Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Kurulu üyesi, 1947 doğumlu sinema sanatçısı Hülya Koçyiğit, geçen hafta film festivali için Trabzon’daydı. Festivali çok beğenmiş, “Bunu uluslararası normlara taşıyın.” demiş. Tabii bu festival ilk değil; 10 yıl önceden Trabzon eski belediye başkanı, eski milletvekili Asım Aykan’ın kurduğu ANA-DER adlı dernek, “Muhteşem Bir Proje” adı altında bir sürü sponsorluklar bulmuş, yine bir festival düzenlemişti. Kurtlar Vadisi’ni çeviren sanatçıları getirmiş, bir de film piyasasında filmler çeviren bir organizatör bulmuş; binalar kiralanmış, tanıtım kokteyli, sonra antika arabalarında katıldığı Uzun Sokak’ta yürüyüşler, Zağnos Vadisi’nde şov yapılarak, çeşit dertlerle bir hafta sürmüş. Zorlu Grand Otel’deki festivalin kapanış yemeğine katılan eski bakan ve milletvekilleri, “İyi ki Trabzon’un festivali var.” diyerek yaptıkları konuşmaların ardından festival son bulmuş. Festival için kiralanan binaların, gazete ve televizyonlara verilen reklamların parası dahi ödenmemişti.
Şimdi yine bir festival düzenleyerek Trabzon’un adını dünyaya duyurmak isteyenlere hatırlatıyorum: Trabzon’un adını dünyaya duyuran, Trabzonspor gibi çok önemli bir enformasyon aracı var. Yurt dışında gittiğiniz her ülkede, gümrük kapılarında dahi pasaportunuzu görenler “En büyük Trabzonspor.” diyorlar. Siz bu festivallere harcadığınız paraları, bulduğunuz sponsorları Trabzonspor Kulübüne yönlendirseniz, kombine satışlarını arttırır, vergi daireleri her ay haciz göndermezler.
Bu sezon başında Galatasaray’a Uğurcan Çakır’ı satmasaydık, bir tek transfer yapamayacaktık. Tüm mali yükü Ertuğrul Doğan’a yıkıp ekranlara oynamak iş değildir. Taşın altına, başta sorumlular olmak üzere, herkes koymalı; vitrinlere oynamayı bırakmalıdır.