KABAK TADINDA ŞİKE


Cenazeyi kıldıracak imam bulunamadığından bir kiliseden yardım istendi. Yardıma Fener Rum Patriği Bartelemeos koştu. Ben bir aziz gönderip işinizi görürüm dedi.
Oda Tv'den Asiye'yi gönderdi.. Zira Asiye yazısında şaibeye arkalanan kadın azizeydi.
İş Asiye'ye kaldıyse Soner Yalçın yandı..
Çünkü adının ikinci harfine bir 'ö' koymak yeter..
Ey insan olanlar sözüm size..
Trabzonspor'un hakkını iç edenler gerçek bir katil..
Şampiyonluğu kaybettiğimizde dört insan intihar etti..
Gözyaşları sel oldu aktı..
O gözyaşlarını dikkate almayan herkes katildir..
Çalınan paralar, Federasyon payları ve hepsinden önemlisi bir öğretmenin (Şenol Güneş) kariyerini sıfırlayanlar..
Bir yılla bunu ödeyemez.
Dava UEFA ve CAS'a gitti..
Orada hava alanlar yerelde istedikleri gibi kabağı bulunca başına başına vurdular..
Gelin kabak hikayesini ve sonunu bir okuyalım..
Vaktiyle bir derviş berbere gider. Berberden saçını dibinden kazımasını, sakal ve bıyığını kısaltmasını ister. Tereddütsüz bir şekilde berber koltuğuna oturan derviş:
- “Vur usturayı berber efendi!” der.
Berber, dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş de aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, yağız mı yağız, bıçkın mı bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak:
- “Kalk bakalım kabak, kalk da tıraşımızı olalım!” diye kükrer.
Dervişlik bu... Sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden.
Berber, mahcup olmakla beraber kabadayının pervâsızlığından da korkmuştur. Ses çıkaramaz.
Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa baslar. Küstah kabadayı, tıraş esnasında da boş durmaz; sürekli aşağılar dervişi, alay eder:
- “Kabak aşağı, kabak yukarı!..”
Tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası, yokuştan  hızla kabadayının üzerine doğru gelir. Kabadayı kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir, kabadayının karnına batıverir. Kaşla göz arasında babayiğit kabadayı oracığa yığılır kalır, ölmüştür. Herkes bir anda olup biten bu olayın hayret ve şaşkınlığı içindedir. Berber de şok olmuştur; bir manzaraya, bir dervişe bakar ve dervişin beddua ettiğini düşünerek gayr-i ihtiyarî sorar:
- “Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?”
Derviş mahzun, düşünceli cevap verir:
- “Vallâhi gücenmedim ona. Hakkımı da helâl etmiştim. Gel gör ki, kabağın bir de sâhibi var. O gücenmiş olmalı!
Evet kabağın sahibini öğrendiniz..
Araba oku size de tam isabet ederse bizden bilmeyin..