İŞTE ÇÖZÜM SÜRECİ EVİ!..


İçlerinde vatan, millet ve bayrak sevgisi olmayanların, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şevkatli ellerine karşılık okulları, hastaneleri, işyerlerini, marketleri, bankaları, Atatürk büstlerini ve bayrakları yakıp yıkmaları karşısında bu zihniyetlerle neyin çözümü yapılacak sorusunu sormayan kalmadı?
Bu ülkede sadece Güneydoğu'da yaşayan vatandaşlarımızın mı sorunu var? sorusunu sormamak da mümkün değil artık!
Görülüyor ki bu ülkede Güneydoğu'da yaşayan vatandaşlarımızın, bölücü terör örgütü ve siyasi yandaşları tarafından açık ve net olarak kullanılması sorunu var!..
Şu bir gerçek ki bu ülkenin nasıl, Batısında, Güney’inde Kuzey’inde krallar gibi yaşayan insanların yanında, yoksulluk içinde yaşayan insanlar varsa  Güneydoğu’muzda, Doğu’muzda da aynısı var!
Sorun isyan sorunu!
Sorun 'Biz ayrıyız' sorunu..
Sorun devleti tanımama sorunu..
Sorun bölgedeki iyi niyetli insanlarımızın korku ile kullanılma sorunu..
Öyle olmasaydı daha yeni yaşadığımız olaylarla ülkenin yangın yerine çevrilmesini görür müydük?
O bölgenin zenginleri, aşiretleri çocuklarını; bir elleri yağda bir elleri balda büyük şehirlere, hatta yurtdışlarına üniversitelere, seve seve Türkçe-İngilizce eğitim almaya gönderirken, o bölgenin garibanlarının çocukları ise bölücü zihniyetler tarafından  ya dağa yönlendiriliyor, ya da devlete başkaldırmak için  sokaklara!..
O bölgeden çıkmış, Türkiye'nin en zengin iş adamları olmuş insanların, o bölgelere yatırım yaptıklarını, bir fabrika kuralım 'Çocuklarımız işsiz kalmasın' dediklerini gördünüz mü?
Açıkçası o bölgedeki bastırılmış, yönlendirilmiş duygularla yüklü insanlarımız, çocuklarımız kullanılıyor!..
Açık  ve net budur!..
Yani bu ülkede sorun sadece Güneydoğu'daki insanımızın sorunu değil ki!..
Bu ülkenin Batısının da derdi tasası var, Kuzey’inin de!..
Çözümse, Güneydoğu’nun olduğu gibi oraların da istekleri var..
Bu ülkenin her karış toprağının yoksulu da var, zengini de..
Çalışanı da var, çalışmayanı da..
Karadeniz'in yükseklerine, hatta Batı’daki illerinin el atılmayan yörelerine bakmakta fayda var...

***
Neden bu yazı..
Bu fotoğraf bu açıdan çok şey anlatıyor..
İzmit Cengiz Topel Havaalanı’ndan Konya’ya gitmek üzere havalandıktan sonra radardan kaybolan ve Kartepe’de düştüğü belirlenen Deniz Kuvvetleri Deniz Hava Komutanlığı’na ait Sikorsky tipi helikopter Türkiye’nin yüreğine dört şehit ateşi düşürürken, acı  haberin gittiği dört şehidimizden biri de Eskişehirli Astsubay Ömer Burak Öğüt’tü.
Şehit Astsubay’ın Eskişehir’deki baba evi  gelenlerle dolup taştı.
Evdeki taziye ziyaretlerini görüntüleyen ajansların geçtiği fotoğraflar, çok ama çok şey anlatıyordu..
O ev...
Ülkemizin Güneydoğusunda 'Özgürlük, hak arayışı, Kobani isyanı' denerek devletin tüm şevkatli ellerine karşı ortalığı yakıp yıkanlara, bu milleti millet yapan ortak duygu olan bayrağımızı dahi  yakanlara şehit babası emekli Hüseyin İzzet Öğüt ve şehit annesi Jale İlknur Öğüt'ün adeta gurur abidesini gözler önüne seriyordu.

***
Öğüt çifti;
Yememiş, içmemiş..
Bu ülkeye yararlı evlatlar yetiştirmeye çabalamış.
Yıllar süren bu çaba arasında da çocuklarını büyüttükleri evi ihmal etmiş, onunla ilgilenememişti. Yani Eskişehir’in Akcami Mahallesi’ndeki fedakarlıklarla yorgun düşmüş şehit Astsubay Üstçavuş Ömer Burak’ın büyüdüğü ev, çok şey anlatıyordu..
Duvarlarındaki rutubet..
Kaldırımın altında kalan giriş kapısı..
Naylonla kaplı pencereleri..
Demirleri görünmeye başlamış tavan beton..
Nerede ise yıkılacak, harabeye dönecek bir ev..
İşte bu ev, üç evlat yetiştirmiş anne babanın sessiz öğüdü gibiydi.
O, bu ülkenin bütün nimetlerinden yararlanan sonra da yakıp yıkanlara 'DERS' gibiydi.
Yoksulluk ise yoksulluk..
Garibanlık ise garibanlık..
Zorluklar içinde  'Bu vatana hayırlı evlatlar yetiştirelim. Bu ülke, bu bayrak, bu devlet bizim' diyerek devlete sadakat duygusu ile yemeden içmeden  çocuklarını büyütürken..
Hem ders verdiler..
Hem de şehit..
Eskişehir'deki şehit babasının evindeki dünden bugüne o derin çizgiler; 'Söz konusu vatansa gerisi teferruattır' diye, bir büyük ders olarak adeta haykırıyor..
Yakıp yıkmak için sokağa inenlere, çocuklarının sokakta kullanılmasına ses çıkarmayanlara haykırıyordu..
İşte çözüm süreci, işte bu aile ve bu ev!..
Vatana sadakatsa bu evin ta kendisi!.
Tabi ki anlamak gerek..