İHANETİ BU MİLLET AFFETMEZ
Bakınız tarihte bir öz anne, oğlunun hain diye adı çıkınca ne yapmış..
Bu yaşanmışlık bize çok şey anlatıyor.
Kütahya Domaniç’in dağ köylerinin birinde güzel mi güzel ve bir o kadar da zengin bir kız vardır. Oradaki bütün gençler de bu güzel kıza vurgundu. Fakat bu ciddi, gururlu kız kimseye yüz vermez. Nihayet aralarından birini beğenir ve onunla evlenir. Bir erkek çocukları olur. Son derece mesutturlar.
Bu mutluluk çok uzun sürmez bir süre sonra eşini cepheye gönderir. Muhtemelen Çanakkale’ye gider ve şehid olur.
Eşini kaybeden kadın her şeyini çocuğuna yönlendirir. Sessizce kederini kalbine gömerek tarlada tapanda çalışır ve oğlunu babası gibi bir yiğit olarak yetiştirir. Tek dileği bu yiğit oğlunun vatana hayırlı bir evlat olmasıdır. İstiklal Mücadelesi başlayınca oğul da gönüllü olarak askere gider. Ancak bir astsubayın yanlış emrine uyar ve düşmana yol gösterir ve kaçmalarını sağlar. Bu haber anneye “Oğlun casusluk etti, düşmana yardım etti, vatana ihanet etti” diye ulaşır. Bu uğursuz haberi alan anne hemen atına atlar ve oğlunun birliğine gider. Oğlunu çağırttırır. Oğlu annem geldi diye sevinir. Koşarak annesinin yanına gider. Annesinin elini öpecekken, atın üstünde vakurla duran anne “Vatana ihanet eden benim oğlum olamaz” diyerek silahını çeker ve göz bebeğinden bile esirgediği oğlunu oracıkta öldürür ve arkasında bakmadan atıyla tozu dumana katıp oradan uzaklaşır.
Tam yiğit bir Anadolu kadını olan bu anne ömrünün sonuna kadar Domaniç’in dağ köyünün birinde yalnız, kaderiyle baş başa yaşar ve ölür gider. Ne bir haberi olan olur ne de ondan bir haber alan olur.
Ama o dönemin gazeteci ve yazarlarından, aynı zamanda bir öğretmen olan Şukufe Nihal bu olayı İstanbul’da bir arkadaşından öğrenir ve bu olayı araştırmak ve o ananın elini öpmek için İstanbul’dan Bursa’ya gelir ve Bursa üzerinden Domaniç yoluna düşer. İnegöl’e kadar gelir ancak o günün şartlarında dağı aşarak Domaniç’e ulaşamaz. Bir başka zaman tekrar gelmek üzere geri döner.
Sonra hikayenin aslını öğrenir ve bu yaşanmış öyküyü romanlaştırır.
Şukufe Nihal, son dönem yazarlarındandır. 1896 yılında İstanbul’da doğmuş ve 1973’te vefat etmiştir.
Bu toprakların nasıl vatan olduğunun kısa bir hikâyesi olan bu öyküde bugünün FETÖ gerçeklerine de az çok bir cevap vardır.
Emir emirse uyulur.
Emir millete bir zulümse ona karşı koyulur.
Bunu idrak edemeyip yanlışa düşen kişi öz anası tarafından bile olsa vurulur.
Anlayana..