HALİFE ÖMER VE HÜMANİZM


Araplar, kendi hümanizmlerini ve yüce gönüllerini Frenklerin canice kıyımlarını ve işgal ettikleri şehirlerdeki talanları karşılaştırırken şu örneği verirler:
Halife Ömer, Kudus’ü Rumların elinden alınca meşhur beyaz devesi üzerinde şehre girerken, Kudüs’ün Rum Patriği onu karşılıyordu. Halife, şehir sakinlerinin canlarını ve mallarını bağışladığı konusunda güvence verdikten sonra patrikten Hıristiyanların kutsal yerlerini gezdirmesini istedi. Kıyamet Kilisesi, yani Kutsal Kabir’e geldiklerinde namaz vakti geldi. Halife Ömer, seccadesini nereye sererek namaz kılabileceğini sordu. Patrik orada kılabileceğini söyleyince Halife Ömer şu cevabı verdi. “Ben bunu yaparsam, yarın Müslümanlar Halife Ömer burada namaz kılmıştı diyerek buraya sahip çıkarlar.” Ve bu sebeple seccadesini alıp namazını dışarıda kılmıştı. Halife Ömer, tespiti ile ileriyi görmüştü çünkü gerçekten daha sonra onun dışarıda namaz kıldığı yere Ömer Cami yapıldı.
Türkiye tüm komşuları ile iyi ilişkiler geliştirmeyi, lider olmayı ve kendi içinde gerektiğinde bir orkestra uyumu içinde bir millet olmayı istiyorsa alacağı güzel referanslardan biri de anlatıdaki Halife Ömer’in hümanizmi ve yüce gönlüdür.
Kucaklamak yerine sürekli hasım görme eğilimleri ve hep bir düşmanca üst aklın olduğu ajandası ile hasımca yaklaşım; dost komşular yerine, bizden uzaklaşan milletler oluşturmaya ve gerektiğinde bir millet olarak bir arada kenetlememizi engellemeye devam ediyor.
Türkiye, kıymetli bir arsa üzerinde olmasının yanında, Ortodoks-Katolik Hıristiyan, Sünni-Şii Müslüman ve hemen biraz uzağımızda Yahudi komşular bulunmasının büyük avantajını Halife Ömer yaklaşımıyla iyi ilişkiler geliştirerek fırsata dönüştüremedi. Oysa bunu başarmak üzereydi...
Farklılıklarını fırsata dönüştürmek yerine, herkese bir kabahat bulmamız bizi uyumsuz ve yalnız komşu ülke yaptı.
Bizim dışımızda herkes çok yanlış ve suçlu. Avrupa Birliği ikiyüzlü, İran Şii zaten, Esat çoktan Eset, Ermenistan adı üstünde Ermeni, Kürtler bölücü, Mısır darbeci, Yunanistan seni Yunan, Ruslar Urus...
Bu söylemler Türkiye’yi büyütmez; Türkiye’yi büyütecek olan gerçekçilik, hümanizm ve beraberinde gelişecek bilim aklı.
Komşularımızda olduğu gibi kendi içimizdeki ayrımcılık söylemleri her gün biraz daha derinleşirken, birbirimize karşı saygımız da günden güne maalesef azalmaya devam ediyor. O sağcı, o solcu, onlar Alevi, bunlar Sünni.
Bu güzel ülke önce bilim ve akıl ile güçlü olacak, sonra Halife Ömer anlayışı gibi içeride dışarıda saygı duyacak, saygı görecek ve kucaklayacak. Aksi durumda yalnızlık biraz daha yalnızlığa doğru gidiyor.
Buluşacak tek noktamız, tüm insanların ortak noktası İNSAN olmasıdır.