GÖZTEPELİ AMA ÇAKMA FENERLİ..!


 Herkes anladığı-bildiği işte yorum yapmalı...
 Öyle bilip-bilmediği konular üzerine ahkâm kesmemeli...
 Tribünlere bakıp ‘gaza’ gelmemeli...
 Müşteri sayısına kanıp ‘saza’ yönelmemeli...
 Hele konu ayak oyunu futbol ise...
 Biz siyaset ve ekonomi yazıyor muyuz?
Arada bir spor gazetelerinin birinde futbol yazan Yılmaz Özdil köşesinde coşmuş yine.
Fenerbahçe kongre üyelerine aylar evvel yazdığı, kongre salonunda üyelere dağıtılan yazısını yayımlamış, Aziz Yıldırım’a yapılan cemaat oyunundan bahsetmiş, kendisinin Göztepeli, Türkiye Barolar Birliği Başka’nının Galatasaraylı olduğunu hatırlatmış, “Hukuku, adaleti savunmak için mutlaka Fenerbahçeli olmak gerekmiyormuş” Hukuka adalete “taraftar” olmak yeterliymiş” deyip bitirmiş.
Madem öyle... Yılmaz Özdil, 2010 yılında ligde sürünen, Ziraat Kupası’nda Yeni Malatyaspor’a yenilen ve gruptan elenen bir takım nasıl olur da 2011’de şahlanır(!) onun izahını yapsın?
Bazıları “Trabzonspor nasıl kazandıysa Fenerbahçe de öyle kazandı” diyebilir.
Onlara, Bordo-Mavili takımın ilk yarı topladığı puanlara bakmalarını öneririm.  Zira futbolda süreklilik esastır!
Ayrıca bu köşe yazarının,  2008 yılında “ Trabzonspor’un en geç 2011 yılında şampiyon olacağını” söylediğini ve de yazdığını hatırlatmak isterim.
Madem Özdil tekrar başa sarmış.
Biz de başlardan soralım:
Hadi her şey yağcılıkta sınır tanımayanların dediği gibi; Aziz Yıldırım’a komple kuruldu...
2011 yılında gökten vahiy mi geldi de bizlerin haberi olmadı!
Futbol sahada oynanan oyunların toplamı değildir, ayrıca yağcılık kazma etkilidir, yapıldıkta fitne çukurunu derinleştirir...  
Gelelim 3 yıldır birilerinin ağzına sakız olan cemaat oyunu safsatasına!
Her şeyi bir kenara bırakalım, sadece ve sadece şu sorularımıza cevap arayalım:
Bursasporlu Wederson’a bir hafta içinde Fenerbahçe’nin tercümanı olan Samet’i telefonla 77 defa cemaat mi arattı?
Her şeyi bilen-araştıran Yılmaz Özdil, bilhassa 2011 yılında korku nöbetine yakalanan hakemlerin ruh halini incelemiş mi? 
Mesela Buca-Fenerbahçe maçını izlemiş mi?
Dalavere-numara-hile yaparak askere gitmeyen adamın sadece “ Allah birdir” lafına inanırız! O da Rabbin tek olduğunu bildiğimiz ve ona inandığımız içindir.
Başkaları, farklı takım tutmalarına rağmen elini başkaları için taşın altına niçin soktuklarını az-buz tahmin edebiliriz. 
Amma velâkin biz, işin içinde Trabzonspor da olsa gereğinin yapılmasını isteyenlerdeniz!
Sizin ki nasıl bir aşktır; bilmek isteriz!Madem Göztepelisin, nasıl olur da Fenerbahçe kongre üyelerine akıl verirsin?
Bir şeyler yapacaksan eğer bunu Göztepe için denemelisin!
Trabzonspor kongre üyesi olarak bizler, kongre öncesi kimseyi yönlendirmeyiz, tahminlerimizi-bildiklerimizi söyler bir kenara çekiliriz mesela. 
Sen bi de kanaat bildirmişsin... 
Üstelik üye değilsin...
Hal böyle olunca, adama sorarlar:
“Birader sen kimsin?”
İstanbul’da sormuyorlarsa o ayrı mesele!
Siz ve sizin gibi düşünenler bildiğiniz yolda aynen devam edin... Yolunuz ve bahtınız açık olsun! Dünya neyin ne olduğunu hepimizden iyi biliyor.
UEFA ve CAS da mı komple kurbanı?
Bak Türk Futbolu da yerlerde sürünüyor.
Neyse...
Siz kazı çevirmeye devam edin yanmasın, aman dikkat kamu vicdanı uyanmasın..!
Ancak, yıllar sonra yabancı oyuncular 2011 yılında yapılanları itiraf ederlerse yazdıklarını(zı) yalamayasın!
“Hukuku, adaleti savunmak için, mutlaka Fenerbahçeli olmak gerekmiyormuş” diyen biri olarak,  Türkiye Barolar Birliği Başkanını telefonla aradınız, bi de mahkemelere giren Trabzonsporlu avukatları arasanız diyorum;  öyle ya onların da söyleyecekleri vardır elbet. Hep Marmara’yı izlemekle olmaz, arada bir Karadeniz’in sert havasını solumak, mert insanını dinlemek gerekir diye düşünüyorum...
Siz her ne kadar “ Ben Göztepeliyim, Fenerbahçeli değilim” deseniz de,  “Trabzonspor’un hakkı yenmiştir” diyemeseniz de,  Trabzonsporlulara hak veren “ Trabzonspor’un hakkı yenmiştir” diyen gerçek Fenerbahçelilerin sayısı hayli fazladır!