Sosyal Yaşamın en temel unsuru olan aile kavramının televizyonlardaki gündüz kuşağı
programlarında adeta kasten itibarsızlaştırılması ve üstelik aşağılanmasının nedeninin yeni oluşturulmak
istenen içi boşaltılmış, değer yargıları olmayan bir topluluk yaratmak
olduğunu görmemek için çok iyi niyetli olunmalıdır. Bu bir kötücül elin
projesi midir?
Cem Yılmaz’ın bu programları
izledikten sonra gösterisinde söylediği sözler aslında bu programların
ne kadar kötü örnek oluşturduğunun da net bir ifadesi aslında. Şovunda şöyle diyor. ‘’Hani artistler
öyleydi. Bir hikâyeler anlatıyorlar,
evde kanımız donuyor. Biz ne mazbutmuşuz. Ne yapıyorsunuz siz.’’
Eski bir belgeyi ailenin önemini
de vurgulamak üzere paylaşacağım. Bu belge aile kavramının ne
kadar önemsendiğinin kanıtıdır
ve nereden nereye geldiğimizi
göstermesi açısından da çok değerlidir.
Erzurum’da Üsteğmen olan
Sefer Özgür evlilik için kanuni
bekleme süresini doldurduğundan
evlenme izni için Birlik Komutanına
başvurur.
Birlik Komutanı müracaat üzerine Askerlik Şubesine’’ Maçka
Tekel Amiri Kadri Eyüboğlu kızı Sebahat ile evlenmesine müsaade
ettim, gerekli evrakları gönderin’’
diye yazı gönderir.
13. 08. 1948 tarihli, Jandarma
Komutanı ve Kaymakam imzalı cevabi yazıda ise şunlar yazar. ‘’Kadri
Eyüboğlu asil bir aileye mensup olmakla beraber kendisi de şerefli,
namuslu, dürüst bir zattır, kızı Sebahat ise ciddi, vakur, hüsnü ahlak,
hüsnü tabiiyet sahibidir. Subay eşi
olmaya layık karakter ve seciyede
bulunmaktadır.’’
Son yaşanan olaylar Türk Silahlı
Kuvvetleri’nin eski güvenirliliğini azaltırken ‘’Türk vatanı üstünde sönmez güneşsin sen, kartal yuvalarında hürdür millet seninle’’ diye
kükreyen Harbiyelilerle birlikte milletin umudunun da azaldığı bir dönemden geçilmektedir.
Şüphesiz, tüm meslek grupları
birbirinden değerli ve birbiriyle dayanışma içerisinde, yardımlaşarak
hayatlarını idame ettirirler, biri olmadan diğeri zora düşecektir.
Ancak; tarihe kahramanlıklarını
altın harflerle nakşettiren Türk askerinin milletinin gönlünde ayrı bir
yeri vardır. Ordu, millet hep el eledir. Mustafa Kemal’in ifade ettiği
gibi subay bedeninden önce şerefini
koruyandır.
Atatürk’ün zabit ve kumandan
ile hasbihal adlı kitabındaki şu cümlenin her kelimesi anlamlı ve değerlidir. ‘’Subaylık demek, kendini ve
canını feda etmeyi kesinlikle göze
almış demektir. Subay, gerektiğinde, rahatını ve hayatını feda etmeyi şeref bilecektir. Namusun
gereği budur.’’
Ancak, ölümü göze alanlar
ölüme gönderebilirler. Bu özelliğini
kaybeden çok ordu var dünyada.
Arap Baharının askerleri işte bu
özelliklerini kaybetmiş paralı askerlerdir. Vatan sevgisinden yoksun
askerler milletin talihsizliğidir ki
Türk Askeri hiçbir zaman bu özelliğini kaybetmemiştir, kaybetmeyecektir.
Ukrayna ve İran’daki askerler ve
millette, vatan sevgisiyle milli birlik
ve beraberliğinin sayesinde tarihe
not düşmüştür.
Belge aile kavramına verilen
önemin çok önemli bir göstergesidir. Aile en küçük sosyal gruptur ve
toplumun aynasıdır, temelidir,
pamuk ellerde korunmalıdır.
Ailenin sağlam temelde oluşturulması toplumun da huzuruna katkı
sağlayacaktır. Aile; saygı, sevgi,
hoşgörü, terbiyenin öğrenildiği yerdir. ‘’Aile terbiyesi almamış’’ sözü
bu yüzden söylenir, aile terbiyesi bireyin yaşamında hep yol gösterici
olur. Aile terbiyesiyle birlikte okulda
öğretmenlerinin eğitim ve öğretimi
birleşerek, harmanlanarak memlekete layık insanlar yetişir.
Kahramanmaraş’ta meydana
gelen olay incelendiğinde aile ve
okul birlikteliğinin eksik kaldığı gerçeği ortadadır. Polis çocuğu katilin
profilinde ABD’deki saldırgana atıf
varken ailenin farkında olmaması
ve babanın tabanca atışı yaptırması
aile kavramındaki erozyonu göstermektedir.
Boşanma oranı had safhada,
aile kavramı defolu, ama programlardaki gibi, canım, cicim, hayatım,
aşkım kelimeleri de had safhada.
Bir ters orantı var ama neyse, süslü
laflar balon gibi, bir bakmışsın sönmüş. Kelimelerin içinin boşalması
ve anlam kaybetmesi tam da bu
olsa gerek.
Televizyon Programlarında bu
vıcıklığı fazlasıyla görmek olası, görevleri gereği ailenin içini boşaltmak için birbirleriyle yarış
halindeler.
Sonuç olarak şunu diyebilirim ki;
bir tarihi belgeye bakın bir de televizyon programlarına… Nereden
nereye!
Yetkin ve etkin kişilere sesleniyorum: ‘’Kaldırın Gündüz Kuşağı
Programlarını!’