FUTBOL KALİTELİ AYAKLARLA OYNANIR

Kabus gibi geçen haftaların ardından işler yoluna girmeye başladı.

Önce kupada Gençlerbirliği, ardından ligde Hatay ve Pendikspor karşısında alınan üst üste galibiyetlerle birlikte Bordo-Mavili takımdaki bozuk hava bir anda yerini güneşli havaya bıraktı.

Bu 3 maçlık periyotta alınan iyi sonuçlar kadar ortaya konan iyi futbolda çok değerliydi. Futbol kaliteli ayaklarla oynanır.

İşte takımda kaliteli ayakların artmasıyla birlikte doğru orantılı olarak iyi futbol iyi sonuçlar da gelmeye başladı. Trabzonspor'un temposunu bir tık daha artırması ve daha agresif bir kimlikte olması durumunda çok can yakacağını çok net görünmekte.

Ayrıca milli takımdan dönen Onuachu ve Pepe'de takıma büyük güç katacaktır.

Ligde bundan sonraki periyotta çok daha iyi bir Trabzonspor izleyeceğimizi düşünmekteyiz

MEUNİER TEK KELİMEYLE HARİKA...

Bir futbolcu ancak bu kadar kısa bir sürede takıma uyum sağlayabilir.

Bir futbolcu ancak bu kadar takıma bir faydası olabilir.

Bir futbolcu ancak bir takıma bu kadar damgasını vurabilir.

Kimden bahsediyoruz tabiki Meunier.

Trabzonspor'un devre arasındaki tek transferiydi.

Ancak daha ilk üç maçtaki ortaya koyduğu üstün performansla ne kadar isabetli bir transfer olduğunu gösterdi. Futbol kariyerine söz edilemeyecek Meunier'in Trabzonspor'da da nasıl bir performans ortaya koyacağı çok merak ediliyordu. Ancak yıldız futbolcu Trabzonspor kariyerine muhteşem bir başlangıç yaptı. 3 maçta 3 asistlik bir performans ortaya koyması taktire şayan bir başarı oldu hiç kuşkusuz. İşte Trabzonspor'a böyle transferlere ihtiyacı var.

Takımı sıradan oyuncularla doldurmak yerine böyle az ama öz transfer yapmak çok daha doğru bir hamle.

Trabzonspor'da kaliteli ayaklar ne kadar çok artarsa beklenen başarılar da o kadar çok erken yakalanacaktır.

RİZESPOR SUSKUN FENER ÖFKELİ!

Bu işin iyice çivisi çıktı.

Fenerbahçe-Rizespor maçını izliyoruz.

Hakem Arda Kardeşler, Fenerbahçe'yi kazandırmak için elinden geleni yapıyor.

90 dakika boyunca tüm takdir haklarını Sarı-Lacivertli ekipten yana kullanıyor. Fenerbahçe hakemin de desteğiyle maçtan kazanan taraf oluyor.

Maçtan sonra Rizespor'un hakem konusunda isyan etmesini beklerken tam tersi serzenişte bulunan taraf Fenerbahçe oluyor. Gözlerimize inanamıyoruz. Fenerbahçe genel sekreteri çıkıyor hakeme dediğini bırakmıyor.

Hakemin tüm taktir haklarını Rizespor'dan yana kullandığından bahsediyor.

Acaba bizler başka maç mı izledik demekten kendimizi alamıyoruz.

Böyle bir maçtan sonra asıl mağdur Rizespor iken Fenerbahçe yöneticisinin yaptığı açıklamalar bu kadar da olmaz cinsinden.

Demek ki yenilseler kıyameti koparacaklar.

Eskiden en azından kazandılar mı hakemden bahsetmezlerdi.

Şimdi işi iyice büyüterek kazansalar, kaybetseler de fark etmiyor.

Hakemleri ağızlarına almadan edemedikleri bir zaman olmuyor.

Şimdi geride kalan haftalara baktığımızda Fenerbahçe ile kim oynuyorsa adeta çarpıldığını görmekteyiz. Fenerbahçe'ye 1 hata yapılıyorsa rakiplerine 10 hata yapılmakta. Tüm bunlar ortadayken Sarı-Lacivertli ekibin sürekli hakemlere yüklenmesi tehdide varan açıklamalarda bulunması olacak iş değil.

'Hem suçlular hem güçlüler' tabirini kullansak olayı çok iyi özetlemiş oluruz herhalde. Kısacası Fenerbahçe şampiyonluk için her yol mubahtır anlayışında hareket etmekte. Tamamen amaçları federasyon ve hakemleri baskı altına almak.

Bunda da başarılı oluyorlar.

Ama yazık değil mi diğer takımlara.

Kim hak ediyorsa o kazansın.

Her şey sahada bitsin.

Bu tarz ortamı geren yöneticilere kim olursa olsun en ağır ceza verilmeli.

Aksi taktirde hiç iyi durumda olmayan Türk futbolunun marka değeri iyice yerle bir olacaktır.

ANADOLU KULÜPLERİ EZİLİYOR

Hakemler öyle bir duruma getirildi ki Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray kazandılar mı adeta bayram yapacak boyuta gelmiş durumdalar.

Çünkü bu takımlar kazandılar mı hiç başları ağrımıyor.

Ama kaybettikleri takdirde bu takımların hemen bahaneli hakemler oluyor. Hakemler yerden yere vuruluyor. Ulusal medyada bu 3 takımın yanında olunca da hakemlerde adeta linçe uğruyorlar. Neredeyse hakemlikleri bitecek pozisyona geliyorlar. İyi paralar kazanan hakemler bu duruma düşmek istemiyorlar.

Arkalarında destek olmayınca da bu 3 takımı maalesef koruma yoluna gidiyorlar. Adeta buna mecbur bırakılıyorlar. Bu durumda olan da Anadolu kulüplerine oluyor.  Adaletli bir yarıştan söz etmek mümkün olmuyor.

Artık hakemlerin arkasında durulmalı ve adaletli düdükler çalmaları yolunda alt yapı oluşturulmalıdır. Hakemler maça çıktıklarında akıllarında sadece adaletli düdük çalmak olmalı.

Aksi takdirde Türk futbolunda adalet sağlanamayacak ve büyük kavgalar büyüyerek yaşanmaya devam edecektir.

YERLİNİN YERLİSİ YOK GİBİ

Kimse artık bizlere Trabzonluluk yerlinin de yerlisi vurgusundan bahsetmesin. Yaşadıklarımız önümüzde.

Alt yapıdan oyuncuya profesyonel sözleşme teklifi yapılıyor.

Bu oyuncular ise sözleşme uzatmak için türlü türlü isteklerde bulunuyor.

İçlerinden Trabzonspor'un profesyonel sözleşme teklifini kabul etmeyenler de çıkabiliyor. Trabzonspor Türkiye'nin 4 büyük kulübünden biri.

Böyle bir kulüpte oynama şansı ayaklarına kadar geliyor.

Dünyalar onların olmalı.

Beklenti bu genç oyuncuların gözleri kapalı bir şekilde önlerindeki sözleşmeye imza atmaları. Ancak bu genç oyuncu arkadaşlarımız ne yapıyor yüksekten uçmaya başlıyorlar. Kimisi daha çok transfer ücreti istiyor kimisi takımda oynama garantisi istiyor. İstiyorlar da istiyorlar.

Daha yolun başında bu yaptıklarına bir bakın.

Alt yapıda bunlar olurken Abdülkadir Ömür'de bahanelerle birlikte Trabzonspor'dan kaçarcasına gidiyor. Tüm bunları yapanlarda öz mü öz Trabzonlu futbolcular.

Son olarak Trabzonspor ile yollarını ayıran isim ise boks branşında Busenaz Sürmeneli oldu. Hem de bu arkadaşımız Fenerbahçe'nin yolunu tuttu.

Busenaz çok sevdiğimiz gurur duyduğumuz benim de kendisiyle birçok kez röportaj yaptığım bir sporcu kardeşimiz. Her zaman arkasında duran şehrini takımını yarı yolda bırakıp Fenerbahçe'nin yolunu tutmasını siz değerli okuyucularımızın takdirine bırakıyoruz. Demek ki para işin içine girince yok Trabzonluymuş,  saygıymış, sevgiymiş hiçbir şey kalmıyor.

Bu nedenle yerlinin de yerlisi diyenler artık şapkalarını önlerine koyup bir kez daha iyice düşünsünler.

Burada önemli futbolcunun nereli olduğu değil.

Trabzonspor’a duyduğu aidiyet, bağlılık ve formasının hakkını sonuna kadar veriyor mu? Önemli olan budur.  

KUPADA ÇİFTE STANDART!

Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final müsabakalarının programı açıklandı.

Malum kupa maçları hafta içerisinde oynanmakta. 

Bu nedenle beklentimizde tüm maçların akşam saatlerinde oynanması yönünde.

Ancak kupa maçlarının saatleri açıklanıyor Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe maçlarının başlama saati 20.45, Trabzonspor’un ise Başakşehir ile oynayacağı karşılaşmanın saatinin ise 17.30’da olacağı belirtiliyor.

Olacak iş değil.

Bu tam bir çifte standart değil de nedir acaba?

Hem hafta içi, hem maç gündüz hem de maç açık kanaldan verilecek. Bu da demek oluyor ki Trabzonspor’un bu önemli karşılaşmayı büyük taraftar desteğinden yoksun oynayacağıdır.

Bir kere de adaletli olunmaz mı?

Bu saatleri belirleyenler hangi kafadalar acaba?

Bordo-Mavili ekip nasıl böyle ikinci plana atılır.

Trabzonspor sahipsiz mi? Burada başta Trabzonspor yönetimi olmak üzere camiaya büyük iş düşmekte. Trabzonspor’un maç saati de diğerleri gibi 20.45’e alınmalıdır.

Bu konuda ne gerekiyorsa yapılmalıdır.

Trabzonspor maç saatini 20.45’e çekerek büyüklüğünü göstermelidir.