Trabzon ili Fındık Üreticileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İsmail Albayrak, “Yıllarca mutfağında emek verdiğim bu derneğin 17 yıldır da başkanlığını yürütüyorum. Maalesef ülkemizdeki mevcut ekonomik sistem üretime dayanmıyor; aksine, en alttakilerden en üsttekilere servet transferi sağlayan bir düzenden besleniyor. Bugün enflasyon dedikleri şey, aslında kitleleri uyutmak için kullanılan yabancı bir kelimeden ibarettir; bu düpedüz bir soygundur. Fındık üreticisi de 18 yıldır bu soygunu yaşıyor. Dünyanın en kaliteli fındığı Doğu Karadeniz’de yetişmesine rağmen, ne yazık ki en ucuz fındık da yine burada satılıyor. Her şeyin fiyatı her gün yüzde yüz, yüzde iki yüz artarken, fındık fiyatları geçen yılın bile altına düştü. Bunun tek bir sebebi var: 400 binden fazla fındık üreticisinin yerli ve yabancı tekellerin eline esir bırakılmış olmasıdır. Oysa bizim fındığımız olmadan dünya çikolata sanayisi çarklarını döndüremez. Sektörün dünyadaki yıllık cirosu yaklaşık 200 milyar doları bulurken, bu pazarın yüzde 70'ini sırtlayan Türkiye'nin aldığı pay komik bir şekilde sadece 2-3 milyar dolar civarında kalıyor. Bu kabul edilemez durumun değişmesi tek bir şeye bağlıdır: Üreticilerimizin örgütlenerek güçlerinin farkına varması ve siyasi iradeye gerekli demokratik baskıyı kurması” dedi.
TAVAN DEĞİL, TABAN FİYAT
Toplantıda ortak açıklamayı okuyan Trabzon ili Fındık Üreticileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Sekreteri, ise şu açıklamalarda bulundu:
“Fındıkta üreticinin emeğini korumak adına tavan değil, taban fiyat açıklanmalıdır. Mayıs 2026’da Çin'de düzenlenen kongrede açıklanan 809 bin tonluk rekolte tahmini, üreticiyi yanıltıp ürününü ucuza kapatmak için kurgulanmış hayali bir oyundur. Tarım ve Orman Bakanlığı, rekolte tespitini artık harmanda yapmalıdır. Kuraklık, külleme ve kokarca ile boğuşan, işçi yevmiyesinin 3 bin lirayı aştığı bir dönemde fındık fiyatını geçen yılın altına çekmeye çalışmak kabul edilemez. 'Serbest piyasa' yutturmacasıyla aracı kazanırken üreten çiftçi ezilmektedir. Çözüm için 'üretmeme desteği' yerine doğrudan ürüne destek verilmeli, Fiskobirlik yeniden piyasada belirleyici kılınmalıdır. Dünya üretiminin yüzde 70’ine sahipken pazarlamada söz sahibi olamıyorsak, şapkamızı önümüze koyup kalıcı çözümler üretmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
EN BÜYÜK SORUN PLANSIZLIK
Son olarak açıklamalarda bulunan Ziraat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, ise, “Kahverengi kokarca konusunda ortaya atılan 'dış güçler' iddiaları tamamen asılsızdır; ortada sadece büyük bir ihmal ve denetimsizlik var. Bu böcek Gürcistan sınırından elini kolunu sallayarak girdi. Biz tehlikeyi 2017 yılında Maçka'daki fidanlıkta ilk tespit ettiğimizde uyardık; sadece 2-3 dönümlük alanı bir ağla çevirip böcekleri toplasalar bu iş bitecekti. Ciddiye almadılar ve üstünü örttüler. Sonuçta 2021'de tam 36 milyon TL harcanarak 4 bin 200 dekar alan söküldü. Yasa gereği buraya 6 yıl bir şey dikilemediği için milli servetimiz şu an çalı ve dikenlere teslim olmuş durumda. Tarımımızın en büyük sorunu plansızlıktır” dedi.
GÜLCAN AYDOĞAN