HAFIZA VE GERÇEKLER ARASINDA SIKIŞAN BİR LİG

Amed SK’nin Süper Lig’e yükselmesi, sportif bir başarıdan çok daha fazlasını tetikledi. Lig daha başlamadan ikiye bölündü:
Tebrik edenler, sessiz kalanlar, mesafe koyanlar…

Bunun sebebi sadece bir yükseliş hikâyesi değil. Geçmişte yapılan ve toplumun geniş kesimlerinde derin rahatsızlık oluşturan paylaşımlar hâlâ hafızalarda. Bu hafıza kolay silinmiyor. Hele ki konu şehitler olduğunda, toplumun refleksi daha sert, daha hassas oluyor.

Ama madalyonun diğer yüzünü de görmezden gelmek, meseleyi çözmüyor.

Bugün devletin en üst makamı, Recep Tayyip Erdoğan tebrik ediyor.
Türkiye Futbol Federasyonu tescil ediyor.
Sistem işliyor, süreç resmî olarak tamamlanmış durumda.

Yani hukuki ve sportif zeminde “yok sayılacak” bir durum yok.
Ama toplumsal zeminde “tam kabul” de yok.

İşte asıl kırılma burada.

Peki bu nasıl aşılacak?

Öncelikle şu gerçek kabul edilmeli:
Futbol sadece futbol değil. Hele Türkiye gibi duyguların güçlü yaşandığı bir ülkede, kulüpler sadece birer spor markası değil; aynı zamanda kimlik, aidiyet ve hafıza taşıyıcısıdır.

Bu yüzden çözüm, ne sadece “görmezden gelmek” ne de sürekli “geçmişe sıkışmak”.

Trabzonspor Başkanı ve aynı zamanda Kulüpler Birliği Başkanı olan Ertuğrul Doğan’ın temkinli duruşu da bu hassasiyetin bir yansıması. Çünkü yarın aynı sahada karşı karşıya gelinecek. Rekabet olacak ama bu rekabetin zemini saygı olmak zorunda.

Aksi halde bu lig oynanmaz, sadece tartışılır.

Diğer yandan, kulübün kendisi açısından da net bir sorumluluk var:
Geçmişte kırılan güveni onarmak.
Sözle değil, tavırla…
Bir kere değil, sürekli…

Toplumun kabulü, federasyonun tescilinden daha zor kazanılır.

Gelelim işin farklı bir boyutuna…

Murat Zorluoğlu…
Trabzon’da görev yaptığı dönemde Trabzonspor 38 yıl sonra şampiyonluk yaşadı.
Bugün ise Diyarbakır’da, Amed SK’nin tarihi başarısına tanıklık ediyor.

Tesadüf mü, denk geliş mi bilinmez…
Ama hayat bazen böyle ironiler yazar.

Son söz şu:

Bu lig ya gerilimle ikiye bölünecek,
ya da sağduyu ile büyüyecek.

Seçim; kulüplerin, yöneticilerin ve en önemlisi taraftarların dilinde saklı.

Çünkü seviye kaybolursa, futbol da anlamını kaybeder.