GOLLER VE AVRUPA ŞAHANE..
Oynayan da, seyreden de ‘nasılsa birazdan biz de atmaya başlarız’ diye düşünmüş olacak ki 11. dakikada Trabzonspor’u yenik duruma düşüren gol bile kimseyi telaşlandırmadı.
Nitekim bu golden hemen sonra Avrupa maçlarının golcüsü Henrique skoru eşitledi. Ondan sonra zaten turun kaderi belli oldu.
***
Resmi bir müsabakada ilk kez onbirde forma giyen Yusuf yenilen goldeki hatalı pasına rağmen bence başarılı oldu. Bu çocuğa fırsat buldukca forma vermek lazım.
İlk yarıdaki Trabzonspor’u kimse beğenmedi. Temkinli oynayacağım diye etkisiz bir futbol sergilediler.
Ancak ikinci yarıda başta Maluda, Adrian, Zeki ve iki Aykut olmak üzere oyuna ağırlığını koydular.
Şu ana kadar oynan maçlarda başarılı bulmadığım ancak , gençtir, fazla etkilenir diye pek dokunmadığım Zeki sahanın iyilerden biriydi. İki pozisyonda mutlak golü önledi. Aldı, verdi pek hata yapmadı. Top ayağına geldiğinde önce geriye bakacak yerde ileri hamleli oynasa çok daha iyi olacak.
Adrian top ayağına geldiğinde oynayan, kaybettiğinde seyreden halinden uzaklaşmış. Tekniği ve becerisi zaten iyi, görev alanını da geniş tuttuğunda kulübe yüzü görmeyeceğini sonunda anlamış gibi.
Maluda oynadıkça maç eksikliğinden kurtuluyor, kurtuldukça “ Gerçekten yıldızmış” dedirten işler yapıyor. Sanırım bir süre sonra Drogba’yla kıyaslanmaya başlayacak..
‘Geri pası şampiyonu diye çok eleştirdiğimiz’ biri bu çocuğa iki kelime laf etsin dediğimiz Aykut Akgün’deki iyiye gidiş sürüyor. Bu gidişle takımın bankolarından olacak.
Maçı izlerken birisi bu ‘Henrique de hiç pas atamıyor’ dedi. Ben de o gol atar dedim sanki duymuş gibi ikinci golünü attı. Ne zaman ne yapacağı belli olmuyor. Ancak en kötü anında bile’ yaparsa yine bu bişe yapar’ dedirtiyor.
Olcan solbekte “Bulun buraya birini de beni azat edin. Şöyle gidip ağız tadıyla iki top keseyim özlemiyle oynuyor. Aykut Demir stoper gibi stoper. Yani, kesiyor, mücadele ediyor, yatıyor, kalkıyor. Top kullanması da fena değil. İyi ki alınmış..
Özetlersek, Trabzonspor tarihinde ilk kez UEFA Avrupa Ligi’nde gruplara kaldı. Bazıları Avrupa’yı bir süre rüyasında görecekken, o en azından altı maç daha Avrupa’da olacak.
Avni Aker, ‘Avrupa, Avrupa duy sesimizi’ diye inleyecek.
Oynayanları da oynatanları da tribünde destek olanları da kutluyorum.
Daha ne olsun..