FATİH OLABİLMEK MÜMKÜN MÜ?

Sanırım hemen herkesin cevabı hayır olacaktır. Zira o çok özel biriydi, dünyanın bir dönemine imrenilecek bir iz bırakarak tarih oldu.

Fatih olabilmek için:

II. Murat gibi bir babaya, Molla Gürani ve Akşemsettin gibi hocalara sahip olmak.

Bilim sahibi olmak, hatta yetmez kürsü sahibi olmak gerek.

Yedi lisanı konuşabilir düzeyde olmak.

Yetmez, portresini çizdirebilecek kadar cesaret sahibi olmak gerek.

Türkçe, Arapça, Farsça, Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphane sahibi olmak.

Yetmez, tarih ve felsefeye düşkün olmak gerek.

Yetmez.

Gibi bir çok özelliğin bir araya gelip şahsiyet bulması lazım ki bu da imkansızdır. Yani Fatih, Türk dünyasının zirve karakterlerinden biridir; O’na öykünürüz ama O olamayız. Üstelik artık bizi bekleyen ne İstanbul ne de Trabzon var.

***

Fatih, fetih yapan anlamında kullanılan bir unvandır ve Türk milleti bu unvanı II. Mehmet’e layık görmüştür.

İyi de başka fetihler mümkün değil mi? Fatih olabilmek için yeni İstanbul’lar mı bulmak gerek?

Başka fetihler bizi Fatih yapar mı? Gönüller, fetih bekleyen bir İstanbul gibi görülebilir mi?

***

Gönüllerin fethi: Silahı sevgi, askeri sabır olan orduların özveriyle sürdürdüğü mücadelenin zafere ulaşmasıyla gerçekleşen ölümsüz ve evrensel olgunun adıdır.

Gönüllerin fethi: Konusu insanlık, öznesi insan ve şu işe bakın ki kahramanı da insan olan ölümsüzlük sırrının adıdır.

Gönül: Savaşsız, kansız, taktiksiz ve  ancak  insanlıkla fethedilebilecek kutsal bir alandır.

***

Hani zaman zaman; “O güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler.” diye dertleniriz ya! Çok şükür ki hepsi gitmemiş, sayıları azalsa da, o güzelim atlarıyla dört nala Anadolu’yu dolaşanlar var hala.

5 Ocak Sarıkamış Şehitlerini Anma Yürüyüşü’nden dönüyoruz; beş kilometrelik yürüyüş, soğuk, yorgunluk ve diğer insani ihtiyaçları yürüyüşçülerin yüzüne yansıtmış. Şehrin girişinde yer alan evlerden birinin giriş kapısı buyurun, buyurun diyen ev sahiplerinin davetiyle bir kale kapısını andırıyor. O büyülü davete uyduk ve evin yerleşkesine biz de dahil olduk. Gördüklerimiz inanamadık; zira onlarca yorgun insana, ısınma ve beslenme hizmeti kusursuzca sunulmaktaydı. Çorba, çay ve kahvaltı gönülleri fethetme silahı olarak özveriyle kullanılıyor. Namaz ve dinlenme gibi diğer ihtiyaçların karşılanması da cabası. Bu evin sahipleri o güzel atlarla gönlümüzde dörtnala fetih turları atmaya başlamıştı bile. Ve yüzlerce ziyaretçi olup bitenleri anlama gayretlerini dualarındaki içtenliğe yükleyerek o fetih alanından ayrılıyordu.

Gönlümüze fethettirmiştik, ismini bile bilmediğimiz Fatih’e.

Senden daha var mı ey gizemli Fatih diye düşünürken, Elazığ depremini yaşadık. Türk milleti yeni bir travmanın içerisinde dalgalanmaya başladı. Sarıkamış’tan aldığım dersten emindim ki nice isimsiz fatihler o güzel atlarıyla Elazığ özelinde Türk Milletinin gönlünü fethetmek için seferber olacaklardır.

***

Anadolu güzel yurt, inandım ki Fatihlerin hiç bitmeyecek...