Gezi Parkı eylemlerinin başlangıcından sonucuna kadar yaşanan gelişmelerin ana noktasında birileri tarafından ‘Sorun Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti değil’ vardı!
Hatta Gezi Parkı eylemlerinin ta ki Başbakan Erdoğan’ın Tunus’tan gece yarısı gelerek İstanbul Atatürk Havalimanı’nda on binlerce partilinin kendisini karşılamasındaki mitinge kadar, bazı üst düzey AK Partililerin dahi takındıkları tavırları, suskunlukları, hatta ‘Kızım sana diyorum gelinim sen işit’ dercesine, mesaj niteliğinde yaptıkları açıklamalarla Başbakan’a göndermelerde bulunmaları, hatta işi ‘özür’ noktasına kadar getirmeleri ‘Sorun AK Parti değil, Tayyip Erdoğan’ sözlerine sessiz ve derinden adeta destek verir gibi görünmelerini söylemek zor değildi!.!
O günde bu köşede şunu yazmıştım.
Başbakan Erdoğan için Gezi Parkı eylemleri kendi partisini, teşkilatlarını, bakanlarını, milletvekillerini de, kendisine yakın sivil toplum örgütlerini, iş adamlarını sadakat olarak test etme açısından iyi bir fırsat olmuş, kimin ne olduğunu, kimin ne yaptığını çok iyi görmüştür!.
Önce yerel seçimler, ardından Cumhurbaşkanlığı seçimi, daha sonra genel seçimler gibi üç yılda yapılacak kader seçimleri ve bu arada Anayasa değişikliği gibi kritik süreçte Başbakan açısından bundan iyi bir test olamazdı!
Hatırlayın o gece yarısı havaalanındaki mitinge vatandaşların gitmemesi için bir Genel Başkan Yardımcısı’nın açıklamalarını!
Türkiye nerede ise yangın yerine dönerken, hedefte tek başına Recep Tayyip Erdoğan olurken, ne suskunluklar yaşandı!.
Dün Zaman Gazetesi’nin usta Yazarı Hüseyin Gülerce’nin ilginç bir yazısı vardı.
Başlığı aynen şöyleydi..
‘Erdoğan gitsin, AK Parti kalsın planı’
Gülerce yazısının bir bölümünde şöyle diyordu.. ‘Bir partide genel başkan değişimi, kongrede delegelerin iradesiyle olur. AK Parti delegeleri arasında Sayın Erdoğan’ın değişmesiyle ilgili bir irade olduğunu hiç duyan var mı? Tam tersine Gezi olaylarından sonra parti tabanı ve yönetimi Erdoğan’ın etrafında daha da kenetlenmiştir’
Gülerce’nin bu analizi Başbakan Erdoğan’a siyaseten muhalif olanlar için doğru tespit !
Ama sadece AK Parti dışı mı?
Ya AK Parti içi!.
Ona da bakmak lazım...
Ya gelecek seçimde tüzük gereği üçüncü dönem milletvekili olamayacak, bakan olamayacak çok sayıda insanın kendi içinde kopan fırtınalara karşı Başbakan’ın ‘Tüzük değişmeyecek, halka sözümüz var’ diye tüzüğün arkasındaki duruşunun sessiz ve derinden hazmedemeyenlerin duruşu!..
O nedenle şu da bir gerçek ki AK Parti yönetiminin gezi parkı olayları başlangıcı ve devamında taki Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın da çıktığı o tarihi otobüsün üzerinde, Başbakan’ın sadece mitinge katılanlara değil, bütün Türkiye’ye canlı yayınlarla okuduğu kağıdı saatlerce fenerle aydınlatmaya yardımcı olduğu siyaset tarihine geçen o ana kadar Başbakan Erdoğan’ın yanında dik duruş sergileyen kaç kişi vardı acaba!..
‘Neler oluyor’ dercesine sessiz posizyon alan AK Particiler ortaya çıktı!
Bunlar yaşandı!
O havaalanı mitinginde AK Parti’ye değil Başbakan Erdoğan’a karşı büyük ilgi duyan o büyük kitlenin kendisine sahip çıkması ve o gece Başbakan’ın kısasa kısas dercesine ödün vermeden ortaya koyduğu açıklamalardaki iradesi, gezi parkı eylemlerinde kırılganlık yaşamaya başlamak üzere olan ‘Acaba’ sorularını kendi kendilerine sormayan başlayan gerek partisinden bazı kesimleri, gerekse bazı parti içindeki ‘AK Partililerin’ değil ‘AK Particilerin’ tekrar yanında olmasını sağlamıştır!.
Yani iyi gün dostları!
Başbakan’a gücü veren teşkilatları, bakanları, milletvekilleri değil, kendi parti tabanı yani halk kitlesi olmuştur!..
Recep Tayyip Erdoğan’ı AK Parti’de güçlü kılan irade seçmen kitlesinin kayıtsız şartsız kendisine duyduğu büyük güvenden başkası değildir.
Kim ne derse desin, Gezi Parkı eylemleri sonucu bir kez daha ‘AK Parti demenin ‘Recep Tayyip Erdoğan’ demek olduğu apaçık ortaya koymuştur. Başbakan Erdoğan’a da kimseye minnet borcu olmadan parti yönetiminindeki bazı kesimlere karşı da dimdik durmasının nedeni yine o parti tabanının, seçmeninin kendisine verdiği güçten başka hiçbir şey değildir!..
O nedenle Recep Tayyip Erdoğan gittikten sonra AK Parti’nin bugünkü gibi sağlıklı bir şekilde ayakta kalacağını yüzde 45-50 bandında olacağını düşünmek mümkün değildir!..
Olmaz ama olduğunu düşündüğünüz zaman bile parti içinden bir parti çıkmasının imkanı asla yoktur.
Geçtiğimiz günlerdeki yazımda da dile getirdim.
Tekrarında fayda var. Başbakan Erdoğan’ın arkasındaki en büyük güç elindeki en büyük koz ne teşkilatları, ne bakanları, ne milletvekilleridir.
Hiç tartışmasız halkın öncelikle kendisine verdiği büyük güç ve destektir. Son Gezi Parkı eylemlerinden kırılmadan, dökülmeden güçlü bir irade ile çıkmasının yegane temeli de işte budur!
Gerisi hikayedir!.
Bu halkın AK Parti’ye değil kendisine destek verdiğini bilmeyen, görmeyen, duymayan sadece AK Partililer değil, muhalefet partililer de yoktur!
AK Parti’nin varoluşunun, ayakta kalışının temelinin onun olduğunu artık herkes iyi biliyor. O nedenle Recep Tayyip Erdoğan’sız bir AK Parti’nin bugünkü gibi güçlü bir yapıda olamayacağı gerçeği apaçık ortadadır.
Bunu artık konjektürel ‘AK Particilerde’ çok iyi biliyor!.
O nedenle Gezi Parkı eylemleri AK Parti’deki ‘AK Particiler’ için de ders oldu!
Recep Tayyip Erdoğan’a el mahkumlar!.
Çünkü o yoksa olmaları mümkün değil!.. Ama şimdi o da onları daha iyi tanıyor!..