KANDIRILAN ÜLKE TÜRKİYE
İçeride de kandırılmalar yaşadık. Kimi zaman cemaatler çuvala koydu bizi kimi zaman da başka iç yapılar.
Bizi acayip kandıran biri daha var. O da PKK ve avaneleri.. Devletimizin başındakiler terörle müzakere yapılarak işin sulha bağlanacağı yalanına inandırıldı. Oysaki terörün daha ilk kurulduğu günde 27 Kasım 1978'de Diyarbakır'ın Lice İlçesi Fis Köyü'nde aldığı kararlardan bir adım dahi geri atmayacağı belliydi.
Kuruluş felsefesi Rus mantığına dayanan ve imansızlık üzere konuşlanan bu örgütün damarlarında Ermeni kanı aktığı ve ayrıca bilimum Türk düşmanı kanallardan beslendiği bilinmeyen bir şey değil.
Böyle bir örgütün lideriyle fiş fişlerle bu sorunun çözülemeyeceğini bilemeyecek kadar noksan bir istihbaratla nereye kadar diye insan düşünmeden edemiyor.
Kırsalda terör faaliyeti yürüten örgüt şehirlere sokulamazken adına barış süreci denen yalan bir süreçle şehirlerin içine çöreklenmiş oldu. Şimdi terör faaliyetlerinin stratejileri de mücadele şekilleri de değişti.
Şehirde kimin hangi evde ne kurguladığını artık bilmek durumunda kalındığı bir süreçle karşı karşıyayız. Operasyonlar düzenlerken boş arazide olmadığın için sivilleri de hesaba katarak bir pozisyon almak durumundasın.
Bütün bu gaileleri başımıza açanlar kimler..
Öncelikle hükümet bunu sorgulamalı.. Terörle müzakere ile sonuç alınacağına hükümeti kim ikna ettiyse bugünkü manzaranın da sorumlusu odur.
Bu odaklar devletin içinden miydi, yoksa teröre yakın duran siyasi payandalar mıydı veyahut dış kaynaklı bir akıl mı bunu dikte ettirdi? Bütün bu soruların yanıtı bugün Doğu ve Güneydoğu'daki zor duruma düşüşümüzün müsebbiplerini bulmada bize kolaylık sağlayacaktır. Çünkü aynı odakların yarın bizi başka kötülüklere sürüklemesini bu odakları bilmediğimiz zaman başka nasıl engelleyebiliriz?
Gelelim işin sıcak konularına.. Terör artık şehirlerde.. Örgütün yastığı ve yorganı olan insanlar tek tek tespit edilerek, özellikle severek yardım yapanlar varsa onlar terörden sorumlu tutularak gözaltına alınmalıdır.
Devleti tutmamanın bedelinin terörü desteklemekten daha pahalı olacağı herkese hissettirilmeli, bu bağlamda stratejiler geliştirilip uygulanmalıdır.
Terörle ekmek arasındaki bağlantıyı da iyi kurmak gerekiyor. Bir devlet memuru terörün yanından yakınından geçiyorsa onu derhal işinden edecek girişimler hiç acımadan devreye sokulmalı, devlette çalışıp devlete kurşun atmanın ne anlama geldiği öğretilmelidir.
Terörün panzehiri acımasız olmaktır. Büyük bedelleri olduğunu insanlar bilmezse her kirli boyaya bürünür çünkü.