EĞİTİM-İŞ'İN SESİNE KULAK VERMEK
Milli Eğitim Bakanlığı’nın dershanelerin kapatılmasıyla ilgili düzenleme yapması ve bu doğrultuda yapmayı planladığı bazı uygulamalara, yönetmelik değişikliklerine, kanun tasarılarına, eğitim sendikalarının bazılarından önemli eleştiriler ve tepkilerde geliyor.
Bu ülkede her alanda sivil toplum örgütlerinin, sendikaların otokontrol ve uyarı anlamında önemli bir işlevi olduğu gerçeği yadsınamaz. Görüşlerine katılır veya katılmazsınız ama sendikalar demokrasinin önemli unsurlarıdır. Çünkü onların da temsil ettiği kitleler var..
Onlardan biri de Eğitim-İş'in dün şahsıma da gönderdiği açıklamaları oldu..
Önemli konularda, çarpıcı tespitleri ve eleştirileri var!..
Bugünkü yazımı onların endişelerine ve eleştirilerine ayırmak istedim!..
Eğitim-İş diyor ki;
'MEB dershanelerin kapatılmasına ilişkin düzenleme yapacakken fırsat bu fırsat diyerek kadrolaşmaya yönelik düzenlemeleri de taslağa sokmuştur.'
Önemli bir iddia..
Peki Eğitim-İş hangi endişeleri taşıyor;
Eğitim-İş diyor ki;
1-Kadrolaşma:
İşi o kadar ileri götürüyorlar ki yüz binleri bulan okullarımızdaki müdür ve yardımcılarının da tamamını görevden almayı hedefliyorlar. Hiçbir bilimsel gerçeğe ya da gerekçeye dayanmayan bir yaklaşımla 4 yılını dolduran okul yöneticilerinin görevine son verip, hiçbir objektif kıstas olmadan kendi kadrosunu atamaya yönelik kanun çıkarıyorlar. Bununla da yetinmeyen bakanlık, il müdürlerini ve bakanlık teşkilatındaki tüm kadroları da görevden alıyor. Alınan bu kadrolar daha önce olduğu gibi oturdukları yerden maaş alacaklar. Bu şekildeki kadroya verilecek maaşların toplamı her ay milyon TL’leri bulacaktır.
2-Talim ve Terbiye Kurulu:
Bakanın başkanı olduğu Talim ve Terbiye Kurulu da dizayn ediliyor. Hükümet, vesayet olarak tanımladığı kurulun yetkisini daraltıyor ve müsteşarın “Onlar benden değil bakandan emir alıyorlar, benden habersiz karar alabiliyorlar” serzenişinin önüne geçilmek isteniyor.
3-Öğretmenliğe Mülakat:
Bir taraftan 300.000’den fazla atama bekleyen öğretmen varken, diğer taraftan dershanelerde çalışan öğretmenleri sınavsız kadroya almayı düzenleyen bakanlık, öğretmen atamalarından da rahatsızdır. Üniversitelerden verilen diplomaları hiçe sayan bakanlık, öğretmenlerin emek ürünü olan KPSS başarılarını da yok sayarak, kadroya geçişte bir de sözlü sınavı kanunlaştırmak istemektedir..
4-Dershanelerin Dönüşmesi:
Dershaneleri okula dönüştürmek suretiyle bir taraftan bina yapmaktan, yatırım yapmaktan kaçınacak olan bakanlık diğer taraftan da eğitimi özelleştirmenin hazırlığını yapmaktadır. Hiçbir altyapısı, bahçesi, laboratuarı, spor alanı, olmayan binaları özel okula dönüştürmek suretiyle on binlerce derslik kazanmanın peşinden koşanlar, eğitime ihanetle karşı karşıyadırlar. Bu da yetmezmiş gibi her türlü teşviki de kanuna koyarak okullarımızın dahi özel sektöre tahsisini öngörmektedirler. Okullarımıza ödenek göndermeyerek, yöneticileri kaderleri ile baş başa, velilerle karşı karşıya bırakan zihniyet, özel okul teşvikine gelince cömert kesilmektedir.
5- Uzman Öğretmenlik:
Uzman öğretmenlik hakkını yargı kararı sonucu alan öğretmenlerimiz, Danıştay İDDK kararı sonrasında bu haktan mahrum bırakılmakta ve geçmişe dönük ödeme talebinde bulunulmakta iken, sendikamızın uyarıları ve açıklamaları doğrultusunda tedbir alınmasına yönelik bir düzenleme de kanunda vardır. Bu bizim için yeterli değildir. Eğitim-İş öğretmenlik mesleğinin uzmanlık mesleği olduğunu her platformda belirtmekte ve apoletleri kabul etmediğimizi, kaldırılmasını, tüm öğretmenlerimize aynı ödeneğin ödenmek suretiyle uygulamanın tarihe gömülmesini talep etmektedir. Adında eğitim olan bakanlığın öğretmenlerin yüksek lisans ve doktora eğitimi almalarını teşvik etmesi vazgeçilmez beklentimiz olup en azından geçmişte olduğu gibi ek derslerin yüksek lisans yapan öğretmenlere %25, doktora yapan öğretmenlere ise %40 arttırılarak ödenmesi gerekmektedir.
Eğitim-İş açıklamasının sonuç bildirgesinde;
'Dershaneler diye çıkılan yolda, fırsatçılık yapmak suretiyle birçok kanunda değişiklik öngören bakanlığın amacı dershaneleri dönüştürmek değil, eğitimi tamamıyla dönüşüme uğratmaktır. Özel sektör teşviklerinin yanına devlet okullarını dibe vurdurmak suretiyle devletin eğitimden el çekmesi, özel sektöre devredilmesi amaçlanmaktadır' derken önemli bir çağrı da yapıyor..
'Milletvekillerini kanunun meclisten geçmemesi noktasında duyarlı olmaya ve bir kişinin ya da partinin değil, milletin vekili olduklarını ispatlamaya davet ediyoruz. Ulusumuzun geleceğini belirleyen eğitim gibi önemli bir konuda, böyle bir oldu bittiyi kabul etmemiz mümkün değildir. Eğitim planlanmasının toplumun tüm kesimlerini ilgilendiren bir konu olması nedeniyle; tüm sendikaların, tüm demokratik kitle örgütlerinin, kısacası tüm Türkiye’nin bu soruna sahip çıkması gerekmektedir.'
***
Eğitim-İş'in eğitimde yapılması düşünülen yeniliklere karşı önemli eleştiri noktaları bunlar..
Eğitim-İş'in eğitimde yapılması düşünülen yeniliklere ve MEB'in ortaya koymaya çalıştığı düzenlemelere karşı yaptığı eleştirlere de kulak vermekte fayda var..