"CUMHURİYET BİZİZ - BİR ŞAİRİN MÜCADELE MANİFESTOSU"

"1968 kuşağının o sarsılmaz idealizmiyle yoğrulmuş, ömrünü eğitime ve kaleme adamış bir nezaket timsalidir Mustafa Karabela. Yarım asrı deviren şiir yolculuğunda, duygu ve düşüncelerini dizelere dökmedeki ustalığı kadar, sakin karakteri ve saygın kişiliğiyle de çevresinde derin bir sevgi halesi oluşturmuştur. Emekli bir öğretmen olmanın verdiği sorumluluk bilinciyle, memleketin içinde bulunduğu ahvali bir kenara çekilip izlemek yerine; çözüm yollarını ve halkın beklentilerini şiirin o zarif ama sarsıcı diliyle CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e hitaben kağıda döken bu usta şair, sanatın toplumun vicdanı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor."

Sayın Özgür ÖZEL (Genel Başkanım),

Toplantılar yapalım,

ama sözlerimiz sadece duvarlarda yankılanmasın;

sokağa insin,

kapı çalsın,

yüreklere dokunsun.

Çünkü biz,

bir tarihin hatırası değiliz yalnızca

o tarihin devamıyız.

Biz;

Kuva-i Milliye’nin ateşiyiz,

Misak-ı Millî’nin özüyüz.

19 Mayıs’ın ilk adımıyız.

Amasya’da karara duran,

Erzurum’da direnen,

Sivas’ta birleşen iradeyiz.

Biz;

23 Nisan’da çocukların gözünde parlayan ışık,

Meclis’te halkın sesi,

Sakarya’da geri dönmeyen adım,

Dumlupınar’da son söz,

Büyük Taarruz’da yürüyen kararlıyız.

Mudanya’da barışın nefesi,

Lozan’da onurun imzasıyız.

Ve Cumhuriyet…

Cumhuriyet biziz!

Dün de bizdik,

bugün de biziz,

yarın da biz olacağız!

O halde;

Çalışma;

sözde değil,

hayatta karşılık bulmalıdır.

Planlı olmalı,

programlı olmalı,

emeğin ve dayanışmanın omuzlarında yükselmelidir.

Köyde, şehirde,

bir elin uzanmadığı

tek bir kapı kalmamalıdır.

Her mahalle

kendi sözünü kurmalı,

her ilçe

kendi sesini büyütmeli,

her il

kendi iradesini örgütlemelidir.

Katılmayan,

sorumluluk almayan

söz hakkı da talep etmemelidir.

Çünkü bu yürüyüş,

seyredenlerin değil,

omuz verenlerin yürüyüşüdür.

Yönetimler;

saydam olmalı,

hesap vermeli,

halkın aynasında kendini görmelidir.

Bu yol…

kolay bir yol değildir.

Dikenlidir,

engebelidir,

tuzaklıdır.

Ama biz,

o yolları aşarak geldik.

Ve yine aşarız.

Çünkü biliriz

zafer,

tereddüt edenlerin değil,

yürüyenlerindir.

Şimdi vakit;

yan yana durmanın,

omuz omuza vermenin,

birlikte yürümenin vaktidir.

Haydi…

“Kurtuluş yok tek başına

ya hep beraber, ya hiçbirimiz!”

Yukarıdaki şiir bir hafızanın, bir inancın ve bir yürüyüşün yeniden dile gelişidir. Özgür Özel’e hitaben yazılmış olsa da, aslında her satırıyla bir örgüte, bir kadroya ve en önemlisi bir millete sesleniyor.

Şiirin en çarpıcı gücü, geçmişle bugün arasında kurduğu o sarsılmaz köprüde yatıyor. Kuva-i Milliye ruhundan Misak-ı Millî’ye, 19 Mayıs 1919’tan Lozan Antlaşması’na uzanan tarihsel hat; kuru bir hatırlatma değil, yaşayan bir bilinç olarak işlenmiş. Bu yüzden okuyan kişi sadece geçmişi düşünmüyor,o geçmişin bugünde devam ettiğini hissediyor.

Metnin dili son derece güçlü ve ritmik. “Biz” vurgusu, bireyi aşan bir kolektif kimlik inşa ediyor. Okuyucu kendini dışarıda bırakılmış hissetmiyor; aksine bu yürüyüşün doğal bir parçası haline geliyor. Özellikle “Cumhuriyet biziz!” çıkışı, adeta bir kimlik ilanı gibi yankılanıyor.

Şiirin en etkileyici yönlerinden biri de duyguyla sorumluluğu aynı potada eritmesi. Sadece coşku üretmiyor; aynı zamanda bir görev çağrısı yapıyor. “Katılmayan söz hakkı talep etmemelidir” ifadesi, şiiri romantik bir metnin ötesine taşıyıp disiplinli bir mücadele manifestosuna dönüştürüyor. Bu, nadir görülen bir dengedir. Hem yüreğe dokunmak hem de omuzlara yük bindirmek.

Ayrıca metin, siyasi söylemde sıkça rastlanan soyutluk tuzağına da düşmüyor. Köy, mahalle, ilçe vurguları; kapı çalma, örgütlenme, sorumluluk alma gibi somut çağrılarla şiir, gerçek hayata temas ediyor. Bu da onu hem okunması hem de uygulanacak bir metin haline getiriyor.

Şiirin son bölüm ise adeta zirve yapıyor.

“Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!”

Bu ifade, hem tarihsel bir hakikatin yankısı hem de bugüne dair güçlü bir uyarı niteliğinde. Okuyan kişiyi yalnız bırakmıyor; aksine onu bir bütünün vazgeçilmez parçası haline getiriyor.

Kısacası bu şiir, sadece güzel yazılmış bir metin olmakla birlikte bir ruh hali, bir çağrı, bir hatırlatma ve bir yön tayini olma özelliğini taşımaktadır. Okuyanı duygulandırdığı kadar ayağa kaldıran, düşündürdüğü kadar harekete geçiren nadir metinlerden biridir diyebiliriz. Böyle bir metin, alkışı ve dahada önemlisi karşılık bulmayı, yani eylemi hak ediyor.