Dünya Bakıyor Ha!
Bu imza atma işi merasimle yapılırmış. Karın ilk yağdığı sabah, ağa yanında has adamı Hasso ile köy meydanına gelir, Hasso’ya "Ula Hasso, eheli taplanmş mi?" diye sorar. Hasso’dan da "Evet ağam herkeş toplanmıştır" cevabını alınca, itina ile işeyerek taze karın üzerine "Abdullah Çüngüşoğlu" yazısını yazar, ondan sonra da noktayı koyarmış.
Bu işi yaparken Hasso’ya sık sık sorarmış:
"Ula Hasso, eheli bakıyor mu?"
Hasso da cevap verirmiş. "Evet ağam, herkeş bakiyo; pencereden, damdan, kayfeden her yerden... Köpekler, kediler, eşekler bilem bakiyo..."
İş bitip nokta konunca ahaliden şiddetli bir alkış koparmış. Ondan sonra da ağanın kestirdiği koyunlar çevrilir, ağanın pişirttiği pilavlar getirilir, kasabadan gelen baklavalar ortaya çıkarılır, hepsi afiyetle yenirmiş.
Bu merasim senelerce böyle devam etmiş.
Yine böyle bir kış günü Ağa, ilk kara işeyerek ismini yazmak için köy meydanına gelmiş. Hasso'dan ahalinin toplanmış olduğu ve Ağa'yı seyrettiklerine dair rapor aldıktan sonra Abdullah Ağa merasime başlamış.
Ama Abdullah’ın Abdul’unu yazdıktan sonra Ağa kalakalmış. Çünkü Çüngüşoğlu Ağa yaş icabı prostat.
Ağa paniklemiş, işin içinde halka rezil olmak var. Yavaş bir sesle Hasso’ya sormuş, "Ula bakiyler mi?"
Hasso, "He bakiyler ağam, sen neden durdun ki?"
Ağa, "Ula Hasso yanıma gel, halka arkanı dön ve şunu tamamla" demiş.
Hasso çişini yapmak üzere hazırlanmış ama bir an durup Ağa’nın kulağına eğilmiş ve "Ağam, kırk yıldır başıma vurdun 'salak' dedin. Sırtıma vurdun 'eşşek' dedin. Bu gariban kuluna okuma yazma öğretmedin ki! Sen şimdi şunun ucundan tut da yazıyı bitir diyorsun... Eheli bakiyo haa."
***
Almanların Kicker dergisi de Türk futbolunda şike nedeniyle yaşanan gelişmelere yer verdi. Özetle şöyle diyor elin oğlu:
Fenerbahçe ile Beşiktaş’ın iki sene Avrupa Kupaları’ndan men edildiği, buna karşın Türkiye’de hiçbir şey yapılmadığını, TFF’nin şikenin sahaya yansımadığını, en garip olanın ise 13 maçta şike ve teşvikin tespit edilmesine karşın Fenerbahçe’den bir puan dahi silinmediğini, resmi olarak 2010-2011 şampiyonluk kupasının hala Fenerbahçe’de olduğunu, uluslar arası spor hukuku dergisinin 2012 dergisinin görüşünün 2013 senesinde de değişmediğini, TFF’nin tuhaf hukuksal ve kişiye özgü entrikalarla bu iki büyük kulübün cezalandırılmasını önlediğini, bu entrikalardan başkanı olduğu kulübün skandallara karışmasına yol açan petrol ve gaz girişimcisi Yıldırım Demirören’in sorumlu olduğunu, Beşiktaş Kulübü’nü 3 haneli milyon euro borçla bıraktığı, güçlülerin oburluğu, yalnız kazananın bir değer ifade ettiği zihniyeti Türk Futbolunu bir maskaralık durumuna getirdiği, fakat çöküşü görmek için kulislerin arkasına bakmaya gerek olmadığı, hüküm giymiş Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’ın kendisini komplo teorilerinin kurbanı olarak göstermeyi başardığını ve yeniden başkan seçildiğini, uzmanların Yargıtay’ın kararı onaylayacağı yönünde görüş bildirdiğini, bu durumda Aziz Yıldırım’ın tekrar hapse girmesinin söz konusu olacağını, Türk futbolunun Aralık 2013 tarihinde içler acısı bir durumda olduğunu ve karamsar olan taraftarların artık maçlara gitmediğini yazdı.
***
Evet, birileri hala daha bizi, pardon sizi gözetlemeye-izlemeye devam ediyor.
İşinize gelse de, gelmese de elin oğlu gerçeği biliyor ve de yazıyor.
E adamların ağzı çuval değil ki büzesin, bildiklerini, gördüklerini/yaşananları ve Trabzonspor’a yapılanları dünya ile paylaşmaya devam ediyorlar.
Eloğlunun yazdığı gerçeği ve hafta sonu bir TV kanalında neyin ne olduğunu söyleyen Rıdvan Dilmen’in söylediklerinin ülke basınında yer bulmamasına şaşırdık mı?
Tabii ki hayır!
Hadi yazılanlardan bir şey anlamadınız varsayalım, duyduklarınızı niçin es geçersiniz?
Bahse konu Trabzonspor olsaydı balıklama dalardınız.
Bari işinizi bir kerecik tam yapın, eksik bir şeyler bırakmayın; dünya bakıyor ha!