FENER MAÇININ FELSEFİ ANALİZİ
Bütün birikmiş haklarımızı mantığın önermelerine uygun bir tavırla sahada almak için her yönüyle donanımlı olarak bu maça çıkmalıyız. Çünkü bu maç Araf Suresi'nde beyan buyurulduğu gibi eylemleri sıralananlara bir cevap niteliği taşımaktadır:
‘Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir.’
Şikeyi görüp de görmeyen, hakkın gaspını hukuk önünde doğrulayıp da buna uymayan; sıfatı, mertebesi, payesi kim olursa olsun onlara bir ikaz olacaktır. Gol atınca yalandan secdeye kapanma numarası yapan ama Allah'ın ne kadar sevmediği haslet varsa onları bünyesine madalya yapmış riyakarlara da yeşil zeminde verilecek bir nasihat olacaktır.
Büyük kitleleri, ne kadar ulvi değer varsa o kıymetler adına istismar eden, en tabii görev olan vatani görevi yapmamak için çevirmediği film kalmayan, ekranlardan salyalı cümlelerle gerçeği idama mahküm eden bütün zevatlara da cevap olacaktır..
Peki bizim takımızın gücü bu maçı kazanmaya yeter mi?
Eğer aklı işleterek bu karşılaşmaya hazırlanırsak, kontrollü bir hırs içinde kendimizi kurabilirsek, sahada sadece kazanmaya odaklanırsak, tahrik edici hareketlere oyunumuzla cevap verme gibi futbolun doğrularını rehper edinirsek kazanırız.
Başta başkana ve yönetime görevler düşüyor. Bu maç öncesi bir iç barışı tesis edici hamleyle başta Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu ve Sabahattin Çakıroğlu bir karede küskünlükler bitti fotoğrafı verebilirse ve diğer yöneticiler bu kompozisyonu tamamlarlarsa maça 1-0 önde başlarız. Sonra Hami futbolcularıyla özel görüşmeler yaparak onları önce kuvvetli bir mantık örgüsüyle zihinsel, sonra da taktik ve fiziksel koordinasyon açısından fit hale getirirse zannedildiğinden de rahat bir maç olur bizim için.
Fenerbahçe'nin birçok zaafı var. Bir kere presli oyuna karşı dirençleri düşük. İyi pas yapıp alanları daraltarak, herkesin koşu mesafelerinde 12 km'nin altında kalmama koşuluna bağlı iyi niyetli mücadelesini reel futbolla buluşturabilmemiz neticeyi lehimize çevirecektir.
Seyircimize de büyük görevler düşüyor. Kızgınlıklarını küfürle değil takımın yanlışlarını doğrultması adına pozitif bir enerjiyle sahaya akıtması elzemdir. Rakibi ıslıklarla baskı altına alıp maç sonuna kadar skora bakmaksızın koşulsuz destek düsturundan asla taviz vermemeleri gerekir.
Bir de güvenlik güçlerine birkaç kelam yapmak istiyorum. Başta Valimiz olmak üzere Fener'e şirin gözükeceğiz vehimine kapılıp olağanüstü hiçbir tedbire başvurmaması gerekir. Aşırı tedbir aşırı tepki doğurur ilkesini dikkate almaları gerekir. Eğer agresif bir yöntemi benimserseler bunun altından kalkmaları zor olur. Fenerli oyuncuları maç öncesi uyarmaları diğer tedbirlerden daha fazla yarar sağlar..