CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN NOKTAYI KOYDU!..
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gece geldiği Trabzon'da dün bütün gününü A'dan Z'ye Trabzon için ayırdı..
Şehrin bütün sorunlarını masaya yatırdı..
Trabzon Meydanı’nda 10 Ağustos seçimlerinde Trabzon halkının kendisine verdiği yüzde 71 gibi büyük bir desteğe teşekkür etti..
KTÜ'nün akademik yılı açılışına katılarak konuşma yaptı.
Garnizon Komutanlığı’nı ziyaret etti..
Akşam da Büyükşehir Belediye Başkanı’nın KTÜ Sahil Tesisleri’nde onuruna verdiği; sivil toplum örgütlerinin, belediye başkanlarının, siyasi parti temsilcilerinin ve medyanın davet edildiği yemeğe katılarak bir günde üçüncü konuşmasını yaptı..
Erdoğan birbirinden çarpıcı açıklamalarla, önemli vurgular yaptı..
Tabii ki gündemin en önemli konusu hiç tartışmasız Kobani üzerinden Türkiye'de bölücü terör örgütünün ortalığı yakıp yıkması, 32 kişinin yaşamını yitirmesi oldu.
Cumhurbaşkanı bu noktada son sözünü söylerken, çarpıcı ifadeler kullandı..
Adeta son noktayı koydu..
Dedi ki;
“Şehirlerimizi yangın yerine çevirmek için eylem yapanlar kimler?
Bilmek için profesör olmaya gerek yok.
Bölücü terör örgütü (PKK), bu işin baş sorumlusudur.
Kamu binalarını, otobüsleri, okulları, hastaneleri ve araçlarını yakacaklar.
Yağmalayacaklar..
Atatürk anıtlarını, bayrağımızı yakacaklar..
Terör estirecekler.
Polisimizi şehit edecekler.
Biz de kalkanla bu işi çözmeye çalışacağız.
Yok öyle bir şey.
Artık polisimizin ve askerimizin kalkanla bu işin önüne geçmesi mümkün değil.
Neyse onu yapacaklar.
Anladıkları dil neyse onlara o dilden yaklaşacağız.”
Bingöl'de 2 polisin şehit olmasıyla ilgili de konuşan Erdoğan “Tesellimiz bu alçakça saldırıyı gerçekleştirenlerin bedelini anında ödemesidir. Bundan sonraki süreçte bu çok daha farklı bir şekilde yürüyecek. Can ve mal güvenliğiyle ilgili ne gerekiyorsa bundan sonra yapacağız. Şunu açık ve net bir şekilde söylüyorum; ülkemizde illegaliteye izin vermeyeceğiz. Buna başvuranlar, bunun bedelini er ya da geç ödeyecekler.
Ve huzurumuza, istikrara, güven ortamına, özellikle de kardeşliğimize yönelik hiçbir tuzağa asla müsaade etmeyeceğiz.
Bu böyle biline..”
Cumhurbaşkanı Erdoğan bu sözleri ile bundan sonra izlenecek yolu açıklıyordu.
Yani son noktayı koyuyordu..
Türkiye'yi karıştırmak isteyen, silaha başvuranlara karşı 'Ne polisimiz, ne askerimizin kalkanla bu işin önüne geçmesi mümkün değil' derken, bundan sonra yaşanacak olaylar için bölücülerin akibetini tayin ediyordu.
***
Tabii ki bu sözlerin bir numaralı muhatabı, isim de vererek HDP’liler ve Eş başkanı Selahattin Demirtaş oluyordu..
Erdoğan cevabını açık ve net olarak şöyle veriyordu..
“Böyle bir olayda parlamentoda grubu olanlar herkesi sokağa davet ediyor.
'Ben onları şiddete davet etmedim' diyor. Yav sizin demokratik hak anlayışınız bu. Molotof kokteyli var, taş var, silah var.
Devletin araç gereçlerine, kamu binalarına saldıranlar, hepsinin bağlantısı sizinle.
Sivil vatandaşların dükkanlarını yakıyorsunuz, bunlar da Kürt, yakmakla yetinmiyor, yağmalıyorsunuz.”
***
Erdoğan, ABD ve Batı'nın istediği desteğe ise ‘Artık her denileni yapan Türkiye yok. Dediğimizi yaparsanız’ diyerek önerisini şöyle getiriyordu.
“Dedik ki, biz 3 şeyi halletmediğiniz sürece bu işin içinde olmayız.
1- Uçuşa yasak bölge..
2- Güvenli bölge ilan edilecek ki bu güvenli bölgeye biz ülkemizdeki 1.5 milyon insanı yeniden yerleştirelim.
3- Eğit-donat yapacağız..
Bunların başarılması halinde yaparız ve önemli olan bir şey daha var. Bir defa Suriye'deki rejime yönelik adımları da kararlı şekilde atacağız. Bunlar hedeflerin içinde varsa biz olumlu bakabiliriz. Bunlar olmadığı sürece biz burada yer alamayız, rol alamayız.”
Yani Erdoğan şartlarını ortaya koyuyordu Türkiye adına..
***
Türkiye'nin bölgesindeki gelişmelere kayıtsız kalmayacağını da söylüyor..
Yani bizim ne işimiz var Suriye ile şeklindeki görüşlere karşı da “Artık dünyadan kopuk bir Türkiye yok” diye son noktayı koyarken şöyle devam ediyordu...
“Artık dünyadan kopuk bir Türkiye yok. NATO üyesi olan bir Türkiye var ve biz de adım adım her şeyi takip ediyoruz.
Tarihi ve insani yakın ilişkilerimiz var.
Bu ilişkiler sebebiyle oraların haklarının beklentileri var. Bizim coğrafyamızın yanı başında yaşanan herhangi bir gelişmeye kayıtsız kalmamız düşünülemez.
Köklerimiz ne kadar derin olursa, Anadolu coğrafyasındaki bağımız o kadar daha güçlü olur.
Suriye'den, Mısır'dan, Kıbrıs'tan, Bosna'dan bize ne diyenle, İstanbul'dan Ankara'dan bize ne diyenler arasında hiçbir fark yoktur.
Trabzon'da refah içinde oturabilmemiz, Batum'daki kardeşlerimizin de aynı imkanlara sahip olmasıyla mümkündür.
Vücudun herhangi bir uzvunda yaşanan aksaklık nasıl ki diğer organları etkilerse, benzer şey ülkeler için de geçerlidir”
***
Trabzon özeline gelecek olursak..
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 61 vurgusunu yaparak kendisine verilen desteğe teşekkür etti.
Trabzon'da girilen 8 seçim ve en son yapılan 9’uncu Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisine büyük destek verildiğini söyleyen Erdoğan, “Buna kayıtsız kalmak mümkün değil. Her zaman olduğu gibi bundan sonra da Trabzon'un yanında olmaya devam edeceğiz. Bugün bakın çok anlamlı bir gün. 10 Ağustos Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından tam 61 gün geçti. İlk gezimi 61 gün sonra Trabzon'a yapıyorum” dedi.
Dün Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu'nun verdiği brifingde son günlerin tartışma konusu olan Avni Aker'in olduğu alanın ne olacağı ve şehir hastanesinin akıbeti için de yolu açık ve net olarak gösteriyordu..
Yani bu meseleye de noktayı koyuyordu..
“Avni Aker'in olduğu alan Büyükşehir Belediyesi, kültür merkezi ve yeşil alan olacak.”
Bu demek oluyor ki, Yavuz Selim Sahası’nın o nostaljik özelliği korunacak.
Şehir hastanesi için de;
“Fatih Devlet Hastanesi’nin olduğu alan yeterli değil. Ayrıca orası böyle bir yoğunluğu kaldıramaz. Bana 300 dönümlük yer bulun hemen yapalım” mesajı verdi.
***
Evet Türkiye'de istenmeyen olaylar yaşanırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Trabzon'u ziyaret etmesi ve birbirinden önemli açıklamalar yapması ile ülkedeki bütün gözler dün Trabzon'daydı..
Cumhurbaşkanı Erdoğan da dünyaya Trabzon'dan mesaj verirken, her mesajının altı tekrar tekrar önemle çizilmesi gereken mesajlar taşıyordu..
Bu mesajlar sadece içe dönük değil, dünyaya da belli göndermeler içeriyordu..