Düşmanın Hata Yaparken Onu Asla Rahatsız Etme

Düşmanın Hata Yaparken

Onu Asla Rahatsız Etme

İçinde bulunduğumuz çağ vahşet ve saldırganlığın ön plana çıktığı, uluslararası hiçbir kuralın işlemediği ve sadece kuvvetlilerin sözünün geçtiği bir çağ. Bu çağda insanlar ve ülkeler artık siyasi kamplar ve ideolojiler üzerinden değil kimlikleri üzerinden tanımlanıyor. Bir araya gelmelerinde veya karşı karşıya gelip çatışmalarındaki en büyük etken ait oldukları kültür, medeniyet ve çıkarlarının gerektirdiği durumlardır. Birbirine benzeyen ve çıkarları örtüşen gruplar kendinden olmayan gruplarla hiçbir etik kural tanımadan çatışıyor.

İkinci Dünya savaşından sonra kurulan dünya düzeni artık geçerli değil. Geçen yüzyılda kurulmuş dünya düzenini koruyan ve kollayan birleşmiş milletler gibi kuruluşlarında kullanım miyadlarının dolduğu görülüyor. Artık yeni bir dünya düzeni kurulmak zorunda. Çin ve Hindistan gibi ülkeler oyunun yeniden kurulmasını ve kendi hegemonyalarına yer açacak bir paradigmanın oluşturulmasını istiyorlar. Fakat eski düzenin en güçlü aktörü ABD yeni kurallar ve yeni güçler istemiyor. Hakimiyetini ve etki alanını arttırarak devam ettirmek isteyen ABD bu amacına ulaşmak için dünyayı ateşe atmaya hazır. Öylesine kontrolsüz ve kuralsız hareket ediyor ki züccaciye dükkanına giren fil misali önüne gelen her şeyi yıkıp döküyor. Mevcut konjonktürde Rusya Ukrayna ile uğraştığı için oyuna istediği gibi müdahil olamıyor. Çin ise ince diplomasi kullanarak olayları kendi istediği gibi yönlendirme çabasında. Doğrudan ABD’nin karşısına çıkıp cephe almıyor fakat İran’a her türlü desteği örtülü olarak verdiği biliniyor. ABD ve İsrail Ortadoğu ülkelerinde istedikleri değişiklikleri yaptılar. Fakat İran’da tökezlediler. İran beklenmeyen bir direniş gösterdi. Bu direnişi kendi öz kaynaklarıyla yapması pek olası değil. Çin gerekli yerlerde gerektiği şekilde İran’ı örtülü bir şekilde destekledi ve tahkim etti. Çin’in ABD’nin saldırılarını durdurması için uluslararası arenada fazla bir çabası olmadığı da görülüyor. ABD ve israilin kazanamayacakları bir savaşa girmesine engel olacak etkili bir girişimde bulunmadı. Napolyon ‘’Düşmanın hata yaparken onu asla rahatsız etme’’ der. Çin de ABD ve İsrail’in yanlışa saplanmalarını seyretti ve onları yanlış yaparken hiç rahatsız etmedi. Şimdi ABD ve İsrail çıkış yolu arıyor. İçine düştükleri bu durum hegemonyalarının sonu olabilir. Neredeyse 45 yıldır ambargo uygulanan, hava kuvvetleri, hava savunma sistemleri ve deniz kuvvetleri olmayan bir ülkeyi dize getiremeyen bir güçten artık kimse korkmaz. Artık ülkeler ABD’ye karşı seslerini rahatça yükseltebileceklerdir. ABD’nin koruyucu kanatları altına girmek için silah sanayini beslemek adına milyarlarca dolarlık silah satın alıp her istediklerinde servetlerini ABD’nin emrine veren körfez ülkeleri de artık mevcut durumlarını sorgulayacaktır. ABD ve İsrail’in emir erliğini yapan bu kişiliksiz ülkeler çok güvendikleri ABD’nin korumasında oldukları halde İran füzeleriyle tarumar oldular. Bu durumda mahalle kabadayıları gibi koruma vaadiyle haraç toplayan çakma Al Kapon’a neden para versinler?

Öyle görünüyor ki dünya kurulmaya çalışılan yeni bir düzenin doğum sancılarını yaşayacak. Umarım yeni dünya düzeni medeniyet kendini yok etmeden kurulabilir.