İTİBARIN GÜCÜN KADAR

Son üç yüz yıldır dünya üstündeki saygınlığımızı ve çekinilen bir devlet oluşumuzu ne yazık ki kaybettik. Kanuni döneminde Fransa’nın modasına dahi istediği ivmeyi veren devletten sadece kendisini savunma derdine düşmüş bir devlet haline geldik. Bunda ilimde ve fende gerekenleri yapamayışımızın etkisi oldu.

Hepimiz kusurluyuz. Solcusu, milliyetçisi, dincisi, liberali... Yani ayrım yapmadan hemen hepimiz sorumluyuz.

Ne var ki Osmanlı'nın duraklama ve gerileme devrinden bugüne aynı kültürün paydaşları aynı kompartımanda olmamıza rağmen memleket paydasında toparlanamıyoruz.

Bu nedenle de tokat üstüne tokat yiyoruz.

Aramıza sızan tek dişli canavar aramızdaki nifakı artırıyor, bizi bize düşürüyor. Tek dişli canavar ve onun ahvadı da bu halimize kıs kıs gülüyor.

Hal-i pürmelalimizi anlamak için ne güzel bir fıkra...

Okuyalım...

Bir tren kompartmanındayız. Yaşlı bir kadın, yaşlı bir adam, genç bir erkek ve genç bir kız görüyoruz.

Birbirlerini tanımıyorlar ve hiç konuşmadan seyahat ediyorlar.

Derken tren bir tünele giriyor, her şey kararıyor.

Karanlıkta önce bir öpücük sesi arkasından da şak diye bir tokat duyuluyor.

Tren tünelden çıktığında bakıyorlar ki genç adamın yanağı kıpkırmızı.

Yaşlı kadın düşünüyor: “Genç adam karanlıkta genç kızı öptü. O da onu tokatladı.”

Genç kız düşünüyor: “Herhalde genç adam, ben zannederek yaşlı kadını öptü. O da onu tokatladı.”

Genç adam düşünüyor: “Ben kimseyi öpmediğim halde tokatı yedim. Demek ki yaşlı adam genç kızı öptü. O da benim öptüğümü zannederek tokatladı.”

Yaşlı adam ise kıs kıs gülüyor: “Ben” diyor “karanlıkta kendi elimi öptüm ve genç adamı tokatladım. Şimdi çıksınlar işin içinden bakalım.”

Yaşlı adama emperyalistler, siyonistler ya da batı yaftası yakışıyor. Peki diğer kişiler partilerimizdir dersek mübalağa mı yapmış oluruz!

Sanmam.

Bence tam isabet.