Eğitimde Sessiz Çığlık


Atalarımız: "Allah bu millete çığlık attırmasın" diye dua ederlerdi.
Günümüzde de aynı duyguları paylaşmamak mümkün değildir. Son çeyrek yüzyılda ülkemizde çığlık atan atana. İçte çığlık, dışta çığlık...
Ekonomide çığlık, eğitimde çığlık, ticarette çığlık, üretimde çığlık, kısaca; çığlık üstüne çığlık!
Bir halk ozanı: " Ankara uzak, ses gitmiir" der.
Gerçekte Ankara çok uzak.
Ses gitmiyor. Bölgemizde 2006'da- aşırı bir don sonucu- fındık %95 zarar gördü.
Yasa gereği bu zararın %60'ını devlet ödemek zorunda. Yıl 2014 vatandaşın - hala - 89 trilyon alacağı ödenmedi. Ankara uzak. Ses gitmiyor. 30 Mart akşamı yaşanan don olayı ise; tam bir tiyatro.
Tıpkı 2006 daki oyunlar aynen yaşanıyor. İki komşudan birinin fındığı zarar gördü raporuna karşın, bitişikteki komşunun fındığı güya zarar görmemiş.
Zarar görenlerin de bir kısmının tavuğu var, ineği var, onlar geçimini sağlayabilir.
Mantık bu. Uygulama bu. Dedim ya tam bir tiyatro. Çığlık atmaya devam.
Son çığlığı da eğitim alanında atmaya başladık.
Kalite gittikçe düşüyor. Başarı yerlerde sürünüyor. Gören yok, ilgilenen yok...
Bu yıl geçen yıla göre Trabzon iki basamak geriledi. YGS sınavlarına göre benim ilçem Trabzon ikincisi iken, bu yıl sekizinci duruma düştü.
Beşikdüzü'nün bu duruma düşmesi hiç bir mantıkla açıklanamaz. Zira Beşikdüzü Türkiye eğitimine damgasını vuran bir ilçe, yazık. Bunun da ötesinde rezillik!
İşin içinde olmalarına karşın, tehlikenin boyutlarını göremeyen yöneticiler varsa vay halimize. Yine de şükrediyoruz:
Çığlık atmayı öğreten bakan ablamız var. Onlar da olmaya halimiz nice olur? Milletçe atılan çığlığı duymayanların olduğu bir ülkede, minnacık bir çocuğun çığlığını kim duyacak!..
Son olarak bir çığlık da ben atıyorum: "Hoşça kalınız..."