DEVLET!
O gerçek de her geçen gün yozlaşan bir ülke!.
Şöyle bir bakın ülkemizde olmayan ne var!..
Yüzde 99'u müslüman dediğimiz ülkemizde içine düştüğümüz, düşürüldüğümüz bataklık, artık aklıselim her insanımızı tedirgin etmektedir..
Çünkü ne arkadaşlık, ne komşuluk ilişkisi kalmıştır..
Analar, babalar isyan etmektedir..
Evlatlarını zatp edemez hale gelmiştir!..
Sevgi, saygı, birlik ve beraberlik ‘Mazide ne kadar şendik’ özlemine dönüşmüştür.
Toplumsal tepki olarak zaman zaman ortaya çıkan ‘saman alevi’ gibi tepkilerin hiçbir anlamı kalmamıştır!
Bir iki gün tepki sonrasında kaderimizle baş başa!
Bir iki gün ülkenin ayağa kalktığı, Soma'da hayatlarını kaybeden işçilerimizi hatırlayanınız var mı ?
Tablo ortada..
Özgecan olayı hepimizin içini acıtmıştır..
Şöyle bir bakın kendi yöremizden haberlere..
Polis, jandarma nerede ise hergün baskın yapıp uyuşturucu yakalar oldu!..
Nereden geliyor..
Türkiye’de uyuşturucu, yolsuzluk, tecavüz alıp başını gitmiştir..
Bir çok TV kanalı suç ve ahlaksızlık şırıngalayan makinelere dönüşmüştür..
Ne olduğu belli olmayan diziler her akşam evlerimizi, ailelerimizi resmen esir almıştır..
Dünyanın hiçbir ülkesinde bütün TV kanallarının dizi bombardımanı ile ülke insanının üzerine gittiği, insanların gerçek ülke sorunlarından bihaber edildiği ülke yoktur..
Acı ama gerçek;
Resmi açıklamalar diyor ki yıllardır, ülkemizin narkotik ticaretinde bir "transit" ülke konumunda olduğu açıkça söylenmektedir.
Türkiye'mizin sadece transit bir ülke değil aynı zamanda uyuşturucu üretilen, ticaretinin merkezi olarak yapıldığı uyuşturucu baronlarının korunduğu bir ülke olduğu söylenmektedir.
Aşağıdaki araştırmalar ve ifadeler devletin resmi ağızlarından çıkmıştır.
Devletin resmi kurumlarının araştırmalarıdır.
Uyuşturucu nedeni ile yaşanan ölümlerin rakamları halkımızın içine çekildiği çürümenin acı bir tablosudur.
Bunlar sadece sayısal rakamlar değil halktan ölen insanlardır..
“Uyuşturucu nedeni ile 2008-2013 yılları arası 6 yılda; 925 kişi öldü. Uyuşturucu kullanımına bağlı; kaza, cinayet, kavga, kalp krizi, intihar gibi dolaylı olarak ölüm oranı ise, 2008 yılında 137 iken 2013'te 416'ya çıktı. Oransal olarak ise, uyuşturucudan doğrudan ölümler bir önceki yıla göre yüzde 43, dolaylı ölümler yüzde 155 oranında arttı. Bu rakamların 2014 yılı içerisinde kesin sonuçlar alınmasa da daha da büyük artış gösterdi...”
Uyuşturucudan kaynaklı ölümler Anadolu'nun tüm illerine hatta köylerine kadar yayılmıştır. Ama en çok ölüm yoksul insanlarımızın bin bir umutla yaşam mücadelesi verdikleri, göçle geldikleri büyük şehirlerde yaşanıyor.
Kapitalizmin çarkı sadece ezerek öldürmüyor, gençlerin beyinlerini uyuşturarak, damarlarına girerek eziyor, öldürüyor.
Bakın devletin resmi araştırma kurumu TÜİK'in araştırmasında Türkiye'de uyuşturucu tedavisi gören en küçük bağımlının yaşının 13, en büyük bağımlının yaşının ise 65 olduğu, hastalardan yüzde 0,24'ünün 15 yaşın altında bulunduğu bildirildi.
Artan sadece uyuşturucu kullanımı değil, fuhuş, kumar ve yozlaşmanın her bir türüdür.
Bakın son 10 yılda fuhuş suçları yüzde 220, ırza geçme ve çocuklara cinsel taciz suçları yüzde 125 oranında arttı.
Uyuşturucudan kurtulmak için AMATEM'e başvuranların sayısı, 2004 yılından bu yana yüzde bin 781 arttı. Alkol kullanımı arttı..
Uçucu kullanma yaşı 11'e, esrara başlama yaşının 12-13'lere, eroin, ecstasy gibi "ağır" maddeleri kullanma yaşının 14'e indiği bir ülkede yaşıyoruz ne yazık ki!
Acı ama gerçek..
Ve yıllar geçtikçe bu oranlar daha aşağılara iniyor.
Bir zamanlar Batı gençliğindeki tablo ne yazık ki ülkemizi esir alıyor.
Resmi rakamlara göre hap, tiner, bali, esrar, eroin veya benzeri uyuşturucuları kullananların sayısının 5 milyona ulaştığı bir ülkeden söz ediyoruz.
Peki nasıl geldi bu ülke bu hale?
Ülkemizi bu hale kim getirdi?
Üç beş tane uyuşturucu mafyası mı?
Hayır.
Devlet kardeşim
A' den Z' ye hepimiz..
Devletimiz bu yönde politikasını yeniden sorgulamalı.
Bu kadar güçlü güvenlik güçleri kadrosu elinde bulunduran bir ülke nedendir, niçindir bu ülkenin başına bela edilen uyuşturucu trafiğinin önüne geçemez..
Yozlaşan Türkiye gerçeği neden görülmez!.
Fuhuş, uyuşturucu, kumar, taciz, tecavüz, cinayet, kadınlara yönelik son Özgecan'ımızın hepimizi ayağa kaldıran hepimizin tepkisine neden olan katliamlarının nedenlerinin üzerine kim gidecek!..
Bir iki gün tepki, sonra herkes evine!..
Ateşler hep düştüğü yeri yakmaya devam!..
Bakın resmi rakamlar ve açıklamalar diyor.
Uyuşturucu, Türkiye bütçesinin yazılı olmayan en önemli kalemlerinden biridir. Bir Mali Şube Müdürü, 1994 rakamlarıyla Türkiye'den geçen eroin miktarının piyasa değerinin 50 milyar dolar olduğunu, bunun 5-6 milyar dolarının "Türkiye'ye kalan para" olduğunu açıklamıştı.
İşte bunun sonucudur ki, Türkiye uyuşturucu kaçakçılığının transit ülkesidir. Ne yarım milyonluk ordusu, ne yüzbinlerce personellik polisi, bu sevkiyata engel olmaktadır. Ki, son yıllarda Türkiye'nin sadece "transit" ülke olmaktan çıkıp, bizzat uyuşturucu üretiminin yapıldığı bir ülke haline geldiği de artık raporlarda sık sık belirtilmektedir.
Birleşmiş Milletler Uluslararası Uyuşturucu Kontrol Kurulu'nun raporunda bakın ne der;
"Uluslararası Göç Örgütü, Türkiye'nin kadın ticareti ve fuhuşta merkez üs haline geldiğini ortaya koydu."
Yeşilayı, Diyanet Bakanlıkları, Sağlık Bakanlıkları, Adalet Bakanlıkları raporlar çıkarır, açıklamalar yapar gelin görün ki uyuşturucu, fuhuş, kumar azalmaz tersine artar.
Neden!
Neden!
Neden!..
Gelişen, büyüyen Cumhuriyet’imizin 100. kuruluş yıldönümüne koşan Türkiye'mizin mutlaka ama mutlaka uyuşturucu olayına el atması, son derece ciddi tedbirler alması kaçınılmaz bir gerçektir..
Özgecan'ın katledilme olayının ise yeniden 'İDAM' geri gelsin isyanlarına yol açması kadar doğal bir şey olamaz..
“Sabah sütünü verdim, harçlığını verdim gitti” diyen Özgecan'ın annesinin babasının yerine kendinizi koyup bir düşünün!..
Bir kere değil, bin kere düşünün!..