İSTİHDAM VE GÖÇ!


İstihdam yoksa ne yaparsanız yapın  göçü önleyemezsiniz. İstihdamı artırmanın yolu da kesinlikle özelleştirme değildir. Son 20 yılda bu şehirde Çimento fabrikası, Liman işletme, Telekom özelleştirilmiş SEK, EBK, TEKEL, FİSKOBİRLİK, SÜMERBANK, TEKEL, KÖY HİZMETLERİ BÖLGE VE İL MÜDÜRLÜĞÜ, SAĞLIK BÖLGE ANA TAMİRHANE, ORMAN BÖLGE ANA TAMİRHANE MÜDÜRLÜKLERİ kapatıldı da ne oldu?
Binlerce çalışan emekli edildi yani sokağa bırakıldı.
Bölgeye göstermelik teşvik verilerek bazı işletmelere ödeme kolaylığı sağlandı batmaları geciktirildi.
Yetmedi İstanbul, Ankara ve İzmir’de iş adamlarının defterlerinin kontrol oranı % 5 iken Trabzon'da %25’leri buldu.
İcra dairelerinin sayısı 5,  yedi emin garajlarının sayısı 15 buldu. Buna rağmen esnaf kredi kefalet kooperatifleri bankalar kredi limitlerini sonuna kadar açtı .
Bir de kendi icra ekibini kurdu. Borcunu ödemeyenin malına anında el konarak, anında satma dönemi başladı.
Bu şehirden yıllar önce İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi büyükşehirlere kim gitmişse bugün kalkındı.
'İyi ki gitmişim' dedi.
Batana pek rastlayamazsınız.
Giden mutlu olmuştur.
Bu kez Trabzon'a ziyaret için gelirken ağalar paşalar gibi  gelip ağırlanmışlardır!..
Değerleri anlaşılmıştır..
Burada ağır sanayi olmaz, bir tane çimento fabrikası var dumanı tüten, onu da kapatmaya uğraşıyoruz .
Şehri ziyaret eden Cumhurbaşkanı  'bunu buradan taşıyın' diyor, Büyükşehir Belediye Başkanı 'Bu fabrika şu tarihte kapanacak'  diyor.
Peki nereye gidecek?
Belli değil!
Çözüm neden aranmaz!..
İyi de  siz bu ülkenin diğer vilayetlerini gezmiyor musunuz? Bakın bakalım oralarda bacası tüten sanayi kuruluşunu kapatmak  bu kadar kolay mı?
Burada kapatmaya alıştık ya 'kapatın gitsin'.
İyi düşünmek lazım!..
Bu şehirde tek bir fabrika yok!
Varsa söyleyin..
Yani kapatmak bizde bağışıklık yapmış. Sonra da bir duşa kabin, parfümeri veya telefoncu dükkanını nerede ise devlet protokolleri ile  açıyoruz. Önce eskortlar gidiyor, sonra korumalar, en son da devlet adamları gidip törenle açıyorlar.
Biri eski biri yeni  iki bakan Beşirli’de bir çağrı merkezi açıyorlar, bir yıl geçmeden çağrı merkezi kapanmaya yüz tutuyor.
Bu şehirde bu çağda derelerin üstünden asma köprülerle veya ilkel teleferiklerle geçilirken, altından dere geçmeyen köprüler yaparak esnafın önünü kesmektir.
Hiç kimse bu iş yerlerinde sağlanan istihdamdan söz etmez. 'Ben planladım, ben yaptım oldu der' eleştireni de, devletin kürsüsünden sıkılmadan eleştirir.
İşte buyurun Fatih Parkı’nın önünde Havalimanı’nın önünde ve Moloz’da dev viyadükler yaptık, iyi yaptık güzel oldu diyen var mı ?
Yok
Peki trafiği çözdü mü?
Hayır.
Bu şehir için ortak akıl şart..
Ortak akıl ile hareket edildiği zaman kaybeden olmaz, kazanan çok olur. Ortak aklı kullanmazsanız, sizi eleştirenlere anında cevap verirseniz hiçbir yere varamazsınız.
Önemli olan özeleştiri yapmak, yanlışları tespit etmek, doğruları yaparak şehrin önünü her alanda açabilmektir.
Şakşakçılara gerek yok.
Eleştirilere kulak vermek kaybettirmez, kazandırır.
Dedik ya ortak akıl..
Unutulmasın önemli olan yarındır. Bugün yaptıklarınızın yarın en iyi şekilde hatırlanması 'Allah razı olsun. İyi ki yapmış. Ne kadar da güzel olmuş' denmesidir.
Yazımın başında belirttiğim gibi bu şehrin en büyük ihtiyacı istihdamdır!..