Erkeğin dansöz olduğu yerde, adamın hakkını kim teslim edecek?
Lakin o, stadyumlarda protokol dansözü olmayı tercih etti.
Saygı duymasına duyuyorum da; merakıma da bir türlü engel olamıyorum.
“Yahu erkeğin dansöz olduğu yerde, adamın hakkını kim teslim edecek?”
***
Şike Davası’nda mahkeme de çıkan karar neydi?
Duymak istemeyenler için, yeniden hatırlatayım.
Fenerbahçe şikede tescillendi, Trabzonspor aklandı.
Yani Fenerbahçe’nin müzesinde duran şampiyonluk kupası, olması gereken yerin 1083 km uzağında..
***
Peki ya sonra ne oldu?
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, yeniden yargılama kararı verdi.
Paralel, dikey derken, koğuşlar boşaltıldı.
Herkes kaldığı yerden tarlasını sürmeye devam ediyor.
***
Peki, TFF’nin hokkabaz tiyatrosu olduğunu bildiği halde, Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç ne yapıyor.
Henüz mavi boncuk dağıtmakla meşgul..
Sürekli TFF’nin bağımsız bir özerk kurum olduğunu dile getiriyor.
Dengeleri korumaya çalışıyor!
Vesaire, vesaire..
***
Hatırlatmak istiyorum muhterem!
Kirli bir elin, temiz futbol istemesi ne kadar saçma ise, adaletten uzak bir fedarasyonun da, futboldaki terazi ile muhatap olması, o kadar saçmadır.
Ne zaman ki TFF bağımlılıklarından kurtulursa, o zaman tam bağımsız bir yapı oluşur.
Hakkı teslim etmeyen bir kurumun, her türlü virüse gebe kalacağı bilindiği halde, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın olaya engel olamaması ve bu konuda etkisiz bir eleman görünümüne bürünmesi, hiçbir mantıkla bağdaşmıyor.
Spor Bakanlığı, ülkemizdeki spor ahlakının gelecek nesillere tertemiz bir şekilde aktarılmasını istiyorsa, öyle basına yuvarlak cümleler kurmaktan vazgeçecek.
Çıkıp paşalar gibi söyleyecek!
“TFF, bir an önce adım atmalı ve hakkı teslim etmeli”
Her ne kadar bunu söyleyebilmesi için talimat alması gerekse de, bu cesareti gösterdiği takdirde büyük Trabzonspor taraftarı, onu alnının ortasından öpecektir.
Aksi halde boş laflara herkesin karnı tok!