SPOR

Halilhodzic A'dan Z'ye tüm soruları yanıtladı!

Trabzonspor Teknik Direktörü tüm soruları yanıtladı. Trabzonspor Teknik Direktörü Vahid Halilhodzic Lig TV'nin konuğu oldu. 



İşte Halilhodzic'in o röportajı;

"3 ay önce madalyonun iyi tarafındaydım"

Futbolda her şey olabilir. 3 ay önce madalyonun iyi tarafındayım bu akşam diğer tarafındayım. Dün gece uyuyamadım. Çok az yemek yiyebildim ama hayat devam ediyor. Dünya Kupası'nda 3 yıllık bir çalışmanın meyvesini topladık. Şu anki takımım aynı şekilde değil. 1 aylık çalışmamın peşinden bu takımla başlayabildik. Elimde sihirli bir değnek yok. Geldiğim günden beri çok yoğun çalışıyorum. İlk kez kendime boş bir gün bulabildim o da bugün. Yenileme sürecine çok geç başladık. Bir kaç oyuncu sadece 3-4 tane idman yapabildi. Dün akşam başkanımız ve taraftarımız gibi ben de hayal kırıklığı yaşadım. Kolay olmayacağını ve yarın da her şeyin düzelmeyeceğini biliyorum. Daha fazla çalışmamız gerekiyor. Daha önceki çalıştırdığım takımlarda da bunları yaşadım.

"Tuhaf tuhaf şeyler gelişiyor"

Trabzonspor'a ilk geldiğimde yine kötü bir dönemdeydi. Sezon sonu kendimizi geliştirdik ve Avrupa Kupası'na katılmıştık. Biraz zamana ihtiyacımız var. Ben de 3 gün sonra her şeyin düzelmesini isterim ancak mümkün değil. Legia Varşova maçında iyi bir maç çıkarttık. Kaybetmemize rağmen taraftarımız bizi alkışladı. 12 net pozisyondan faydalanamadık. Yaşadığımız tüm sakatlıklara rağmen Varşova maçında klasik iki net penaltımız verilmedi. Aynı zamanda iki kırmızı kartın da verilmediğini gördüm. Hakem kararları bizden yana değil. Ben bile Trabzonspor'a geldiğimden beri 2 defa tribüne gönderildim. Kariyerim boyunca ben 1 kere cezalandırılmıştım. Tuhaf tuhaf şeyler gelişiyor bunun farkındayım. Her zaman kolay olmayabiliyor.

"Mağlubiyetten nefret ediyorum"

Hayatım boyunca hem futbolcu hem de özel hayatımda neleri başarabildiğimi iyi biliyorum. Bunlar çok çalışarak oldu. Mesleğime aşığım. Mağlubiyetten nefret ediyorum. Bir maç kaybettiğimde hasta oluyorum. Bunu gizlemiyorum da.

'İhanet' açıklaması

İhanet kelimesi üzerinden bir çok polemik duydum. Bu kelimeyi neden kullandığımı çok iyi biliyordum. Dün kaybettiğimiz maçın önemi benim için büyüktü. Bu maçı çok çalıştık, konuştuk. Başkanımız çift prim sözü vermişti. Maç sonrası oturdum ve bunun muhasebesini yaptım. Takımım elinden geleni yapmadı. Bazı futbolcuların daha fazla istekli,agresif ve hırslı olmasını beklerdim. Teknik ve taktik kararlarımıza uygun davranmalarını beklerdim. Bunların olmaması benim için ihanettir. Varşova maçını kazanmamıza rağmen oyuncularımı tebrik de etmiştim.

"Hesabı soyunma odasında sorarım"

Ben her şeyi dile getiririm. Maç sonrasında oturdum ve muhasebe yaptım. Neler hazırladıysak olmadı, yapılmadı. O yüzden oturup kendime çok soru sordum. Taraftarın memnuniyetsizliğini de gördüm ve kalkıp taraftarlardan özür diledim. Benim özürüm takımı korumaktı. Çünkü ilk sorumluluk daima hocadadır. Hayatım boyunca bir futbolcumu medya önünde eleştirmedim. Soyunma odasına bazı oyunculara hesap sormak tabi ki olabilir. Benim istediklerim yapılmayınca futbolculara hesap sorarım. İlk idmanda bütün üzüntümü futbolcularıma belirteceğim. Yeterince oynamayan futbolculara fırsat tanımıştım ve bu fırsatı değerlendirmeleri gerekiyordu. Başkanımızın tedirgin ve üzüntülü olduğunu da futbolculara söyleyeceğim. Başkanımız bu takımın iyi olması için her şeyi yaptı. Maç esnasında bir çok değişiklikler yaptım rakibin dengesini bozmak için. Daha farklı,üstün şeyler beklerdim. Bazı konuşmalarımız soyunma odasında kalmak zorunda. Soyunma odasının ihaneti konuştuklarımızın medyaya yansımasıdır. Kulübün en önemli yeri soyunma odasıdır. Soyunma odasındaki gücü sahaya yansıtırsınız. Burada ihanet yapan birisi çok kötü bir şey yapmış olur ve ben buna hiç saygı duymam.

"Bütün tekliflere ve paralara rağmen..."

Onlarca gazeteci ve binlerce insan bana "Neden Trabzonspor" diye sordu. Ben arkadaşıma 8 sene önce söz verdim. Geçen sene bir çok defa da bir araya geldik. Sayın başkan Trabzonspor'u çok seviyor. Ben onun için takımın başarı kazanmasını çok istiyorum. O da ben de zor anlar yaşıyoruz. Bütün tekliflere ve paralara rağmen ben sözümün üstünde durdum ve arkadaşıma, başkanıma yardım etmek için Trabzon'a geldim. Bu durum şu anki futbol dünyasında pek olağan değil. Yüzde 100 değil, yüzde 101 Trabzonspor'a motiveyim. İki aydan bu yana ilk kez izin yapıyorum, o da bugün.

Transfer açıklaması

Temmuz'un 13'ünde geldiğimde bana bir takım sunuldu. 24-25 kişilik bir takımdı ve bu oyuncu grubuyla Avusturya'ya kampa gittik. Kampa gittiğimiz andan itibaren bu oyuncu grubunun istekleri ve arzuları yerine getiremeyeceğini anladım. Bunlar genç ve muhtemelen yetenekli futbolcular ama kulübün beklentileri daha yüksek. Avusturya'da bir maçın peşinden başkanımızla oturdum ve gerçekleri açıkladım. Yeterince takviye yapmazsak kulüp hayal kırıklığı yaşayabilir ve ikinci lige düşme tehlikesi yaşayabilir dedim. Başkanımız elinden geleni yaptı ve 15 günde transferleri gerçekleştirdi. Yapabildiğimiz transferleri gerçekleştirdik. Bütün transferlerde benim onayım var diyemeyeceğim. Medjani ve Belkalem'de çok yardımcı oldum ve ücretsiz şekilde geldiler. Ben burada olmasaydım büyük ihtimal gelmezlerdi. Transfer döneminde yabancı oyuncularla sıkıntımız vardı. Alçakca şantaj yaptılar. Haftalar boyunca kulüp göndermek istedi ancak onlar gitmek istemedi. Transferin son gününde göndermeyi başarabildik ve son anda 3 transfer yaptık. Çok aceleye geldi. Bir takımı hazırlamak için 6 ay - 1 seneye ihtiyaç var. Dünya Kupası'ndan sonra sadece 5 gün tatil yaptım ve buraya geldim. Daha erken de gelemezdim. Ocak'tan beri takımı hazırlamak isterdim ama mümkün değildi. Oyuncu grubunu alıştırmak biraz süre istiyor.

"10 senelik sözleşme..."

Cezayir beni göndermek istemiyordu. Hatta Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile görüşmelerim oldu. Federasyon Başkanı bana 10 senelik sözleşme teklif etti. Öncesinden gitme kararı almıştım. Cezayir'den gururlu bir şekilde ayrıldım. Dünya Kupası'ndan sonra Cezayir'de milyonlar bizi karşıladı. Bunu unutamam, bunlar duygusal anlar. Cezayir halkına, cumhurbaşkanına ve başbakana teşekkür ettim. Bunların hepsi İbrahim Hacıosmanoğlu'na verdiğim sözden dolayı. Ne olursa olsun sözümü tutarım.

"Ronaldinho, Yaya Toure..."

Ronaldinho, Yaya Toure gibi futbolcularla çalıştım. Yıldız oyuncu ile çalışamaz sözü tamamen uydurma. Saha içerisinde titizimdir. Hiç bir futbolcumla kavga etmedim ama işini yapmayan futbolcumla konuşurum ve memnuniyetsizliğimi ifade ederim. Bu farklı bir çalışma stilidir. Ronaldinho, Toure gibi oyuncularla hala bağlantım var. Yıldız futbolcularla değil de kendini yıldız sanan futbolculara sorun yaşıyorum.

"Malouda hem insani hem de sportif..."

Malouda hem insani hem de sportif yönden hayal kırıklığı. Kulübe ve başkana çok zarar verdi. Sözleşmesine ben el attım düzeltmek ve yardımcı olmak için. Bu yardımımın ertesi günü "Takım umrumda değil" gibi ifadeler kullandı. Bu duyduklarım ve yaşadıklarımın ardından başkana hemen göndermemiz gerektiğini söyledim. Benden önce çalışan hocalar da Malouda hakkında bir şeyler paylaştılar benimle. O yüzden başkanımıza Trabzonspor'a gelecek yabancıların iyi seçilmesi gerektiğini söyledim. Sadece para yönünü düşünen futbolcuları değil çalışmasında diğer futbolculara örnek olan futbolcuların gerektiğini belirttim. Bazı oyuncular ne zaman ve nasıl idman yapacaklarını kendilerine yer etmişler. Ben de bu yok. Buna saygısızlık yapan futbolcular kulübü terk etmelidir.

"Oscar Cardozo..."

Geçen maçta Cardozo 90 dakika oynadı. Dün 45 dakika oynadı. Cardozo Trabzonspor'a geldiğinde yüzde yüz hazır değildi ve bir sakatlığı vardı. Onu oynatmak istiyorsanız farklı bir oyun stili oluşturmak gerekiyor. Umarım yakın zamanda fiziksel yönden kendini geliştirir. Fiziği daha iyi olabilir ve ondan sonra teknik yönden de daha iyi seviyelere ulaşabilir. Cardozo oynadığı zaman yeterli pas alamadı. Bir kaç gün önce kendisiyle özel bir görüşmem oldu. Kendisinden bir şeyler istedim. Farklı bir takıma geldiğini söyledim. Benfica'daki kaliteli oyuncuların burada olmayacağını söyledim. O yüzden kendisini biraz daha geliştirmesini belirttim. Kendini biraz daha boşa çıkartması gerekiyor.

"Antrenörüm bile sakatlandı"

Onur Kıvrak çok iyi çalıştı bizimle beraber. Hatta kendisi hayatı boyunca bu kadar çalışmadığını söyledi. 1-2 kilo verdi ve uluslararası düzeye çıktı. Papadaopoulos ve Konstant ciddi sakatlıklar yaşadı. Dört tane ayak kırığı sakatlığı yaşadık. Ben hayatım boyunca böyle sıkıntılı süre geçirmedim. Hatta kondisyoner antrenörlerimden biri bile sakatlandı. O da 6 ay bizden uzak kalacak.

"Fazla transfer ve Vahid hoca...

Fazla transfer ve Vahid hoca ile şampiyonluk yaşanır algısı yaratıldı. Futbolu daha fazla bilen insanlar bu durumun bu şekilde olmayacağını anlaması gerekir. Bir takımın oyun kimliğini oluşturması için zamana ihtiyacı var. Bu süreyi Trabzonspor'da bulabilir miyim bu soruyu kendime sormuyorum. Olursa hem benim hem de Trabzonspor için güzel bir durum olur. Olmazsa yapacak bir şey yok. Ben o yüzden 1 senelik sözleşme imzaladım. Daha uzun bir sözleşme imzalayabilirdim. İşler kötü giderse kulübü sıkıntıya sokmamak için uzun bir sözleşme imzalamak istemedim. Olursa olur olmazsa arkadaş olarak ayrılırız. Dün maçtan sonra kendime "Vahid burada ne yapıyorsun" dedim. Bazı kişiler bizim yoğun toplantı yapmamızdan ve videolar izlememizden şikayetçi oldu. Her şeyi anlayabilirim ama geçen maç sergilediğimiz oyun gibi şeyi anlayamıyorum.

Hacıosmanoğlu yolları ayırmak isterse...

Hacıosmanoğlu yolların ayrılacağını bana söylerse tokalaşır ve yemek yeriz. Hesabı kim öder bilmem ama arkadaş olarak kalırız. Varşova maçında çok fırsat bulduk ama gol olmadı. Maçı 6 forvet ile bitirdik. Ben de forvet oyuncusuydum bu golleri nasıl kaçırdığımızı anlayamıyorum. Aynı şekilde Fenerbahçe maçında da oldu birçok fırsattan yararlanamadık.

"Waris ile özel olarak görüştüm"

Waris arkası dönük oynuyor. Takım arkadaşından pas aldıkça kendini gösterecek. Bir gol atarsa kendine geleceğini düşünüyorum. Onunla da özel görüşmem oldu ve Waris kendini göstererek gollerini atacak.

"Başkan primi ikiye katladı"

Bildiğim tek şey var o da başkanımız ve benim zor anlar yaşadığımız. Belki o benden daha zor şeyler yaşıyordur. Başkan olarak ilk defa böyle bir dönemde zor anlar yaşıyor. Bir çok maç öncesi yanımıza geldi. "Takım için neler yapabilirim" diye sordu. Ben primi ikiye katlayalım demedim o kendisi gelip sürpriz yaptı. O yüzden maçın sonunda kendimi çok garip hissettim. Başkan için çok acil galibiyetlere başlamak istiyorum. O yüzden futbolcular sorumluluklarını taşımalı. Hatalı Vahid hoca olsun ama oyuncular da sorumluluklarını alsınlar çünkü sahada olan onlar.

Ben futbol sevdalısıyım. Maçı o an takımla beraber yaşarım. Bazı meslektaşlarım oturur bir şey demez, hareket etmez. Ben takımla yaşarım o anı. Heyecanım takımı da motive etmek amaçlıdır. Son maçlarda hakem kararlarından memnun değilim. Hakemlerin bilerek yaptıklarını sanmıyorum ama 1 hafta boyunca yoğun bir çalışmanın ardından hatalı hakem kararı sizin çabanızı çalıp gidiyor. Varşova maçında kale çizgisinde olan hakemin görevini anlayamadım. Bazı hakem kararlarını kabul etmek zor oluyor. 2 defa tribüne gönderildim. Kariyerim boyunca 1 kere gönderilmiştim ama burada 2 defa gönderildim. Taraftar, başkan ve herkes gibi ben de sabırsızlıkla galibiyet istiyorum. Hayatım boyunca böylesi galibiyetsiz dönemden geçmedim. Kazanmayı çok seviyorum ve mağlubiyetten nefret ediyorum. Trabzon taraftarının değişik bir bağı var. Ben onları mutlu etmek isterim. Artık galibiyetin zamanı geldi.

"Savaşta yaralandım"

Savaş döneminde çok zorluklarla karşı karşıya geldim. Hatta savaşta yaralandım. Bosna Hersek'te ben de savaşa katıldım. Kendi şehrime, vatanıma yardım ettim. Savaş esnasında bir gün evime geldiler ve beni öldürmek istediler. Tesadüfen evden çıkmıştım. Eve döndüğümde her şey yıkılmıştı. 42 yaşında her şeyimi kaybettim. Bir kot ve bir gömlek ile kaldım. O andan önce zengin bir kişiydim ama 42 yaşından sonra farklı bir hayata başladım. O yüzden benim bir şeyden korkum yok. Savaş esnasında binlerce kişiye yardım ettim. Arkadaşlarım sırf isimlerinden dolayı öldürüleceklerdi. Savaş sırasında ne yaptıysam çok gururluyum. Bunları gözden geçirdikten sonra her şeyi ayırt edebiliyorum. Hiç bir şeyden korkmuyorum.