HARBİ HARBİ HARBİ...

İnsan dediğin harbi olur. İsterseniz insanın harbisine bakmadan harbinin tevelüdünü bir irdeleleyelim... Önce hangi kökene iltisaklı bir kelime olduğuna bakalım. Harbi, harbi harbi Arapça kökenli bir isim. Türkçe sözlükte harbi için şu karşılıklar verilmiş: 1. Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk, harbe 2. Doğru sözlü, mert 3. Temiz, hilesiz.. Harbinin harple alakası var mı? Var var ama hani teğet cinsinden... Biz sadete gelip harbinin "Doğru sözlü, mert" anlamıyla ilgili tarafıyla ilgilenelim. Kimler harbi olabilir bir sıralayalım... Öğretmenler harbi olabilir... Doktorlar harbi olabilir... İşverenler harbi olabilir... İşçiler harbi olabilir... Herkes harbi olabilir ama iki grup istisna... Bunlar siyasetçiler ve futbol hakemleri... Siyasetçiler ve futbol hakemleri, bırakın harbi olmayı bunlar zaman zaman harbin failleri olarak sahada fecaatı inşa ederler. Siyasette dünle bugün arasında bir ahenk bulmak çoğu zaman mümkün değil. Zaten dünle bugün arasındaki sapmaları vatandaş dile getirdiğinde bir siyasetçimiz "Dün dündür, bugün bugündür" dememiş miydi. Yine hiç bir araya gelmesi olası görülmeyen fikirler veya kişilerin buluşmasına kapı aralamak için "Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir" ibaresi boş yere mi söylenmiş. Hakemler de siyasetçiler gibi dün öyle bugün böyle çalar. Zaten onların çalmak mesleği. Düdük başka ne işe yarar allah aşkına. Ya düdükle çal ya da düdüksüz çal. Çal da nasıl çalarsan çal yani. Harbi olması mümkün olmayanlar, harbi olması mümkün olanları yönettikçe bilmem ki iki yakamız bir araya gelir mi!