DALDIZI BALDIZ SANMAK!


Genelde, kültür düzeyi yerlerde sürünen insanlar buna yeltenir.
Bir otel lobisinde giyimlerinden birikimli oldukları anlaşılan bir grup içinden biri; "Daldırdım daldızı bal gibiydi vallahi. Dudaklarıma değince tadını anladım. Şekerin çiçekten süzüleniydi sanki. Yüksekten ağzıma damıtılan tatlı bir tebessüme benziyordu tadı. Benim hoşuma gittiği kadar daldızın da hoşuna gitmişti ki şişkin peteğin içine dalıp dalıp dudaklarımdan vücudumun bütün organlarına tehirsiz bir besin gönderiyordu."
Bir yumruk indi bir anda balyoz gibi. Herkes şaşkındı, hemen araya girildiler.. Vuran adamı zar zor tuttular.. Gözleri çanaklarından fırlarcasına bağırak "Bırakın terbiyesizi, canını alayım. Şerefsiz baldız da baldız, karısından çok baldızdan bahsediyor adi adam."
Cahilin kanında namus hızla akmış ve bir balyoz gibi yumruk olarak ilgisiz bir sohbetkar adamın ensesinden aşağıya inmişti.
Halbuki daldızla baldızın uzaktan yakından bir ilgisi yok.
TDK petekten bal almak için kullanılan demir kepçe diyor.
Evet böyle yanlışlar oluyor bu toplumda. Kimi şiddete varan sonuçlara kimi de kalplerde ve zihinlerde aşılmaz tahribatlara vesile oluyor.
Hani adamın biri abdest alırken abdest öncesi kendini sağa sola sallıyor. Vücutta pis su kalmışsa düşsün diye. Bu durumu gören bir başka Müslüman "Ne yapıyorsun" deyince "Vücudu üç kere sallamanın sünnet olduğunu bilmiyor musun" diye yadırgar bir cümleyle cevap verir. Bu söze katıla katıla gülen diğer kişi "Sen yanlış biliyorsun, üç kere büzük(anüs) değil parmaktaki yüzüğü sallayacaksın ki yüzüğün altına abdes suyu ulaşsın" diyerek müthiş bir kahkaha tufanı kopar orada.
Düşünmeden hareket ediyor, mantığı çalıştıramıyoruz. Neticede kimi daldızı baldız, kimisi de yüzüğü büzük anlayarak amele kalkışıyor.
Nasılsa cahillik parasız!