İLK YARININ ARDINDAN...
Fazla söze gerek yok, neyin ne olduğunu cümle alem bir kez daha gördü..
Basit bir hesap yapalım.. Eldeki puanla başlayalım:
23 puanı var Trabzonspor’un.
En az 6 puanını gasp etti mi hakemler? Bu şike değil de nedir?
Trabzonspor kalesine gelen her 3-5 ataktan birinin gol olması, bir diğer ifadeyle Onur’un sakatlanması Trabzonspor’a kaç puana mal oldu dersiniz?
En az 6.
Etti mi sana 12.
En iyi adamı Onur’suz oynayan, onca haksızlığa uğrayan bir takım bu kadar puanı topluyorsa, iyi oynayan takımın neler yapabileceğini siz düşünün.
Evet, Trabzonspor iyi oynamıyor.
Ona rağmen; “iyi oynuyor” denilen liderin 13, GS ve BJK’nin 12 puan gerisinde..
O takımların da o puanları nasıl topladıkları, bir seri, bir hava yakalama adına hakemler tarafından nasıl kollandıklarını, Trabzonspor’un da nasıl doğrandığını bilmeyen/duymayan/ görmeyen yoktur herhalde.
Futbol sahada oynanan oyunların toplamı değildir. Futbolcu ve teknik adam için olmazsa olmaz “özgüvendir”
Trabzonspor’a kuyruk acısı olanlar, daha ilk haftada Trabzonspor’u yerden yere vurmaya, akla hayale gelmeyecek dedikodulara başladılar. Kısa zamanda takım ve camia üzerinde psikolojik etki yapmayı başardılar. Uzun lafın kısası, ulusalda pişti, bize de düştü.
***
Camia içerisindeki huzursuzluğa ve huysuzluğa ne demeli?
Saygı senelik izinde, sevgiyi görene-bulana aşk olsun..
Trabzonspor’u yönetenlere, ileri gelenlerine bakıyorsun, ilkokul çağındaki çocukların birbirine söylemeyeceği sözler, birbirimizi itibarsızlaştırmada üzerimize yok.
Renklere değil kişilere aşık olan taraftar kendi içinde bölünmüş.
Herkesin kendine göre lider ve teknik adam olması da ayrı bir dert.
Bunda da en büyük zararı tabii ki Trabzonspor görüyor.
Sözüm ona; herkes Trabzonsporlu ama icraata sıra gelince, bazıları alışverişte, bazıları değişik işler peşinde.
Trabzonspor’un rakiplerinde ufak bir sorun olsa, kolay kolay dışarıya sızmaz, sızdırılmaz. Trabzonspor’da yaşanmayan olay ve söylevler gerçekmiş gibi kamuoyuyla paylaşılır.
Örnek mi?
‘Cardozo Trabzon’da mutsuzum’ demişmiş. Gerisini anlatmaya gerek yok gayri..!
Cardozo’yu havaalanında 10 bin kişi karşılar, maça sıra gelince deyim yerindeyse tribünler sinek avlar.
Sigara 10 TL, yıldızlar karması Trabzonspor’u izlemek aynı para. Buyur buradan yak.
Mesela Waris?
Çocuk 22-23 yaşlarında. O yaştaki futbolcunun psikolojisini düşünün. Oysa sen ve ben, aynı yaşta olan çocuğumuz eve zamanında gelmediği için telefona sarılır “neden gelmediğini?” sorgularız.
Sen gel de bu takımın formasını giyen, eleştiri altında olan oyunculardan üstün performans bekle. Üstelik yeni kurulan bir takımsın..
Kimse kusura bakmasın; eleştiri kültüründen beslendiğimiz, birbirimizi sevmediğimiz, çıkarlarımızı düşündüğümüz bir kez daha görülmüştür.
Böyle bir ortamda değil yeniden yapılanan bir takım, dünyanın en iyi ekibini, en iyi futbolcularını Trabzon’a getirin sıradanlaşır. Çünkü o takımı oluşturan futbolcular da Trabzonspor’un formasını giyenler gibi etten-tırnaktan yaratılmışlardır.
Bir teknik adamın, normal bir oyuncuyu maça motive etmek için harcadığı enerjinin dokuz kat fazlasını yıldız oyuncuya harcaması gerekir. O şartlarda, öyle bir ortamda kaç teknik adam bunu başarabilir?
Trabzonspor camiası kendi içinde harcadığı enerjiyi şikecilere-Trabzonspor’un hakkını yiyenlere karşı harcasaydı, tabi ki sonuç çok daha farklı olurdu!
Sorarım: Trabzonspor’un kupasını gasp edenler için gereğini yap(a)mayan, kendi içinde birbirine düşen, değerlerine sahip çıkamayan bir camiayı hakemler ve ülke futbolunu yönetenler ne kadar tınlar?