İKİ ORDU!..


Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizinde ortaya konulan belgeler de gösterdi ki, Türkiye tehdit hissettiği sınır ihlali sonucu yaptığı 10 uyarıya uyulmaması nedeni ile yüzde yüz haklı..
Bir ülkenin sınırları yol geçen hanı olamaz..
Hele hele belirttiğim gibi 10 kez uyarılmasına rağmen..
Ve Rusya’ya karşı bir art niyet beslenmediği bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “O uçağın Rus olduğu bilinseydi böyle olmayabilirdi” sözleri ile ortaya çıktı..
Putin’in iyi dost olduğu Erdoğan’ın bu mesajını anlamamak istemesi üzücü..
Uçak düşürme olayı bir kenara..
O olay olmasa dahi..
Türk devletinin hiçbir şey olmuyormuş gibi bölgedeki Türkmen kardeşlerini bombalamasını, Türkiye sınırına akın etmeye çalışmalarını seyretmesi mümkün mü?
Türkiye’ye yönelik bir dizi yaptırımı öngören kararnameyi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önceki akşam imzalaması krizi derinleştirmeye yönelik adım oldu..
Fakat Rus Haber Ajansı Rosbalt’ın  son birkaç günde uçak kriziyle ilgili düzenlediği ankette bile Rusların kimi   sorumlu tuttuğu apaçık ortaya çıkıyor..  
İşte ankette can alıcı soru ve cevabı:
Rusya, Türkiye ile ilişkilerini kimin hatalı hesapları yüzünden bozdu?

1. Kremlin (Putin) % 36.64

2. Rusya Dışişleri Bakanlığı % 2.85

3. Rusya Savunma Bakanlığı % 14.23

4. Rusya Güvenlik Konseyi % 3.23

5. Rusya Dış İstihbarat Servisi % 9.89

6. Türkiye’nin böyle davranacağı        
    tahmin edilemezdi % 33.16
Türkiye’de değil Rusya’da yapılan ankette verilen cevaplar bu.
Kremlin’e kendi halkı faturayı kesiyor. (1)

***

Rusya ile aramızda yaşanan kriz nereye gidecek bilinmez..
Ama Ortadoğu’da yaşanan gelişmeleri çok iyi irdelemek gerekir..
ABD’nin, Rusya’nın, Fransa’nın yakından ilgi alanı içinde tuttuğu Ortadoğu’da yaşanan gelişmelere Türkiye’nin kayıtsız kalmasını düşünmek mümkün mü?
Dün ülkemizin ünlü araştırmacı, tarihçi yazarı İlber Ortaylı’nın Suriye’de yaşanan gelişmeler noktasında son derece önemli bir analizi vardı..
Diyor ki “Bazı denklemlerin çözümü çok zor. Ortadoğu coğrafyasının sınırlarımız dışında kalan kısmı başımızı çevirip kendi minderimize kurulmamıza imkan vermiyor.”
Aynen öyle..
Ortaylı yazısında önemli noktalara parmak basıyor..
Bakın neler söylüyor..

***

“Suriye sorunu çıktığı vakit Hatay sınırındaki Halep Türkmeni dediğimiz büyük grup hesaba alınmadı. Oysa bizim çağdaş Suriye’de ilgilenmemiz gereken tek nokta buydu. Hatta hükümete yakın çevrelerden bir grubun ‘Türkmenlerin Şii olduğu, dolayısıyla Esad’ın Nusayri hükümetine yakın oldukları’ gibi hafif suçlama sesleri de duyuldu.
Bugün gelişmeler kaçınılmaz olarak mecrasına doğru ilerliyor. Suriye Türkmenleri Rusya’nın nüfuz bölgesinin bitişiğinde. Özgür Suriye Ordusu, Kürtler ve IŞİD’in ortasında kalan bu bölgenin Esadcıların ve Rusların hücum alanında kalması kaçınılmazdı. Belki bütün mesele bu konuda Rusya ile anlaşmaktan geçecekti. Şu anda Rusya ile karşı karşıya gelmekten endişe içindeyiz. Rusya ticaret partnerlerimizden. Bu kışı nasıl geçireceğimiz endişesi de var. Batılılardan önce genelkurmayımıza ve dışişlerinin eski kadrolarına kulak vermekten daha akıllıcası olamazdı.
Türkmenler ön planda
2 milyona yakın Halep Türkmeni ve Bayırbucak Türkmenlerinin ön planda ele alınması kaçınılmaz. Bilindiği üzere Gaziantep sınırlarımız içindeki Türkmen oymaklarının da büyük kısmı bu grupla yakından ilintilidir. Suriye topraklarının en bereketli bölümünde 1516 Osmanlı fethinden çok daha önce yerleşen bu Türkmen grupların Türkiye himayesi altında olduğu malum. Bazı denklemlerin çözümü çok zor. O nedenle dış politikada gerçekçi davranmak kuru bir slogan sayılmamalı.
Ortadoğu coğrafyasının bizim sınırlarımız dışında kalan kısmı istesek de istemesek de başımızı çevirip kendi minderimize kurulmamıza imkan vermiyor. Kuzeybatı Suriye birkaç yüz bin değil, 2 milyona yakın Türkmenin yurdu. Hatay’ın cenup tarafları Suriye’nin batı yöresine kültürel bakımdan yakın. Irak’ın kuzeyinde Sorani lehçesi konuşan Kürtler var. Musul gibi muhteşem bir vilayetin en yoğun nüfuslu bölgelerinde Türkmenler yaşıyor. Bunların konuştukları şiveler Anadolu’ya çok yakın. Bu ülkeyle bağları 1918’e kadar ‘tebaa-i şahane’den olmak üzeredir.
Dünya çok değişti
Bir sabah kalktıklarında yabancı bir toprağın ve devletin tebaası olduklarını gördüler. Ne var ki o devletler kendileri rayına oturmuş, kimliğine kavuşmuş, politikalarını tespit etmiş, uyruklarıyla uyum sağlayabilmiş teşekküller değildi. Üretimi düşük, ülkelerinin yönetmesi beklenen elitler tebaanın büyük bölümüyle uyuşabilmiş ve benimsemiş gruplar değildi. Falan veya filan etnik gruptan olanlar Suriye’de olduğu gibi orduyu meydana getiriyordu ve diğer asker gruplarıyla çatışıyordu.
Arap dünyasının birliğinden söz edenler kendi ülke parçalarında birbirine yabancı zümrelerin ve kabilelerin ortasında yaşıyorlardı. Durum değişmiş değil; üstelik Arap dünyasına yön vermek isteyen dış kuvvetler 1918’de ne kadar gerçeğin dışında projelerle işe girişmişlerse bugün de daha farklı değiller. Enerji kaynaklarımızın, hayat damarlarımızın iç içe bulunduğu bu dünyayla istemesek bile birlikte kurgulandık. Şimdi Rusya da var.
Şunu söylemek gerekir; 19 ve 20’nci yüzyılın imparatorluğu gibi o dünyayı tanımıyoruz. İktisadi ve askeri yönden o imparatorluktan daha güçlüyüz. Ama etrafımızdaki dünya da daha değişik ve örtülü biçimde daha acımasız.”
Ortaylı böyle diyor..
Ve ekliyor..
Dikkatle okumak gerek bu sözleri..
“Suriye sahnesine çıkan aktörlerin genel bir zaafı var.
Bunların düzenli orduları yok, olanlar da savaşçı vasfını yitirmiş.
 II. Cihan Harbi’nin büyük muharip askerleri bu teknik donanımı yüksek ordularda yer almıyor.
Tek istisna Rusya’dır.
Ve eski savaşçı vasfını koruyan Türk ordusudur.
Galiba Suriye problemini çözmenin kolayını buldular. Rusya ve Türkiye birbirine düşerse Ortadoğu’nun haritası yeniden çizilebilecek.
Değişiklik olacak. Uzlaşmalara gidilecek ama bu arada Batılılar insanları mahvedecek bir kurnazlık örneği sergileyebilecekler. Rusya ve Türkiye’nin bu oyunu durdurmaları gerekiyor tabii anlaşarak” (2)

***

İlber Hoca’nın bu tahlilleri çok dikkat çekici..
‘Türkiye ile Rusya birbirine düşerse!’ sorusu çok önemli..
Gaz verenlere dikkat etmek gerekir..
Kyn.1.29.11.2015   hürriyet.com.tr (2) Milliyet Gazetesi; İlber Ortaylı