HEDİYEYE ENDEKSLİ SİYASET
Siyasi etik ilkeleri açısından incelendiğinde, siyasi partilerdeki adaylık yarışlarının vizyon ve projeler yerine maddi promosyonlara ve hediyelere dayandırılması, demokratik temsilin meşruiyetini zedeleyen ciddi bir yozlaşma sorunudur. Siyasetin temel amacı toplumsal sorunlara çözüm üretmek, ortak akılla kamu yararını gözetmek ve nitelikli politikalar geliştirmektir. Ancak bu sürecin maddi imkânların ve eşya dağıtımının gölgesinde kalması, seçmenin özgür iradesini ve karar alma mekanizmasını doğrudan ipotek altına almaktadır.
Adayların projeler hazırlamak veya kamusal meselelere çözüm aramak yerine hediye ve promosyon dağıtımına odaklanması, siyasetin niteliğini aşağı çekmektedir. Bu durum, bilgi birikimi ve liyakat sahibi kişilerin önünü kapatarak siyasi arenada niteliksizliğin kurumsallaşmasına yol açar. Toplumsal kalkınma, eğitim veya ekonomi gibi hayati meselelerin yerini ucuz promosyon materyallerinin alması, siyasetin toplumsal sorunları çözme kapasitesini tamamen tüketir.
Demokratik sistemlerin en temel öğesi, seçmenlerin hiçbir baskı veya yönlendirme altında kalmadan, tamamen özgür iradeleriyle sandığa gitmesidir. Dağıtılan defterler, çakmaklar, magnetler ve çeşitli hediyeler görünüşte masum birer hatıra gibi sunulsa da, aslında seçmen üzerinde psikolojik ve ekonomik bir tahakküm kurma aracıdır. Bu tür uygulamalar, seçmenin rasyonel tercihler yapmasını engeller ve oy verme davranışını rasyonel politikalar yerine maddi çıkarlara veya hediyelere endeksler.
Siyasetin bireysel kariyer planlarına ve "ben" merkezli hırslara indirgenmesi, "biz" bilincini ve toplumsal dayanışmayı zedeler. Ortak akıl ve kolektif sorumluluk duygusu yok olduğunda, siyaset toplum için yapılan bir hizmet olmaktan çıkarak, belirli çıkarların tatmin edildiği kapalı bir alana dönüşür. Seçim süreçlerinin maddi eşitsizlikler üzerinden yürütülmesi, mali gücü elinde bulunduran adayların avantaj sağlamasına ve fırsat eşitliğinin ortadan kalkmasına neden olur. Gerçek bir demokrasinin tesisi, siyasetin bu tür etik dışı araçlardan arındırılarak yeniden liyakat, şeffaflık ve toplumsal yarar eksenine oturtulmasını zorunlu kılmaktadır.
Ne yazık ki bu kirlilik, Trabzon siyasetinde “İlçe Başkanlığı” seçimlerine kadar bulaşmış durumda.