DEMOKRASİ ÜZERİNE


Özgür yaşayan toplumlarda, hangi fikirlerin toplum çıkarına uygun, hangilerinin aykırı olduğunu saptayacak ve üzerinde duracak yaklaşımlarda bulunan halkımızdan başkası olamaz. Çünkü onun ötesinde bir otoritenin veya sansürün varlığını kabullenmek demokrasiyi yok saymak olur. Anayasa çerçevesinde her birey, her kurul dilediği politikayı yürütmek serbestliğine sahiptir. Bunlardan yurt çıkarlarına aykırı olanları, devlet otoritesi değil halkımızın teker teker bulup temizlemesi görevidir. Bu da gösteriyor ki bir ülkede demokrasinin işleyebilme görevi devlet otoritesinden çok, vatandaşlara düşmektedir.
Fikir yönünden yoksun, lâfazanlık bile yapamayacak kültürden uzak birtakım tutucu insanlar, kaba kuvvete başvururlar. Bunlar, aydınlıktan korkan yarasalar gibidirler. Demokrasiye açık açık karşıdırlar. Bu yaklaşımlara özünde terör diyoruz. Bunları ancak halkın gücünü arkasına almış meclis ve onunun yürütme gücü olan hükümetler isterse pasifsize eder. Yeter ki terörün varlığını oya çevirme gafletine düşmesinler.
Ne yazık ki terör, ülkelerin özgürlük koşulları içinde yeşerir. Devletçe eğitilmiş uzmanlar, yapılan Açıkhava veya kapalı salon toplantılarında terörün varlığı anlatmalıdır. Bu arada toplum aydınlatılır ve halkın sağduyusuna önem verilirse terörün beslendiği pınarlar kısa zamanda kurutulabilir. Çünkü tarih boyunca teröre halk sahip çıkmadığı sürece terörün büyümesi olanaksızdır..
Hani derler ya “Balık baştan kokar.” Ne yazık ki kaba kuvvet mecliste. Takım elbiseli, kravatlı milletvekillerimizin kültürleri, bilgileri o salona yeterli olmayınca birbirlerine yumruk atmalarına neden oluyor. Bu tür eylemlerine bizlerin hoşgörülü olmamız mümkün değil. Biliyoruz ki fikrin, duygunun bittiği yerde kaba kuvvet başlar ki biz fikirsiz, duygusuzları değil, TBMM’de beyinleri dolu temsilciler istiyoruz. Bu manzara, vatandaşımızı üzmekte ve devletin Müşvik otoritesine de kuşku duymaktadır. Bu durumun bir an önce önüne geçilmesi demokrasi adına beklemek hakkımızdır. Unutmayalım ki meydanlarda lafazanlık yaparak mecliste bu tür kaba davranışlar, sergileyerek ülkeyi yönetmek istemek hem demokrasimizi, hem de toplumumuzu hafife almaktır. Unutmayalım ki lafebeliği, küfürler cahili güldürür ama erbabına fena gelir.
Bu yazımda neden bu konuyu işledim? Yerel seçim atmosferindeyiz. Partilerin demagoji yapmaları, arkasından sanki vurucu gücün varlığını hissettirmeleri demokrasimiz adına utanç verici olur. Meydanlarda, kapalı alanlarda halkımız sizden lafazanlık, kaba kuvvet değil, yapacaklarınızın projelerini bekliyor.
Başıboş bırakıldığı zaman kaba kuvvet, her zaman kaba kuvveti davet eder. Kaybeden ise demokrasimiz olur, Doğal olarak da biz oluruz.
Özetin özeti:
Demokrasimizin düşmanlarından demagojiye karşı vatandaşımızın sağduyusu galip gelirken, kaba kuvvete karşı da hükümetler başarılı olmalıdır. İşte o zaman ülkemiz örnek demokrasiye kavuşur onun gölgesinde de önümüzdeki seçimleden başarıyla çıkarız.
Yalan mı?