HAYIRSEVER VEFALI TÜRKİYEM!..


İyi okuyun..
Aman siz siz olun bundan sonra da hayır işi yaparken çok ama çok dikkatli davranın!..
İşi sağlama alın!..
Çünkü  bu ülkeye hizmet anlamında bir çivi çakarken, bir eğitim yuvası kazandırırken o yere 'HAYIRSEVER' olarak adınız veriliyorsa, bilin ki yarın o yerden isminizin kaldırılmayacağının veya isminize ortak gelmeyeceğinin hiçbir garantisi yok!..
Bilin ki yarın birileri gelir, sessiz ve derinden sizin yaptığınız okulu yeni sistem diye üçe böler, iki ile çarpar en sonunda da o hayır işinize emrivaki isim ortağı bulur!.
Haberiniz yoksa kim yaptıya gider!..
Bu işleri yapanlar da koca bakanlıklar olunca, o zaman ayıkla pirincin taşını!.
Çünkü ne hak, ne hukuk, ne yasa!.
Dedik ya kim yaptıya gider!.
Yasa masaya, hukuk guguğa demir atmış!..
Eeee!
Burası Türkiye, yok yok!..


Hayırsever olmanın bedeli de ağır oluyor bu ülkede..
İşte bir örnek..
Bakın ne oldu?
Bu ülkede İstanbul kulüplerinin dahi hiçbirinin sahip olmadığı yıllarda,  inanılmaz paralarla bu ülkeye ve Trabzonspor'a muhteşem bir tesis kazandıran, hayır işleri ile öne çıkarak Adana, Zonguldak, Gümüşhane (Gümüşhane'deki okulun açılışında vekaleten bizzat ben katılmış mesajını okuma gururunu yaşamıştım) olmak üzere ülkenin birçok noktasına eğitim yuvaları  kazandırıp, ismi verilirken çok sayıda öğrenciye burs da veren devlet eski  bakanı, Trabzonspor Onursal Başkanı Mehmet Ali Yılmaz'ın bakın başına ne gelmiş!..
Yılmaz'ın Türkiye vergi rekortmeni olduğu, 1.5 milyon gibi tiraj rekoru kıran Güneş Gazetesi’nin de sahibi iken  1984 yılında Adana'nın ihtiyaçlı beldelerinden Yatağan- Yüreğir'den gelen 'Okul istiyoruz' çağrısına anında cevap vererek kendi cebinden akıttığı paralarla, kendi adına yaptırdığı 'Mehmet Ali Yılmaz Ortaokulu'na 30 yıl sonra ortak geldi.
Yatağan Mehmet Ali Yılmaz Ortaokulu'ndan 30 yılda 100 bine yakın öğrenci mezun oldu.
Aralarından doktorlar, bilim adamları, öğretmenler açıkçası bu ülkenin her alanında hizmet veren nice öğrenciler çıktı. Her mezun olan öğrencinin CV'sinde eğitim öğretim durumu anlatılırken 'Mehmet Ali Yılmaz Ortaokulu' yazdı.
İşte hayırsever insanı da en çok mutlu eden olay hiç kuşkusuz budur..
Peki ne oldu?
Aradan 30 yıl geçti..
Bir Milli Eğitim Bakanlığı geldi, yeni sistem, şu sistem dedi okulu üçe böldü, üç ile çarptı(!). Mehmet Ali Yılmaz ismini taşıyan ortaokulu böldü bir kısmını Mehmet Ali Yılmaz İlkokulu yaptı, diğer kısmını da orta öğretime çevirerek okula sessiz ve derinden isim buldu!..
İşin özü bir hayırseverin yaptırdığı, 30 yıl eğitim öğretim veren okula ortak bulundu!.
Gel de bir hayırsever olarak isyan etme!.
Bu ülkenin eski bakanının, başarılı iş adamının, ülkeye spordan siyasete, iş dünyasına kadar önemli hizmetler vermiş bir ismin yaptırdığı okul üçe bölünerek adlandırıldı.
Mehmet Ali Yılmaz Ortaokulu'nun ismine hayatta olmayan eski bir siyasetçinin ismini siyaseten veren bakanlık, Mehmet Ali Yılmaz'ın ismini böldüğü okulun ilkokuluna verdi..
Kardeşim o okulu kim yaptı!
Mehmet Ali Yılmaz..
Yaparken sordun mu?
Yok..
İzin aldın mı yok..
Bakanlık olarak  yap veya  yaptır kendin bir okul, ver istediğin ismi !.
30 yıl önce Adana’nın bir beldesinden gelen 'Bize okul yap' çağrısına hayırsever olarak 'Olsun' diyerek büyük paralar harcayıp okul yap, 30 yıldır okulun ihtiyaçlarını gider, daha geçen yıl milyarlarca para harcayarak tadilat yap, o okul 30 yıl hizmet versin sonra bir bakanlık gelsin 'Eğitim sistemi değişti, okulu böldüm' desin, ismine ortak bulsun!..
Bu nasıl adalet.
Bu nasıl hayırsevere saygı..
Oldu bitti ile senin yaptığın okulu   yaptıran hayırseveri bilgilendirmeden ona sorma nezaketi bile göstermeden kafana göre isimlendir!..
Bu nasıl devleti yönetme anlayışı ve vefası!
Bu ülkenin hayırseverleri adına üzülmemek mümkün değil..
Kimsenin de sesi çıkmamış!
Görülüyor ki yapacağınız hayır işlerinin başına da mutlaka bir de bekçi dikmelisiniz!..
Baksanıza Trabzonspor'da bile tesislere verilmiş Mehmet Ali Yılmaz ismine karşı 'vefasızlık' besleyenlere karşı önlem almak gerektiği gerçeği de ortaya çıkınca, Adana'daki olaya ne diyelim ki!
İşte tablo bu!..
Bu ülkede vefa  bitmiş!..


Gelelim sadete.
Nereden, hangi taraftan bakarsanız bakın 'Vefasızlık' bu ülkenin kaderi olmaya başlamış!..
Ülkede yaşananlara da şöyle  bir bakalım..
Haklı ile haksızın yerini “Bildiğim bildik, yaptığım yaptık, kestiğim kestik, astığım astık” almış!
Bunun karşılığında bu ülkeye sadakat ile bağlı olması gerekenlere ise ne yazık ki “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” mantığı hakim olmuş!..
Duyarlılık tükenmiş!
Nasıl olsun ki!..
Tartışılmayan milli ve manevi hiçbir şeyin, hiçbir değerin öneminin kalmadığı, bu ülkenin her türlü nimetlerinden, bu ülkenin her vatandaşı gibi ayrımsız yararlanıp, bu ülkeyi bizlere emanet edenleri yattıkları mekanlarında rahatsız edenleri, ne yazık ki sessiz bir film gibi seyredenleri görünce sözün bittiği yerde değil miyiz!
Güneydoğu'da daha geçen hafta  hainler tarafından yakılıp yıkılan  okulları, daha dün bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün herkesin gözü önünde şehirlerin ortasında yakılıp yıkılan heykellerini acı ama gerçek sadece seyretmekle yetinmeye başladığımızı görünce sorulacak tek soru kalıyor..

TÜR

YEM
Mİ?