EN AZ ÜCRET

Evet asgari değil en az ücret. Yani her şeyin en azından yiyerek, giyerek, barınarak hayatını geçirme ücretidir. Yok öyle simidin yanında peynir yemek, adı üstünde en az ücret.

Kimse dertlenmesin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Z. Zümrüt Selçuk zümrüt gibi bir açıklama yaptı: “Türkiye’de yoksul yok.” Şahane… Kıskanma Avrupa…

Bu durumda en az ücret heyecanına kapılmayalım. Ücret 2750 lira bandında bir yerde olacak. Bu ücretle yoksulluk çekilmeyecek. Biz hesap yapalım.

Kira 850, elektrik 100, su 60, yakacak 250, simit+çay 3 kişi 700, toplam 1.960,00, en az ücretten kaldı elimizde 364 lira.  “İnternet, cep telefonu faturası eklemedin” diyorsunuz. One munit! En az yaşam dedik ya… En az yaşamda yok öyle internetle dünyaya erişmek. Neyimize lazım, şimdi okursun öğrenirsin, fark edersin bazı şeyleri. Avrupa bizi kıskanıyor sen bunu bil yeter. 

Sinema, market, tiyatro, kitap, pazar alışverişi, kıyafet… Valla 364 liran var, nasıl istersen güle güle harca...

“Et koymadın”, bak hele gene ne soruyor. Sen Alman mısın da öyle yılda 85 kg et yiyeceksin. Benim ülkem Türkiye’de et yeme ortalaması 28 kg. O da en az ücret kategorisinde olanlar için 15 kg altına düşüyor. Allahtan kurban bayramı var. 

Küçük bir teknik bilgi, çalışanın eline 2.324 lira geçiyor. Senden kesilen vergi ve SGK ödemesi 618 lira, yetmez bir de işverenin senin için ödüyor 515 lira. Yani SGK, gelir vergisi ve işsizlik payı ödeme toplamımız 1.133 lira. Maşallah devlet en az ücret ile çalışan üzerinden iyi para alıyor. Demek ki burada sorunun büyüğü var. İşverene yüklenerek bu işi çözemeyiz. Vergi reformu şart, sadece vergileri %50 azaltsak en az ücret 2.891,00 lira olacak. Vergi adaletsiz… 

Meraklanmayalım, hukuk-adalet reformu için görüşmeler çok yoğun devam ediyor. Yoksulluk da yok, Merkez Bankası Başkanı da değişti. Her şey zümrüt gibi.