DÜNÜN GÜNEŞİNDE BUGÜNÜN ÇAMAŞIRINI KURUTAMAZSIN


Hakikaten biz toplum olarak dünün işleriyle bugünün problemlerini birbirine karıştırarak ayarsız bir tutum içerisinde debelenip duruyoruz.
İki sarı yılan gibi birbirine dolanmış siyasi ve terörize Kürtçülük Türkiye'nin Meclisi'nde öyle korkusuz, öyle ölçüsüz konuşuyorlar ki sokaktaki vatandaş bunları duyunca ağzını bozuyor, günaha giriyor.
Kürtçülük belası bugün fersah fersah mesafe almışken buna tedbir üretmek yerine 'dün şu yapılmasaydı bugün böyle olmazdı' gibi çözüme değil daha karmaşıklık yaratacak görüşlere itibar ederek zifiri bir gelecek portresi çiziyoruz. Bir akıllı çıkıp da bırak dünü sen şu an ne yapıyorsun demiyor ya da diyemiyor. Bugünün çamaşırını ısrarla dünün güneşinde kurutmaya devam ediyoruz.
Bölücü başı sanki hiç çocuk öldürmemiş, sanki gencecik fidanlarımızı kanlı tırpanıyla biçmemiş, sanki bir filozof ve düşünürmüş gibi sözleri ve önerileri bizlere yol haritası olabiliyor. Yüzlerinde meymenet olmayan efratları televizyonlarda dün Özal bize şu imkanları vermişti, onun döneminde epey mesafe aldık, bu bir süreç, devam etmeli diyerek onlara güneş sunan önceki iyilikperest kişilerden bahsederek bugünkü kirli çamaşırlarını eski zamanların güneşinde kurutmaya kalkıyorlar. Bugün sunulacak güneşle de gelecekteki kirli çamaşırlarını kurutacak güneşi şimdiden azık yapmak istiyorlar.
Türk milleti asaletiyle tahammülün bütün dişlerini kırarak bu manzaraları izliyor. Sözün bocuklu oluşuna kızıyor ama ya sabır deyip birbirine operasyon yapan millet evlatlarının mesele-yi asliyeye dönmelerini bekliyor. Maalesef bunlar da dünün güneşinde bugünün çamaşırını kurutmayı devam ettiriyorlar.
Bizler bu zamansız ve mekansız isteklere güneş olacak mıyız? Yoksa yeter be deyip çamaşırın bugünse onu bugün kurutacaksın, kirli libaslarını ıslak bırakıp dünün güneşinde kurutma hayellerine biz derman olamayızı ne zaman cevap olarak bu zemzemsiz zevata vereceğiz? Benim ülkemin Başbakan'ına gürgen dalı ile başlayan pezevenk bir cümleyi kuran zevatın kirli sözlerine dünün güneşinde gereken cevabı vermemiz vazifemiz değil miydi? Karanlık gecelerin nurlu sabahına bugünün kirli çamaşırını dünün güneşinde kurutma imkanı vererek mi ulaşacağız?
Ceza ve ödül; başarı ya da başarısızlık ortaya çıktığında verilir. Gelecekte elde edilecek başarılara bugünden kupa isteyenlere 'biz hak ettiğimizi alamıyoruz, sen gelecekte düşlediğin kavara isteklere bugünden ödül mü istiyorsun' deyip bu saçma isteklerin bugünden cezasını kesemiyecek miyiz?
Bu millet sabırlı, karanlıklar elbet çıkar sabaha...