DENİZ VERDİ Mİ VERİYOR AMA ALDI MI CAN YAKIYOR..!


Dün Trabzon Faroz arası ile Kaşüstü’nü gezdik..
Balıkçı barınakları yerle bir olmuş, kayıklar denize sürüklenmiş, evlerin çatıları uçmuş.
Bahçeler çamur deryası..
Deniz öyle hırçınlaşıyor ki her seferinde “yüzümüze tükürmeye” devam ediyor..
İçini çöp deryasına çevirdiğimiz deniz “alın pisliğinizi geri” diyerek adeta rest çekiyor.
Nasıl çekmesin ki..
Karadeniz’de hala çöplerini denize boşaltan illerimiz var..
Kimyasal atıklar dahil olmak üzere denizde ne ararsanız var..
Eskiden Trabzon’da yenilebilir 40 çeşit balık vardı..
Şimdilerde bu sayı beşe düştü..
Hamsi, sargan, mezgit de olmasa eyvah halimize..
Balık türleri kalmadı.. Hormonlu balık yemeye mahkum kalıyoruz..
Karadeniz’de şu anda tam 69 bölgede kirlilik izlenmesi yapılmakta..
Acaba kaç yer kaldı denize girilebilecek?
Barınakları yerle bir olan damları çöken vatandaşlarla konuştum hepsi kan ağlıyor..
Zararları büyük..
Yakaladıkları üç beş balığı satarak geçimini sağlayan insanlar var aralarında..
Deniz hem veriyor hem de geri alıyor.
Geri aldığında ise arkasında derin iz bırakıyor
Balıkçılar deniz dolgusuna dikkat çekiyor ve daha çok bu olaylarla karşı karşıya kalırız diyorlar.
Deniz doldurmak bizim işimiz yapacak bir şey yok..
Rize İnşaat Mühendisleri Odası, yıllar önce deniz doldurularak kazanılan ve yaklaşık 70 bin kişinin yaşadığı alandaki binaların yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu açıklamıştı geçenlerde..
10-15 yıla kalmaz Rize çöker diye de ciddi uyarıda bulunmuştu..
Bu uyarı ne kadar ciddiye alınır bilemem.Yerel seçimler şimdi her şeyin önünde..
Ne söylesen ne yazsan fayda etmiyor
Denize direnenler bedelini öder..