DEVLETİ KURAN PARTİDEKİ GÖLGELER

Bir siyasi partiyi büyük yapan yalnızca geçmişi değildir; o geçmişe layık kalabilmesidir. Tarihsel misyon taşıyan, bir devletin kuruluşunda rol almış partiler için bu sorumluluk çok daha ağırdır. Çünkü bu tür partiler sadece siyasi örgüt değil, aynı zamanda toplumsal hafızanın ve demokratik kültürün taşıyıcısıdır.

Ancak zaman zaman bu tür partilerin içinde yaşanan çekişmeler, hizipleşmeler, kişisel hesaplar ve güç mücadeleleri kamuoyunda ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Vatandaşın aklına şu soru gelmektedir: Devleti kuran bir partide neden bu kadar çok iç kavga yaşanır?

Bunun ilk nedeni, tarihsel mirasın büyüklüğüdür. Büyük bir miras, büyük bir sorumluluk kadar büyük bir iktidar alanı da yaratır. Bu alan zaman zaman hizmet yarışından çok makam yarışına dönüşebilmektedir. Oysa siyaset, kişisel kariyer planlamasının değil, kamu yararının aracı olmak zorundadır.

İkinci neden, demokratik kurumların zayıflamasıdır. Bir partide fikirlerin özgürce tartışılamadığı, eleştirinin ihanet olarak görüldüğü ortamlarda siyaset üretilemez; yalnızca gruplaşmalar büyür. Hukukun üstünlüğünü savunanların önce kendi kurumlarında şeffaflığı ve hesap verebilirliği sağlamaları gerekir.

Bu noktada geçmiş yönetimlerin de payını görmezden gelmek mümkün değildir. Özellikle uzun yıllar partiyi yöneten Kemal Kılıçdaroğlu döneminde elde edilen bazı başarıların yanında, seçim stratejileri, aday belirleme süreçleri ve kritik seçimlerde ortaya çıkan sonuçlar ciddi tartışmalara yol açmıştır. Demokratik siyasette hiçbir genel başkan eleştiriden muaf değildir. Başarılar nasıl alkışlanıyorsa, hatalı tercihlerin ve kaybedilen fırsatların da siyasi muhasebesi yapılmalıdır. Çünkü kurumsal hafızayı zedeleyen en büyük yanlış, başarısızlıkların konuşulmasını engellemektir.

Üçüncü neden ise siyasetin giderek ilke merkezinden uzaklaşıp kişi merkezine dönüşmesidir. Tarih göstermiştir ki liderler gelir geçer, fakat kurumlar kalır. Kurumların önüne geçen kişisel hesaplar, en köklü siyasi yapıların bile itibar kaybetmesine neden olabilir.

Demokratik hukuk devletlerinde siyasi partiler milletin ortak değerleridir. Özellikle devlet kurucu gelenekten gelen partiler, toplumun umudu olmak zorundayken toplumun hayal kırıklığına dönüşmemelidir. Çünkü vatandaş, koltuk kavgası değil çözüm görmek ister; iç hesaplaşma değil gelecek vizyonu görmek ister.

Bugün ihtiyaç duyulan şey, geçmişin şanlı hatıralarına sığınmak değil, o mirasa layık olmaktır. Devlet kurmak büyük bir başarıdır; fakat kurulan devleti demokrasi, hukuk ve adalet içinde yaşatmak daha büyük bir sorumluluktur.

Siyasetin gerçek sınavı da tam burada başlamaktadır. Tarihin verdiği unvanlar kalıcı değildir. Kalıcı olan, milletin vicdanında bırakılan izdir. Ve millet, hiçbir zaman kendi çıkarını partinin çıkarının önüne koyanları değil; partinin çıkarını milletin geleceği için kullananları hatırlar.