FİYAKAMIZ BOZULDU


Bu takım nedenlerini bilemediğim bir şekilde sürekli  yana oynayarak adamı ifrit edercesine bir oyun tarzını futbol diye benimsemiş.
Bütün eksiklerimize rağmen şiir gibi olmasa başımızı dik tutacak bir oyun beklerken ilk yarı tam bir facia ile karşılaştık. Yanal’ın öğrencileri yan çizerek oynadı. Kendine güvenen bir oyuncu yok gibiydi ilk yarı boyunca.
Takımın ustaları diye bildiğimiz Özer, Erkan, Cardozo ilk 45 dakika boyunca verimli bir hareket ortaya koyamadılar.
Futbolda böyle şeyler olur ama tam anlamıyla madara olduk.
Adamın forveti dikine gidebilme özelliğine sahip.
Aynı zamanda bütün oyuncuları sahayı öyle parsellediler ki adeta bizim oyunculara top göstermediler.
Birbirinin açığını kapatmak, gerektiğinde sorumluluk alarak oynamak gibi özellikleri bünyemizde barındırmıyoruz.
Ersun Hoca’nın elinde sihirli değenek yok ama kendisinin bizzatihi bize ifade ettiği koşudan imtina etmeyecek bir takım sözünün de emarelerini bir türlü göremedik.
İkinci yarı başladığında çok kızgın bir yüz hatıyla sahaya gelen Yanal içeride oyuncularıyla bayağı cedelleşmiş ki takım bir nebze de olsa kendilerini toparladılar. 
Biraz toparlamak yeterli gelmedi tabii ki.
Bazı gol girişimlerinde bulunan Fırtına adeta silik, cılız hamlelerle ben de takımım demeye getirdi ama o kadar işte.
Sevenlerini çok üzen Trabzonspor, eksikliklere sığınıp kendini müdafa ederse yanılır.
Teşhisler iyi yapılıp bu takımın ayakta duracak bir pozisyona gelmesi için el birliğiyle hareket etmek gerekir.
Eleştiri kültürü bizde hep nakısalı olduğu için yıkıp yakan bir tarzda değil, takımın eksiklerini teşhis noktasında toplanması gerekir.
Başka Trabzonspor’un olmadığını bilerek hepimiz hareket etmeliyiz.
Takımın hocası, futbolcuları ve hepsinden önemlisi yönetim şapkasını önüne koyup gerçekçi tespitlerle tarümar olan gururumuzu toparlayacak hamleler yapmalıdırlar.
Dikine giden oyuncu eksikliğimiz çok fazla hissediliyor.
Aldığı topu yan yan oynayarak değil de kendini Sürmene bıcağı gibi rakibin böğrüne böğrüne sürecek oyuncular gerekiyor.