HAYATIMIZDA OLUŞAN OBRUKLAR

Bu aleme gelmemizin, mevcudiyetimizin ve nefes almamızın gayesi; varlığa katkı sağlamak, bilgi üretmek, medeniyetin ilerlemesine, evrensel ve ahlaki boyutta bilim ve teknolojik çerçevede destek vermek. Velhasıl cihanşümul boyutta mevcudata, insanlığa faydalı olabilmektir.

Zihnimiz başka bir yerde tatildeyken, bedenimizle bir şeyler yaparak uzun zaman geçirdiğimizde, hayatımızın büyük bir bölümünde gerçekten var olmadığımız anlamına gelir. Var olmadığımızda da bu bize hayal meyal ama sürekli bir hoşnutsuzluk verir. Bu hoşnutsuzluk, her şeyle ve herkesle aramızdaki boşluk hissi, insan hayatının ana problemidir. Ve insan hayatında dolması mümkün olmayan boşluklar oluşturur.

Nasıl ki Konya ovasında oluşan Obruklar biz insanların etkisi, hor kullanımı, plansız ve programsız kullanımı ve de insanlığın doymak bilmeyen içgüdüleri ile oluştuysa ve aynı etkenler dünyamızı belli bir noktaya getiriyorsa, hayatımızda da obruklar oluşturmaktadır.

Elimize 3 kuruş para geçtiğinde yoksullarla, çocuklarla, hayatımızdaki insanlarla paylaşıp iç mutluluğumuzu çoğaltmak yerine sözde mutluluğu bulan şeylerde harcıyorsak. Hırsızlık yaparak bir şeylere sahip olduğunu zanneden insanlara, helal 2 liranın haram 5 liradan daha bereketli olduğunu anlatmadığımızdan boşluklar oluşmakta. İnsanları yanımıza alıp “bak bunlar kötü insanlar, onlara sakın yaklaşma” diyerek işaret parmağımızla hep onları gösterdik. Ama 1 parmağımız onları gösterirken, geride kalan 3 parmağımızın bizi gösterdiğini unutmayalım.

Çünkü herkes emniyette olmadıkça, hiç kimse emniyette olmaz. Yoksa hayata, dünyaya obruklardan bakmaya devam ederiz.