Hasip öğretmen!
Geçen ay Lazkiye’den Türkiye’ye kaçan Türkmen Hasib öğretmenin anlattıkları kanınızı donduracak cinsten..
Bugünkü yazımda Aksiyon Dergisi’nde yer alan Hasib öğretmenin sözlerini, sizlerle paylaşmak istedim..
Taksim’in arka sokaklarındaki 3. sınıf motellerden birinde kalıyor. Korkmuş, sinmiş bir ruh hâli ile ortada. Yaşadıklarını, şahit olduklarını anlatırken bu ruh hâli daha da derinleşiyor. Konuşurken sözleri boğazında düğümleniyor, konuşamıyor.
Zira akıl sınırlarını zorlayan işkencelerden, hakaretlerden bahsediyor Hasib öğretmen!
Suriye’de yaşanan rejim çatışmasından dolayı Türkiye’ye kaçan yaklaşık 8 bin mağdurdan biri o!..
Eşi ve 3 küçük kızıyla kaçmış Suriye’nin liman şehri Lazkiye’den.
Suriye istihbaratı (Muhaberat) onun Türkiye’ye kaçtığını tespit etmiş. Deşifre olması durumunda ailesinin zarar göreceğinden endişeleniyor: “Eğer aileme ulaşırlarsa gözaltına alıp benim Suriye’ye geri dönmem için işkenceye tabi tutarlar. Bunun örneklerini yaşadık orada. Çünkü Türkiye’ye kaçanlar ile ailelerini ajan olarak görüyorlar. Ne olur, benden çok, anlattıklarımı yazın!”diyor.
Suriye devletine bağlı bir lisede Arap Dili ve Edebiyatı hocalığı yapan Hasib (32), nasıl olmuştu da peşinde istihbaratçıların olduğu bir devlet düşmanına dönüşmüştü?
“Tek suçumuz Türkmen olmak, Osmanlı olmak. Şam yönetimi bizi Türkiye ile ilişkilerin bozulma sebebi olarak görüyor. Biz bozmuşuz Erdoğan ile Esad’ın arasını! Ankara, Şam’a sertleştikçe iktidardaki Nusayriler üzerimize geldi. Evlerimize, camilerimize kurşun sıkıyorlar. Suriyeli Türkmenler diğer etnik gruplara göre daha kültürlü, eğitimli olduğu için çok rahatsızlar. Türkmen bölgelerinde sokak sokak gezip doktor, öğretmen, imam olmuş kim varsa suçsuz yere cezaevlerine koyuyorlar. Zorla ifadeler imzalatıp işkence ediyorlar. Bu tavırları yeni de değil. 1996’da bir gecede ülkedeki kültürlü Türkmenleri toplayıp hapse atmışlardı. Tam 7 yıl boyunca içeride tuttular. Bugün de ‘Türkiye’ye hizmet ediyorlar’ diyerek aynı muameleyi uyguluyorlar. Beni mayısta içeri aldılar. 6 ay boyunca işkence ettiler. İşkencelerden dolayı kalp krizi geçirdim. ‘Nasılsa ölecek’ diyerek bıraktılar. Ailemi alıp hemen Türkiye’ye kaçtım.”
Nusayri iktidarın rejim karşıtı gösterileri bahane ettiğini düşünüyor Hasib. Osmanlı’dan bu yana Türkmenlerden rahatsız olduklarını, dünden bugüne sudan bahanelerle Türkmenleri hedef aldıklarını belirtiyor. Gösterilerle ilgisi olmayanları bile işkencelere tabi tuttuklarını anlatıyor. “Ülkedeki gösterileri Türkmenlerin organize ettiğini yayıp gözaltılara zemin oluşturuyorlar. Rejim karşıtı gösterilerden sonra devlette var olan Türkmen karşıtlığı sistemli düşmanlığa dönüştü. Bundan sonra da normalleşmesi zor.”
İşkenceye tabi tutulan Türkmenlerin ne olursa olsun hastaneye gitmek istemediklerine de değiniyor Hasib hoca: “İçerideki bir arkadaşımın durumu kötüleşince hastaneye götürdüler. Biz iyileşip gelmesini beklerken daha kötü hâlde getirdiler. Nusayri bir hemşireye denk gelmiş. Kadın buna işkence etmiş orada. Bizimle birlikte kalan bir yaşlı amcanın da sakalına takıldılar. Kıllarını tek tek yolarak tıraş ettiler. Amcanın yüzü kanlar içinde kaldı. Ancak hapisteki Sünni Araplara bize davrandıkları gibi davranmıyorlar. Onları bir iki ayda bırakıyorlar. Türkmenlere Osmanlı’dan beri kin duydukları için daha kötü muamelede bulunuyorlar.”
Hasib öğretmen eşi ile üç kızının ‘şerefini’ kurtarmış olsa da aklı geride bıraktıklarında. Yaklaşık bir aydır Lazkiye’deki annesi, babası ve kardeşlerinden haber alamadığını söylüyor: “Babamı ölmüş görüyorum rüyalarımda. Ne hâldeler, nasıllar bilmiyorum. Korkumdan aileme telefon açamıyorum. Telefonlar dinleniyor çünkü. Muhaberat yurtdışıyla görüşen evleri tespit edip baskın düzenliyor. Eğer ailemi ararsam onları da içeri atarlar.”
Çalıştığı lise ile ders verdiği öğrencilerini de çok özlemiş. Ancak Esad rejimi yıkılmadan geri dönemeyeceğini vurguluyor: “Biz Türkmenler Suriye’ye hiçbir zaman düşmanlık yapmadık. Ülkenin bölünmesini de istemedik. Ben Nusayri öğrencilerimi Sünnilerden ayrı tutmadım. Ama Esad ve Baas Partisi bizi hep düşman olarak gördü. Bize hep Türk olmamızın bedelini ödettirdi. Bize insanca davransınlar, onlarla yaşamaya da razıyız.”
Ve ekliyor son sözlerini öğretmen Hasib;
“4 yaşındaki küçük kızım her gün evimize ne zaman döneceğimizi soruyor. Ben istemez miyim geri dönmeyi? Kendim yaptığım evimden duvarlarını öpe öpe ayrıldım.”
Sevgili okurlar çok ama çok şey anlatıyor bize bu sözler!
Arap dünyasında yaşananları hep birlikte izliyoruz..
Gelin cennet vatanımızın değerini bilelim..
Gelin birliğimizi hiç ama hiç bozmayalım!,
Hasib öğretmen çok şey anlattı bize!