gizil güçlere teslim etmeksizin net ortaya koyacağım. Bir kere çok insan yüzlü görünüyor bana. Heybesinde, terkisinde tehlikeli madde taşımayan; yunusvari bir dünya seyyahı izlenimi yaratıyor hissiyatımda.
En çok sevdiğim yönü, çok pratik oluşu ve iyi bir şeyin kokusunu büyük bir yetkinlikle alabilme kaabiliyetidir. Hele Trabzon derken dilindeki samimiyet, adeta yüzünde kiraz çiçekleri açtırıyor, bir başka aleme geçmişcesine hoşnutluğun zirvesinden ses veriyor.
Yatırım ve proje dünyada en çok kullandığı iki kelime...
Ülkeye bundan sonra her kim bir yatırım hayali kurduğunda, yatırımla ilgili rüyalara daldığında onun adının o rüyalarda geçmemesi mükün değil...
Belki de rüyalara tesir eden bir aksiyon göstermesi böyle bir yazıyı kaleme aldırmıştır.
Benim çizgimi yazar olarak takip edenler bilir. Hayatımda ısmarlama yazı yazmayan bir yapım var. Hatta bir arkadaşımın yayınlanan yazısının sonuna şu cümleyi eklemiştim 'Siparişle yazan siparişle susar' diye. Mertlik ve sertlik benim mizacım. Bu mizacıma rağmen bir insanı siyasi anlayışını benimsemeden sevmek gibi bir gerçekliğin çeperine dayanmış, varlığından şehrimizin ne kazançlar elde ettiğini izdüşümlendiriyorum. Kendisini hiç görmedim, seçim gezileri babından da olsa elini hiç sıkmadım. Görsel ve yazılı medyanın dışında bir tanışıklığımız yok. Dün akşam Trabzon'un futbol mabedi Yavuz Selim'de verdiği iftara da gitmedim ki tanışmışlıktan etkilenerek kalem oynatmayayım diye...
Bu realiteye rağmen kendisini siyasetten yalıtılmış bir rabıtayla sevdim, samimiyetini, çalışkanlığını, sorunlardan kaçmayan dirençliliğini taktir ettim. Problemlere yumuşak üslupla yaklaşmasını, kızgınlığını belli etmemek için gösterdiği direnci, ekranlardan süzüp aldım ve bu iyi insanların hasletidir diyerek taktir duygularım alkışlı bir yazıya döktüm.
Sakın mevki makam beklentisi içerisinde kalemine cilve verenlerin anlayışıyla beni karıştrmayın. Zira iktidarın zirvesiyle irtibat kanallarımın canlı dostluklarla mevcüt olduğunu beni tanıyanlar çok iyi bilir. Ama ben o kanalları asla kullanmayı ne aklımdan geçirdim ne de bu irtibatı kişisel menfaate feda etme basitliği içinde oldum. Siyasi duruşum nasıl konum almamı gerektiriyorsa o konumda kaldım.
Bakan 'ince ayarla kupamız gelecek' dediğinde kendisine zamansız konuşup şeytanın ekmeğine yağ sürdüğünü söylemek geçti içimden. Sonra düşündüm, heybesinde pislik taşımayan bir adam; kırmadan dökmeden hakkın nasıl alınacağının yol haritasını kendince dillendirmiş. Bir hadiseyi söylendiği bağlamın dışında bilerek farklılaştırarak algılamak bana yakışmayacağından kendisine olan hafif bir gönül koyuşum da buharlaşıp gitti.
Son sözüm, Of'un bağrından kopup Türkiye'nin kalkınmasında var gücüyle çalışan bu seçkin siyasi insana siyasetin dışından bakan benim gibi nice insanların da dualarıyla destek verdiği bir gerçektir. Yolun açık, niyetin sarih olsun güzel insan...Bir gayret daha Bakanım, Akyazı İnönü'den önce bitsin.