İYİ BİR MİLLET OLABİLMEK!


Bütün siyasi düşüncelerinizi kafanızdan atıp şu ülkeye bir bakın!
Kavgasız olmayan tek kurumumuz yok.
Siyasette ne milli birlik var ne dirlik...
Milli konularda bile hakaretin biri bin para!..
Ülke meselelerinde bile bir araya gelemeyen bir TBMM yapısı...
Üstüne üstlük yumruk yumruğa, hakaretin ekranlara yansıdığıbir TBMM!..
Ekonomi hallaç pamuğu gibi atılıyor!..
Yüksek faiz kurtarır mı? hesabı yapılıyor..
Dolar ve Euro'ya fren işlemiyor...
Millet, zam kazığının sessiz isyanında!..
Kendi kendimizi yiyip bitirmekle meşgul olurken dıştan ve içten kıs kıs gülen güçler!..
Yani elle tutulur bir yanımız kalmamış!..
Terör bitti ama özerkliğe dua eder duruma düşülmüş!..
Zemin hazırlığı yapılıyor!..
Kusura bakmayın ama burası neresi?..
Bilincimiz köreltilmeye çalışılıyor!..
Ulus mu dersiniz, millet mi, halk mı?..
Ne derseniz deyin!..
Çünkü o güzel kavramları bile adamına göre değiştiriyoruz!..
Bakın Dünya’nın oluşumundan bu yana birçok uygarlık ve toplum gelip geçmiştir. Bir ulus, bir millet olarak bir arada yaşayabilen, kendine özgü medeniyet ve kültürlerini bir çatı altında koruyabilen toplumlar, günümüze kadar gelebilmişler ve güçlü olarak yaşamaya devam etmektedirler.
Bakarsanız görürsünüz..
Birçok uygarlık bu unsurları koruyamadığı için içlerine atılan nifak tohumları sonucu yok olup gitmiş, bir kısmı da güçlü olanların hâkimiyetleri altında zayıf biçimde yaşayarak günümüze ancak gelebilmiştir!..
İyi ve güçlü, uygar bir millet olabilmenin yolu bellidir...
Tarih bilincidir!..
Bir milletin kendi geçmişi ile ilgili medeniyeti ve kültürünü, zaaflarını ve güçlerini, doğruları ve yanlışlarını, nelerden ya da hangi toplumlardan baskı ve zarar gördüklerini doğru araştırmak ve bilgiler edinip, doğru tahlil ederek geleceğe ışık tutmak o milletin şiarı olmalıdır.
Bu şiar;
Vatan bilin- cidir..
Üzerinde yaşadığınız vatan topraklarının size nasıl intikal ettiğini, onu nasıl korumanız gerektiğini bilmelisiniz. İhanet etmeden size nasıl intikal etmişse siz de gelecek nesillere doğal yapısını koruyarak zarar vermeden intikal ettirmelisiniz. Onu iyi korumalısınız.
Bir başka prensip;
Dil bilincidir..
Şayet kendi medeniyet ve kültürünüzün varlığını dünyaya kabul ettirmek istiyorsanız kendi dilinizin gelişimine ve güçlenmesine gayret göstermelisiniz. Başka kültürlerin ve dillerin baskısı ve etkisi altında kalan dillerin varlığını sürdürmesi söz konusu olamaz. Türk milleti gibi Türkçe’nin bu büyük ulusun milli birliğinin temeli ve olmazsa olmazı olduğunu asla unutmamalısınız.
Bir başka ilke;
Hukuk bilincidir..
Toplumların yaşayışlarını düzene sokan kuralların, o toplumun her kesimine eşit olarak uygulanmasına özen gösterilmelidir. Bir kesimin diğer bir kesime üstünlük sağlaması halinde hukuk bilincinden söz edilemez. Kurallara herkesin azami dikkat etmesi gerekir. Eğer kanunlar, birilerine yaptırım gücünü kullanıp hüküm verirken bir başkasının şahsiyet ve gücünden dolayı onu es geçiyorsa ya da göz yumuluyorsa veya bilerek ihlal ediliyorsa o toplumda hukuk ve hukuk bilincinin olduğundan söz etmek mümkün değil.
Milli devlet politikalarının, adamına göre değişmemesidir!
Halkın iradesinin temsil edildiği yerde yani TBMM'de ‘Önce Türkiye Cumhuriyeti’ diyebilen, uzlaşabilen bir iktidar ve muhalefet yapısıdır özlenen.
Tarih bilinci olmayan, yurt bilinci taşımayan, dil bilincini kaybeden, hukuk bilincini erozyona uğratan, milli devlet politikası üzerinde hem fikir olamayan, milli politikalarda bile bir araya gelemeyen sadece 'ben iktidar olayım' kavgası içine giren, devletin dinamiklerini erozyona uğratan anlayışlarla, devletlerin bir büyük ulus olarak ilelebet varlıklarını sürdürebilmeleri mümkün mü?
Allah aşkına bakın şu 17 Aralık ve sonrasına!
Kim halinden memnun!..
Nereye gidiyoruz?
'45 günde devrialemin faturasını kim ödüyor'
'Sana ne kardeşim' diyorsanız eyvallah!..

***************************************************************************************

TEŞEKKÜRLER...

Geçen yıl, bugün yola çıkarken ‘Neden Trabzon’da yeni bir gazete daha’ sorusunu sormuşsunuzdur. Cevabımız ‘Farkı okuyarak yaşayacaksınız’ olmuştu..
Aradan 365 gün geçti..
Bugün 1 yaşındayız..
Sözümüzü tutmak için büyük bir gayret içinde olduğumuzu ve bölge basınında her yönümüzle farkımızı ortaya koyduğumuzu düşünüyoruz.
Çünkü gazetelerin asıl sahibi siz değerli okurlarımız, gazetelere karneyi verenin de yine siz değerli takipçilerimiz olduğu gerçeği ortada iken ‘Farkı okuyarak yaşayacaksınız’ sözümüzün her geçen gün daha da belirgin bir şekilde anlam kazandığını görüyoruz.
Artık bölgenin her yönü ile güçlü ve farklı bir gazetesi var!..
Dünden daha güçlü, daha kararlı, daha da heyecanlı bir şekilde bölge basınında ‘son nokta’ gerçeğini ortaya koyduğumuzu ve sonuçlarını almaya başladığımızı görmenin mutluluğunu yaşıyoruz.
İsmi üzerinde sonnokta!..
Ötesi yok..
Temel amacımız; herkese, her görüşe karşı eşit mesafede olmak, herkesin kendini bulabildiği, doğru haber ve bilgiyi sağlayan, dürüst yorum ve değerlendirmeleri, Türkçe’mizi de en güzel şekilde kullanarak, okurlarına sunan bir gazete olmaktır.
sonnokta ailesi olarak başta farklı yayıncılık anlayışı ile yerel medyaya soluk kazandıran, görselliği, haberciliği, tarafsızlığı, yazarlarının tespitleri ile halkın sesi olan, çok farklı ve elit bir gazeteyi her sabah siz değerli okurlarımızla buluşturuyoruz. Karşılığında, sizden aldığımız güçle yürüyüşümüze devam ediyoruz.
Yola çıkmadan önce ‘Yapamaz’, yola çıktıktan sonra ‘Götüremez’, yol aldıktan sonra ise ‘5-6 ay gider’ olmadı, ardından ‘Bu gazetenin sahibi Osman Diyadin değil’ gibi çirkin dedikodularla yıpratılmak istendik. Buna rağmen, hiç kimseyle gereksiz polemiklere girme gereği duymadan, sağa sola cevap verme gereği hissetmeden önümüze baktık.
Sizden aldığımız güçle bugüne kadar hakkımızda kötü düşüncelere sahip olan herkesi hayal kırıklığına uğrattık, uğratmaya da devam edeceğiz.
Bu gazetenin gerçek sahibi Gazeteci Osman Diyadin değil, siz değerli okurlarımızdır.
Size verdiğim güven ve sizden aldığım güçle bu yola çıktım. Allah’a şükür ki dün olduğu gibi bugün de mahcup olmadım.
Bu gazete sizlerle doğdu, sizlerle bir yaşına ayak bastı. Allah’ın izni ile sizlerle nice yıllara koşmaya devam edecek... Bugüne kadar emeği geçen herkese minnetarız.
Binlerce teşekkürler sevgili okurlarımız..
Sağolun, varolun...