DOLMUŞ ZAMMI, SEÇİM İTTİFAKI VE TRİBÜNLER!

2012 yılında 15 kuruşa tenezzül etmeyip, 2013 yılında zam isteyen şoför esnafına, zam değil; bozuk para tedarik edecek bir muavin lazım muhterem...”



Bakınız!

2012 yılında Trabzon’da şoför esnafı ne demişti?

“Kardeşim; yakıta zam, lastiğe zam,  sanayide de çekiç pahalı...Velhasıl şu bizim dolmuş ücretlerini iyileştirin de, bizde biraz nefes alalım.”

Şoför esnafının bu talebi uygun bulundu ve dolmuş ücretleri 1.25 TL’den, 1.65 TL’ye çekildi.

Sonra ne oldu peki?

Şoförler, “Yahu kim uğraşacak bozuk para ile” deyip, zammı düz hesap misali 1.50 TL olarak uyguladı.

Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu ise 2012 yılındaki bu zamma, herhangi bir itirazda bulunmadı.

***

İçinde bulunduğumuz 2013 yılında ise Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Turan Altuntaş, yeniden zam istedi.

Şoför esnafının düz hesap uyguladığı 1.50 TL, “1.75 olsun” dedi.

TESOB Başkanı Metin Kara uygun gördü, Trabzon Belediyesi itiraz etti.

Nitekim zam komisyondan 2-1’lik bir sonuçla geçti ve yürürlüğe girdi.

***

Şimdi soruyorum muhterem!

2012 yılında 15 kuruşa tenezzül etmeyip, 2013 yılında zam isteyen şoför esnafı, madem ki aybaşını getiremiyor, neden 1.65 TL’yı uygulamadı?

Bugün Trabzon’da hangi büfeye giderseniz gidin, esnafın kasası bozuk paralarla dolu.

Ve bu paralar halkın geri almaya tenezzül etmediği, 5 ve 10 kuruşlar...

İsteyen şoför, istediği kadar bozuk parayı kolaylıkla temin edebilir.

Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Altuntaş ve TESOB Başkanı Kara, aralarında iyi bir seçim ittifakı kurmuş olacaklar ki, komisyondan zaferle çıkmayı başardılar.

Yine her zaman ki gibi kaybeden, astarı delik vatandaş oldu.

Unutulmaması gerekir ki; tarih sahnesinde, bu tip lezyon tavırlarla sandığa giden başkanlar, her zaman kaybetmeye mahkûm olmuştur.

Çünkü Rab, “Yarına bırakabilir ama kimsenin yanına bırakmaz”!



POSTU SAĞLAM

OLANLARA, BELEDİYE ANONSU!


Trabzon’da soğuklar yeniden geri geldi.

Gariban vatandaş tedirgin...

Kömür alınacak para yok, odun alınacak soba yok...

Haliyle köyünden çalı çırpı kesip zulalayan, kendini şanslı sayıyor...

***

Basına yansımamasını takdirle karşılıyorum ama açıkçası, dışarıda da pek gözüme çarpmıyor.

Kamu kurumlarının her yıl yaptığı periyodik yardımların haricinde, postu sağlam olan vatandaşlarımız, ellerini ceplerine atmıyor...

“Bu kış bir garibanın sobasını da ben tüttüreyim” demiyor...

***

Bu dünyada, ne kadar çok paran varsa, o kadar çok şeytanın var demektir muhterem!

Şeytan’ı sürgüne göndermenin en etkili yollarından biri de, zenginin, fakire el atmasıdır.

Bir garibanın hastasına sedye, cenazesine tabut olamadıktan sonra, zengin olmuşsun neye yarar?

Azrail gelince, sen de ölümün o oskarlık sessizliğinin başrol oyuncusu olmayacak mısın?

Ki hatırlatmak isterim muhterem!  Zengin olup daVIP musallada sütle yıkanmayı bekliyorsan, daha çok beklersin...

Lakin pamuğun kaliteli olur, orasını bilemem..

-