GÜZEL'İ GÜZELCE DİNLEYELİM!..
Hani bir laf vardır ya ‘Alışmış kudurmuştan beterdir’ diye, aynen öyle..
Bu kirli emellerin bu vatanın bölünmez bütünlüğü üzerinde özerklik şartını dayatmaya başlaması Cumhurbaşkanlığı seçimleri arifesinde siyasaset kazanını epey ısıtacağa benziyor.
Yani Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü ve üniter yapısına öteden beri kastettiklerini bildiğimiz malum odaklar yine iş başında.
Dış payandalarıyla beraber ülkenin Güneydoğu coğrafyasını önce özerklik sonraki aşamaları saklı olmak üzere şekillendireceklerinden bahsetmeleri ülke genelinde büyük bir dikkatle izleniyor.
Dün eski bakanlardan Sabah Gazetesi yazarı Hasan Celal Güzel’in bir uyarı olarak son derece, duyarlı yazısını görünce bir yazar olarak kayıtsız kalmayıp sizlerle paylaşmak istedim. Çünkü hükümetin de dikkatini çekerek her yetkiliyi ve kurumu uyarıyor..
Gelin tam bir devlet adamı olan Sayın Güzel’i, eski bakanımızı güzelce bir dinleyelim..
***
Bu sütunlarda yıllardır ırkçı bölücülerin terörü de kullanarak, önce demokratik haklar ve eşitlik gibi zaten sahip oldukları masumâne talepleri gündeme getireceklerini; daha sonra ‘özerklik’ ve ‘federatif sistem’ isteyeceklerini; son safhada da Türkiye'yi parçalayıp ayrı devlet kurmaya kalkacaklarını yazmaktan usandım. Bu gidişi görmemek için ya kör, ya da kötü niyetli olmak gerekir. Nitekim yazdıklarım aynen çıkmakta; Başbakan'ın ‘Tek Milet, Tek Bayrak, Tek Vatan ve Tek Devlet’ sloganıyla veciz şekilde ifade ettiği temel düstur çiğnenmeye çalışılmaktadır.
Birkaç yıldır ‘özerklik’ ilân edeceklerini söyleyen PKK/BDP'liler, 30 Mart seçimlerinin ana propagandasını seçim ertesinde ‘özerklik’ vaadine oturtmuşlardır. Geçen dönemde çeşitli ikazlarımıza rağmen, bölücülere fırsat veren Büyükşehir Belediyeleri Kanunu da Van ve Mardin'i de ele geçirerek âdeta özerklik bölgesi haritası çizen ırkçı-Kürtçülerin işine yaramıştır.
Önümüzdeki dönemde ırkçı bölücüler, önce ‘Türkiye'nin Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı Çekincelerini’ (ihtirazî kayıt) kaldırtmaya çalışacaklar; eğer bu konuda istedikleri yapılırsa fiilen özerkliklerini ilân edeceklerdir. Bunun ardından da çok geçmeden ortada tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet kalmayacak; şehitlerimizin kanıyla aldığımız bu mübarek ülke paramparça edilecektir.
***
Cumhurbaşkanı Gül, geçen hafta özerklik söylemlerinin Türkiye gerçeği ile bağdaşmadığını söyleyerek, “Avrupa Yerel Yönetim Şartı'na şerh koymuştuk, fiilen uygulamıyoruz. Yerel yönetimlere daha çok çeşitli yetkiler verme açısından bunların ötesine gitmek doğru değildir. İki ayrı millet, iki ayrı yapı var gibi göstermek herkese zarardır. Memleketin her tarafı hepimizin, herkesin eşit hakkı vardır. Bu anlayış içinde olmamız gerekir” dedi. Cumhurbaşkanı'na candan katılıyorum ve temel düsturu inşa eden Başbakan Erdoğan'ın da aynı görüşte olduğuna inanıyorum.
Yerel yönetimlerin yetkilerinin genişletilmesi, merhum Özal'dan beri Türkiye'nin hep gündeminde olmuştur. Bu konuda en geniş imkânlar, kendisi de üstün başarılı bir yerel yönetici olan Başbakan Erdoğan tarafından gerçekleştirilmiştir.
Lâkin şu hususun altını çizmeliyiz: Yerel yönetimlerde adem-i merkeziyet (yerinden yönetim) başkadır, özerklik başkadır.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın ana teması yerel yönetimleri güçlendirmek olmasına rağmen, çekinceler dikkatle incelendiğinde her şekilde yorumlanacak ve esnetilecek muğlak ifadelerle dolu olduğu görülecektir. Şöyle ki:
* Madde 4, fıkra 6: Planlama ve karar alma süreçlerinin danışılması.
* Madde 6, fıkra 1: Yerel makamların iç örgütlenmelerini kararlaştırabilmeleri.
* Madde 7, fıkra 3: Yerel kişilerin görev suçlarının belirlenmesi.
* Madde 9, fıkra 4: Yerel makamlara sağlanan kaynaklara müdahale imkânı.
* Madde 9, fıkra 6: Kaynak tahsislerinin yerel yönetimlere danışılması.
* Madde 9, fıkra 7: Hibeler konusunda kendi politikalarına ilişkin takdir hakkı.
* Madde 10, fıkra 2: Uluslararası birliklere katılma hakkı.
* Madde 10, fıkra 3: Başka devletlerin yerel makamlarıyla işbirliği.
* Madde 11: Özerk yönetimin yargı yoluna başvurması.
***
İlk bakışta Türkiye'nin bu çekincelerden vazgeçebileceği düşünülebilir. Ancak, bu mâsum gibi görünen yetkiler derinliğine incelenirse, nasıl istismar edilebileceği ve ‘özerk bölge yönetimi’ne nasıl geçileceği görülecektir. Nitekim bu konuda Türkiye'nin önünde örnekler vardır.
Özetle, Türkiye'nin ‘Yerel Yönetimler Avrupa Özerklik Şartı’ çekincelerini kaldırması, ırkçı bölücülerin süratle özerklik ilân edeceği ve vatanımızı parçalanmaya götüren süreci başlatacaktır.
Ayrıca bu durum, Türkiye'nin kendi iç meselesi olan Güneydoğu sorununun uluslararası platformlarda istismar edilmesine imkân verecektir.
***
Sayın Güzel haksız mı!..
Bu uyarılar bu vatanın her evladının duygularına da tercüman olsa gerek..