapalım” mesajı verdi.

***

Evet Türkiye'de istenmeyen olaylar yaşanırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Trabzon'u ziyaret etmesi ve birbirinden önemli açıklamalar yapması ile ülkedeki bütün gözler dün Trabzon'daydı.. Cumhurbaşkanı Erdoğan da dünyaya Trabzon'dan mesaj verirken, her mesajının altı tekrar tekrar önemle çizilmesi gereken mesajlar taşıyordu.. Bu mesajlar sadece içe dönük değil, dünyaya da belli göndermeler içeriyordu..