KAÇAZNUNİ'NİN RAPORUNU TBMM'DE OKUYUN!



Kaçaznuni'nin  Osmanlı döneminde yaşananları anlattığı, 1923 yılında Bükreş'te yapılan Ermeni meselesi ile ilgili Taşnak Partisi toplantısında sunduğu rapor gerçekleri bütün çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Kendi imzasını taşıyan Rus arşivlerinde bulunan rapor, Türk Hava Kurumu tarafından Rusçadan Türkçeye tercüme edilerek kitap haline getirilmişti.

Açık ve net bir şekilde  Ermenistan'ın ilk başbakanının sözde Ermeni soykırımının ne olduğunu anlatan, asıl soykırımı Ermenilerin yaptığının açık itiraflarıdır.

Ve Türk milletini, atalarını sözde Ermeni soykırımı ile suçlayanlara ise en güzel cevap niteliği taşıyor.

İddia değildir..
Kayıtlıdır..
Belgelidir...
Arşivlidir!

Yıllarca soykırıma uğradıklarını iddia eden ve dünya kamuoyunu baskı altına almaya çalışanların ve ne yazık ki içimizdeki sözde Ermeni soykırımının tanınması için can atanların, bütün tezlerini çürüten Ermenistan’ın ilk başbakanının 128 sayfalık raporu, TBMM çatısı altında mutlaka ama mutlaka okunmalıdır ki birilerinin yüzleri kızarsın...

O rapor Türklerin Ermeni soykırımı yaptığı iddialarını kesin bir dille yalanlayan, yakın tarihe ışık tutan belge niteliğindeki sözlerinin yer aldığı kitaptır.. Ermenilerin Osmanlı İmparatorluğu'na karşı nasıl bir ihanet içinde olduklarını da açıkça  gözler önüne sermektedir!.

Bu büyük milletin meclisinden okunmalıdır bu rapor.

Bakın Kaçaznuni neler söylüyor, neleri itiraf ediyor.

OPERASYONA KATILDIK

1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmadığı dönemde, Güney Kafkasya'da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Sadece birkaç hafta içerisinde Ermeni devrimci Taşnaksutyun Partisi hem bu birliklerin kurulmasına hem de Türkiye'ye karşı gerçekleştirdikleri askerî operasyonlara aktif biçimde katıldı.

BARIŞI SABOTE ETTİK!

Türklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artık hepimiz Türklerin düşmanı olan İtilaf devletlerinin kampındaydık. Türkiye'den "Denizden denize Ermenistan" talep etmekteydik. İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye'ye göndermeleri ve hâkimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika'ya resmî çağrılar yaptık. Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türklerle savaştık. Öldük ve öldürdük. Artık, Türklere ne gibi bir güven telkin edebiliriz ki?

GERÇEKLERİ GÖREMEDİK

Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya'ya bağlandık. Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vadettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiçbir zaman devlet olamadık.

AKLIMIZ DUMANLAŞMIŞTI

Biz Ermeniler kayıtsız şartsız Rusya'ya yönelmiş durumdaydık. Herhangi bir gerekçe yokken zafer havasına kapılmıştık. Sadakatimiz, çalışmalarımız ve yardımlarımız karşılığında Çar hükümetinin Ermenistan'ın bağımsızlığını bize armağan edeceğinden emindik. Aklımız dumanlanmıştı. Biz kendi isteklerimizi başkalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin sözlerine büyük önem vererek, kendimize yaptığımız hipnozun etkisiyle, gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık.

TÜRKLER DOĞRU YAPTI

1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu bir tehcire tâbi tutuldu. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Bu yöntem en kesin ve uygun olanıydı. Kızgınlık ve korku içinde bulunan biz Ermeniler, 'suçlu' arıyorduk ve bu suçluyu Rus hükümeti ve onun kalleşçe politikaları olarak belirledik. Siyasal açıdan olgunlaşmamış ve dengesiz insanlara özgü bir şaşkınlık içinde, bir uçtan diğerine savrulmaktaydık. Rus hükümetine karşı dünkü inancımız ne denli körü körüne ve temelsizse, bugünkü suçlamalarımız da o denli körü körüne ve temelsizdir.

BARIŞ TEKLİFİNİ REDDETTİK

1914-1918 yıllarında emperyalistlere karşı savaşlarında bozguna uğrayan Türkler, direnerek iki yıl içerisinde tekrar kendilerine geldiler. Yeni genç ve milliyetperver duygularla hareket eden bir nesil ortaya çıkarak, Anadolu'da kendi ordusunu yeniden organize etmeye başlamıştı. Türkiye'de millî bilinç ve kendisini savunma içgüdüsü uyanmıştı. Onlar küçük Asya'da istiklâllerini hiç olmazsa bir şekilde temin edebilmek için Sevr Antlaşması'na askerî güçle karşı koymak zorundaydılar. Bizim bu dönemde barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Çok geçmeden sınırlarımıza askerî operasyonlar başladığında, Türkler bizimle bir araya gelmeyi ve görüşmelere başlamayı teklif ettiler. Biz ise onların bu teklifini geri çevirdik. Bu büyük bir hataydı.

HERKES BİZİ KANDIRDI

Kaderden şikayet etmek ve felaketlerimizin sebeplerini kendi dışımızda aramak acıklı bir durumdur. Bu bizim (hastalıklı) milli psikolojimizin karakteristik bir özelliğidir ve Taşnaksutyun Partisi de bundan kaçamamıştır. Sanki uzak görüşlü olmamız bir kahramanlıktı, çünkü isteyen herkes, Fransızlar, İngilizler, Amerikalılar, Gürcüler, Bolşevikler tek kelimeyle bütün dünya bizi kolayca aldattı, atlattı ve ihanet etti."

Osmanlı'dan, Akdeniz'e uzanan bir Ermenistan talep ettik. Derhal gönüllü birlikleri oluşturduk, Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vadettiği Ermenistan hayali vardı, gerçeği göremedik.

***
İşte “Türkler Ermeni soykırımı yaptı, tarihi ile yüzleşsin” diyen küstahlara, içimizde Batı'ya, ABD'ye şirin görünmek için  telafisi zor mesajları verenlere en güzel cevaplardan biri de bu rapordur..
Evet madem sözde Ermeni soykırımı gündem!
Buyurun, kendi ağzınızdan değil..
O Ermenilerin ilk başbakanının raporunu milletin kürüsünden millet adına okuyun!
Bu millet iktidarıyla muhalefetiyle bunun için size oy veriyor..