Benim için bir edebiyat eserinden daha fazlası Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanı. Çünkü şimdiye dek bir Allah'ın kulunun zikretmediği bir gerçeği yakaladım bu eserde. FETÖ gerçeğinin tıpatıp muadili olan Seyit Lütfullah gerçeğini.
Romanda, Vefa ile Küçükpazar arasında, bir yokuşun üzerinde harap bir medresede oturan Deli Seyit Lütfullah'ın mahallesinde kendinden başka da ilginç tipler var.Bunlardan biri de Eczacı Aristidi Efendi'dir.
Ben, bu yazımda daha ziyade Seyit Lütfullah'ı inceleyeceğim.
Kitaptan sızanlara göre Lütfullah'ın seyitliği Irak taraflarında nikahlandığı bir kadından geliyordu. Ne olmuşsa bu Lütfullah memleketini bırakmış, bütün Şark'ı gezdikten sonra İstanbul'a gelmiş, Arap Camii'nde güzel ve yanık sesiyle okuduğu Kuranlarla dikkati çekmiş, zenginlerin tavassutlarıyla tekrar evlendirilip ayrıca vaizlik ikram edilmiş bir kişi.
Evlilik hariç ne kadar da FETÖ'ye benziyor değil mi?
Bu şahıs romana göre aslında ilk başlarda mazbut, mutassıp bir şeriatçı izlenimi yaratmış bir kimlikti. Adeta insan hayatında ibadetten başka her şeyi yasak etmeyi savunurmuş. Bu devresi üç yıl sürmüş.
Sonra ortadan kaybolmuş. Yıllar sonra tekrar dönüp yıkık medrese odasına yerleşmiş. Fakat eski Seyit Lütfullah değilmiş. Gözlerinden biri akmış, ağzı hafifçe çarpılmış yanı sıfatı kaymış bir hale gelmişti.
Bu durumunu Lütfullah, gaip alemle münasebetine dayandırıyor, insanlar ise iyi saatte olsunlar mahareti olarak tariflendiriyor.
Halbuki Seyit Lütfullah esrar içe içe şaftını kaybetmişti. Vaizlik esnasında da aynı yolun yolcusuydu ama kimseye çaktırmayacak kadar tilkiydi.
Ermeni Aistidi Efendi'nin eczanesine sık sık uğrar; onunla büyü, simya karışık formüller kullanarak altını labaratuvarda yapmanın uğraşındaydılar.
Sonra bunun bir esrarcı olduğu ayan hale geldi. O ise bu durumu için çarpıcı bir gerekçe üreterek "bu bir keyif vasıtası değil; güzele, hakikate ermek için bir yol, tarik" olduğunu söylerdi.
Seyit Lütfullah'ın ayrıca yürüttüğü bir hayali de Kayser Andrenikos'un hazinesini bulmaktı. Bu hazineyle alemi kendi istikametinde istikam kılacaktı.
Maddeye tapan FETÖ gibi...
Onun üç harfli hayalinde yedi harfli bir de sevgilisi vardı. Aselban isimli bir acayip sevgili. Bu sevgiliye nöbetlere düçar olduğunda kavuşurdu.
Nöbet geçiren FETÖ konuşmalarını sırra kadem görenlere yazıklar olsun!
Bu roman tipi Seyit Lütfullah, kitabın 38 ile 50. sayfaları arasında tam bir FETÖ tarifi olarak karşımıza çıkıyor.
Ben, bu kadar önemli tevafuğu birilerinin çıkıp Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabındaki Seyit Lütfullah tipinin tam bir FETÖ olduğunu görememiş olmalarına şaşırıyorum. O kadar benziyor ki ikizi adeta.